- Kategori
- Kişisel Gelişim
Yılın başında mı yolun başında mıyız?
Hepimiz 2013 yılına girerken kendimiz ve herkes için sağlığı, mutluluğu, başarıyı, zenginliği kısacası güzellikleri diliyor temennilerde bulunuyoruz. Peki, biz kendimiz için tüm bu güzelliklerin gerçekleşebileceğine ne kadar inanıyoruz? İnanıyoruz diyelim inandığımız nedir? Tüm bu güzellikleri başkaları mı bize sağlayacak yoksa biz kontrolü ele alıp tüm bunları kendi gücümüzü kullanmak için elimizi taşın altına koyup yola çıkacak mıyız? Bu dilekleri gerçeğe çevirmek için biz 2013 te neler yapmaya hazırız?
Ben buna görünenin ardındaki görünmeyene ulaşmak için yola çıkmak diyorum. Umutlar beklentiler daima hayatımızın içinde… Elbette bunlar olacak, yaşama heyecan ve anlam katacaklar. Bununla birlikte bizler halen düşünme bağımlılığı içinde imkânsızları ve olamayacakları kendimize anlatmaya devam ettikçe, yargılamaya, kınamaya, öfkeye, korkulara güç verdikçe ne yazık ki bu olumsuz duyguların hayatımızdaki yansımalarına tanık olmaya devam edeceğiz. Yüzeysel mutluluk oyunları oynayarak, pozitif düşünüyorum diyerek ya da kendimi sakinleştirmek için şunu bunu yapıyorum diyerek hayatin gerçek sorumluluğunun üzerine sürekli bir kapak kapatmış olacağız.
Söylediklerimi şu anda yüzlerce benimle ayni misyonu paylaşan kişiler de söylüyor belki… Bununla birlikte 2012 yılı sonu itibariyle dümeni eline almaya kararlı insanların bizler gibi değişimi bizzat köklü şekilde yaşamış ve kendi hayatlarının lideri olmuş, belki yeniden doğmuş kişileri rehber olarak seçmesi ve süreci deneyimleyerek başarıya ulaşmaları hayat hikayelerini yeniden yazmaları cesaret verici ve uyanışın yayılmaya başladığının da bir göstergesi olsa gerek…
Peki ne yapmalıyız? Nasıl yaşamdan istediklerimizi alacağız?
İki yıldır aktif olarak birçok kişiyle görüştüm, eğitimler, seminerler verdim. Gördüğüm en net ve kesin olan bir şey vardı. “Sen değiş dünya değişsin” Neyi değiştirmekten bahsediyorum? Yaşama bakış açısını mı? Genel tanımlama ile evet ancak bu değişimin anlamı daha derin ve özel… Değişim içimizdeki dünyada başlıyor. Düşüncelerimizin biz olmadığını kabulle başlıyor. Düşünenin ardında neyin olduğunun peşine düşmekle başlıyor. Kimliklerin düşünceler ile yapıştırılan etiketler olduğunu, hayatin yönetimini ele almanın, düşünceler ile düşüncelerin ardındaki gerçek benliğin ince çizgisini bilinçli olarak ayırt etmekle başlıyor. İşte o zaman bir adım ileri gitmiş oluyorsunuz.
Tutunduğumuz düşünce kalıplarının biz farkında olmadan hayat çizgimizi belirlediğini görüyoruz. Sağlık, başarı, mutluluk, bolluk bereket, zenginlik ve ilişkilerin ardındaki gizli şifrenin, egosal mantığın geçmişten bugüne programladığı bir oyunu yönetme stratejisi olduğunu anlıyoruz. Bazen kendimizin mağdur ve mutsuz olduğunu düşünsek de şikayet etsek de yine de aynı durumların içinde bulunmaya devam ettiren kontrolsüz bir gücün olduğunun farkına varıyoruz. Çünkü içimizde bizi kahraman yapan şeyin kalpten geçtiğini değil mantık sorularının cevapları olduğuna şartlamış oluyoruz kendimizi… Hatta vicdan dediğimiz sevgi kaynağını kendi hayatımızın ana rehberi olabileceğini unutup vicdanı kendimiz için değil başkalarının hayatlarını kurtarmak bir nebi kahraman olmak için kullanıyoruz. Yargılıyoruz, başkalarını olduğu gibi kabul etmek bize büyük bir acı veriyor. Sürekli kendi doğrularımızı birilerine diretip duruyor insanları değiştirmeye zorluyor sonra yine kendimizi mutsuz ediyoruz. Geleceği çerçeveler içinde şimdiden belirleyip şimdi bu anda olan bitenleri kabul edemiyoruz. Şimdide olmayı, AN’ı yaşamayı acısı tatlısıyla kabul etmekten daha çok, “bırak üzülme” ya da “ idare et sabret” deyip geçmekten ibaret sanıyoruz. Değişimin bugün bu anda olacağını ve değişim kararını bu anda alarak bizi tutsak alan duyguların, olguların, nesnelerin, düşüncelerin etkisinden kurtulabileceğimiz gerçeğini yine bizi yöneten mantığımız sabote ediyor.
O zaman düşüncelerin kontrolünü ele alabilir miyiz? Evet… Şimdide olabilir tüm kararları burada alabilir yeniden bir yaşam haritası çıkarabilir miyiz? Evet… Tutunduklarımızı bırakabilir, yargılarımızı, korkularımızı, bizi sınırlayan inançlarımızı değiştirebilir miyiz? Kesinlikle Evet… Peki, gereken nedir?
Girdikleri değişim yolculuğundan sonuç almış insanları, sonsuz ilahi gücün her daim yanınızda olduğunu referans alıp mantığınıza bunları değiştirebilirim, yeniden yazabilirim inancını inandırmak… Sonra da harekete geçme kararını bugün şu anda vermek…
Çünkü inanmadığınız hiçbir şey siz olamazsınız siz sadece inandığınız kadarsınız.
2011 yılı başında bu satırları bu kadar net ve kararlı yazabileceğimi ben bile düşünmüyordum. Geçen iki yıl bana çok ama çok şey öğretti. Eminim 2013 te daha bir sürü şeyi öğrenmeye devam edeceğim. Öğrenirken de paylaşabilecek, yaşayabilecek, keyfine varabileceğim. Benim en büyük dileğim kendi hayatımda sağlık, mutluluk, huzur, bolluk, bereket ve aşkla 2013 yılında uykudan uyanma kararını almış birçok insanla yolumu kesiştirerek bu sürecin keyfine varmak… Tüm insanlığın da 2013 yılında sevgi, karar ve yola çıkma anahtarlarını kullanarak kendi hayatlarında sağlığı, başarıyı, mutluluğu, bolluğu bereketi ve güzel ilişkileri kendi güçleri ile sürekli hale getirebilmelerini diliyorum.
Şeker gibi anlar dileğimle, Sevgiler,
Gamze Sağıroğlu