- Kategori
- Kişisel Gelişim
Yine hedefimiz şaştı, zayıftan yana
Son günlerde artık neredeyse alışılma tehlikesinde kadın cinayetleri. Bir bölümümüz için yıllardır çok doğaldı zaten. Kadın mutlaka ölmesini gerektirecek koşulları yaratmıştı. Boynunu eğmemiş, sesini kısmamış, vurup vurup ferahlamasını sağlamamıştır erkeğinin. Sayısı çook fazla böyle düşünenin. Yoksa , erkekler bu kadar dolu dizgin gidemezlerdi. Bir konuyu irdelerken, her yanını delik deşik etmek isterim. Sonuç kendimizi bile utandırmalı bazan. Hiçbirimiz dışında değiliz olan bitenin. Erkeği onaylayan genel tavrı, hemen geçelim. Yeterince içimize işlemiş bir yargı.
Üniversiteleri bitirip, kariyeler için mücadele verip, özgür bir birey olmaya çabalarken epey de yol almışken üstelik, suratımıza inen tokatla, her öğrendiğimiz paramparça olur. Kendimizi teselliye alıp, kabullenmeye hazırlanmamız ne acıdır. Özgüvenimizi yerlere saçıp, idare et , dövmeyen mi var ayol, masalları dinleriz. Hemen boşanma kararı veren kadınlara, dayanıyoruz diye akıllılığımızı bile bildirmeye çalışırız. Derneklerde, partilerde, kadın konusundaki çalışmalar, kadınlar arasında yapılır.Kimse de, erkekler nerede, bu çalışma onlar için olmalı demez. Birbirini teselliden başka da etkisi yoktur bu çalışmaların. Ha bir de gidecek başka yeri olmayan kadın için, dışarı çıkma nedeni. Yani bu konudaki kişisel gelişimizde en büyük engelimiz, geleneksel kabullenme içindeki kadın tavrı. Daha acısı, modernlik sanılan, erkeği idare etmeyi zeka sanan, bunun için kadınsal oyunları, organları yarıştıran, bunun için yaşayan, yaşamında erkek yoksa hiç olduğunu düşünen, kadın türü.
Kapitalizmin, erkekler için yarıştırdığı zavallılık ortamı. E şimdi, kendi için bu kadar yarışan varken, erkek neye kızsa hırsını kadından alıyor. Yaşamında olmayan her sorunun çözümünden aciz hissettiğinde, cesareti yetmediğinde, sorunların artmasını da evdeki kadına, çocuğa bağlayabiliyor. Eh olmasalardı, o tek başına, yani daha kolaydı. Tabii daha da önemlisi, aşk , sevgi denen duyguların altı bomboş kavramlarla pompalanması. Sevgi, sevgiyi besleyecek ortamlarda yaşıyorsanız, gelişir. Yani kadın ve erkeğin ister aile ister yalnız, temel ihtiyaçlarını aşan, kendini gerçekleştirebileceği maddi koşulları varsa, ancak o zaman, insan iletişiminden, insanca sonuçlar bekleyebiliriz. Şu eğitim şart kolaycılığını da geçelim artık. Eğitim ancak, temel insani koşullara sahipseniz, etkilidir. Yoksulluğun dibindeki eğitim, ya intiharı, ya da satılmayı getirir. Kadına yönelik şiddetin ardında, derinleşmiş ekonomik dengesizlik, bir kısmının artık aldırmadığı yoksullaşma, bir yerlere yamanıp para bulanların çoğalması karşısında, oralara ulaşma yarışında her şeye kıyabilme, en zayıftan yaşamamanın öcünü alma...(.Psikoloji ve sosyoloji için ne zengin bir dönem, ne yazık ki)