- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yine aynı hataya düşmeyelim, ne olur…

On yıl önce miydi, yaklaşık olarak sanırım, intihar eylemleri gösteriliyordu televizyonlarda, saatlerce… Günlerce, her bir ayrı kişi…
Hiç birinin sonrasında ne olduğunu bilmiyoruz, sonrası değildi ki medyanın o zamanlardaki derdi…
Hani, duysaydık, tedavi oldu, iş buldu, hatta güzel bir aile de kurdu…
Devam ediyor bu arada ilaçlarına da…
Adam/kadın deseydi ki, yanlış yapmışım, bakın artık aştım!...
Yalnızca intihar girişimleriydi ekranlara yansıyan…
Kimilerininki yalnızca girişim, kimilerin ki sona gidiş…
O dönemler çok tartışıldı, epey bir süre izlendikten sonra bu tür görüntüler, fiştekleniyor mu acaba bazı kişiler?
Ardı arkası kesilmeyince, duruma el kondu; şöyle ki: intihar bir alternatif olarak algılanmaya başladı… O dönemin küçücük çocukları bile, en ufak bir talepleri karşılanmadığında, intihar ederim bak demeye başladı… Bu, o an için çok masumcaydı, ama sonuç ilginçtir ki intihar eğilimi çoğalmıştı!...
Ruhsal yapısı sağlam kimi yetişkinler için ise, bir tür hak arama çözümü olarak algılanmıştı…
Doğruydu da bir anlamda, bak, atarım ha kendimi köprüden diyen, derdi iş mi, eş mi, günlük çözümünü buluyordu hemen…
Üç gün sonrasını bilemiyoruz…
Eğilimi olanlar ise, hah işte, dediler…
Değilim ki bir tek ben!...
Demek ki yanlış değil yolum!
Anlamadınız ulan beni, hadi şimdi gününüzü görün!...
…
Üst üste boğazı kesilen kadınlar…
Boğaz kesme moda mı oldu?
En pratik öldürme çeşidi diye mi makbul bulundu?
Yoksa, iyi kötü aklından azı çoğu geçenlere örnek mi teşkil etti?
Hah, yalnız değilim, demek ki yanlış da değilim psikolojisi mi?
Bir dönemler bir hata yapıldı, sonucu bilinmiyordu, yaşandı, öğrenildi…
Aynı hatayı yapmamak adına, o dönemleri yaşamış medya mensuplarına çağrımdır: Lütfen, genç arkadaşlarınızı uyarın!...
Elbet, yaşananlar acıdır, elbet haber de olacaktır, ama ne olursunuz, manşetlere taşımayın!...
Gülgün Karaoğlu
Mart,29/08