​ Yoga ve depresyon / Yoga / Meditasyon / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '13

 
Kategori
Yoga / Meditasyon
 

Yoga ve depresyon

Yoga ve depresyon
 

Geçenlerde öğrencilerimden biri kendini sürekli yorgun ve mutsuz hissettiğini, kolunu kaldıracak gücü bile bulamadığını ve uykusuzluk çektiğini söyledi. Kendisine muhtemelen mevsim geçişine bağlı olarak yorgunluk hissettiğini ve bu nedenle belki bir süre boyunca meyve ve sebze tüketimini artırıp c vitamini almasını tavsiye ettim. Tabii ki vinyasa ya da hareketli yoga yapması da faydalı olabilirdi bence.

Derken öğrencim bir şey itiraf etti. Depresyonda olduğunu düşünüyordu. Ben bir doktor, psikiyatrist ya da psikolog olmadığım için olaya temkinli yaklaşmıştım ve yaz mevsiminin gelmesi ve havaların ısınmasıyla kendini yorgun hissedebileceğini düşünmüştüm. Ancak itiraf geldikten sonra öğrencime hemen bir psikiyatriste ya da psikoloğa gitmesini tavsiye ettim. O ise beni çok şaşırtan bir cümleyle karşılık verdi bana. “Ben doktora gidip de ilaçlarla uyuşturulmak istemiyorum. Sen yoga eğitmeni değil misin? Yok mu koskoca yoga camiasının depresyona karşı tavsiye edebileceği bir şeyler?” Hadi bakalım Burcu Hanım, yoga eğitmeniyim diye geçiniyorsun, nasıl cevap vereceksin?

Kendimi düşündüm hemen. Canım sıkkın olduğunda, ruhum sıkıştığında hangi asanaları yapmak istiyorum diye? Evet, beş dakikalık sürem doldu ve cevap veriyorum sevgili öğrencim. Seninle arkaya eğilmeler üzerinde yoğunlaşalım. Kalbini ve göğüs kafesini açalım. Sanırım mantıklı bir cevaptı.

Öğrencimi bu cevapla biraz rahatlattıktan sonra, bu konuyu ben biraz daha araştırayım; bir dahaki buluşmamızda ayrıntı konuşalım dedim. Hadi bakalım birkaç günlüğüne yırttın, peki ya sonra? Eve geldim. Önce geçen kış iki günlük yoga terapi eğitimine katıldığım Hintli guru Dr. Omanand’ın kitaplarını karıştırdım. Aldığım kitapta çok ayrıntılı bir bilgi bulamadım. Yoga üstadı Iyengar’ın “The Path to Holistic Health” (Holistik Sağlığa Doğru) adlı kitabını karıştırdım. Sadece uykusuzluk ile ilgili bir takım asana listesi buldum. Sonra aklıma geldi. Benim bir kitabım daha vardı “Yoga as Medicine” (Tıbbi Açıdan Yoga) adlı. Bir de ona göz atayım derken ne göreyim “depresyon” üzerine koskoca bir bölüm ayırmış. Ooh yaşasın.

“Depresyon” ile ilgili bölümü okumaya başladığımda çok ilgimi çeken bir cümleyle karşılaştım. Iyengar, “koltukaltlarınızı açık tutarsanız, asla ve asla depresyona girmezsiniz” demiş. Bir an ne demek istediğini anlamadım. Ama sonra, Iyengar’ın da benim tavsiyemden bahsettiğini anladım. Göğüs kafesini ve kalbini açmak, esnetmek… Bir başka deyişle arkaya eğilmeler…

Aynı bölümde, depresyonun belirtilerini okurken öğrencimin anlattıklarıyla benzer olduğunu gördüm. Günden güne hatta bir saatten bir saate değişen ruh hali, eskiden yapmaktan zevk aldığın şeylerden şimdi almaman, uyku sorunları, sürekli yatmak istemek, geceleri uyuyamamak…

Kitap, depresyonu tıbbi açıdan da tanımlıyordu. Beyindeki “serotonin”, “norepinefrin” ve “dopamin” gibi sinir ileticilerin seviyelerindeki düzensizlik, depresyona neden oluyordu. İşte bu nedenle, serotonin seviyesini artırmak için doktorlar depresyon teşhisi koydukları bir hastaya sakinleştirici ilaçlar yazıyorlardı. O halde, ilaç kullanmak istemeyen öğrencime ben ne tavsiye edebilirdim? Serotonin seviyesini yükseltecek yogik yaklaşımlar… Serotonin bize mutluluk veren, depresyondan ve endişeden uzak tutan bir hormon. Aslında tüm fiziksel aktivitelerin, sporun ve yoganın bedene mutluluk hormonu yaydığı bir gerçek. O halde her tür sporu ve yogayı tavsiye edebilirim bu öğrencime. Yalnız öğrencimin önceden gelen bazı sakatlıkları olduğu için ben güvenli bölgede, yani yogada, kalacağım. Özellikle bedeni ısıtan “surya namaskara” (güneşe selam) serileriyle başlayıp ardından “setu bandhasana” (yarım köprü), “urdhva dhanurasana” (tam köprü), “ustrasana” (deve), “salambhasana” (çekirge), “dhanurasana” (yay) gibi arkaya eğilmeler yaptıracağım. Bu duruşların bir kısmını “bolster” destekli de yaptırabilirim duruma göre. Öğrencimin o günkü beden esnekliğine göre karar vereceğim destek kullanıp kullanmayacağıma. Serotonin seviyesini artırmak için, beyne kan gitmesi de iyi bir yöntem olabilir. Bu nedenle “adho mukha svanasana” (aşağı bakan köpek), “prasarita padottanasana” (bacaklar geniş şekilde açık öne eğilme), “salamba sarvangasana” (omuz duruşu) ve “sirsasana” (baş duruşu) da yaptırabilirim. Ancak öğrencimi tanıdığım için en azından “sirsasana” yapamayacağını biliyorum. Ona “sasangasana” (tavşan duruşu) yaptıracağım. Ne de olsa başın tepesi yere geldiği için aynı etkileri alacağız. Hem uyku sorununa hem de depresyona iyi gelecek bu duruşlar.

Asanalara ek olarak, dersin başında ya da sonunda mutlaka meditasyon yaptıracağım öğrencime. Meditasyon, beyindeki serotonin miktarını artırır çünkü. Ayrıca, beyindeki alfa dalgalarını da artırarak bizi sakinleştirir ve daha kolay odaklanmamızı sağlar. Yani, meditasyon, depresyonu ve uyku sorunlarını çözmemize yardımcı olacak gayet doğal bir yöntem.

Kitabı karıştırırken, yoga ve Ayurveda’ya (Hint yaşam bilimi) göre depresyonu ikiye ayırdığını gördüm. Rajasik ve tamasik depresyon olarak… Başka bir deyişle, telaşlı/tedirgin/ajite depresyon ve atipik depresyon. Ajite depresyonun belirtileri, endişe, huzursuzluk ve düşünmeden hareket etme. Böyle bir kişinin nefesleri hızlı olup, nefes verişte sorunlar yaşama ihtimali oluyormuş. Atipik depresyonun belirtileri ise atalet, durgunluk, can sıkıntısı ve umutsuzluk. Böyle bir kişinin nefesleri sığ olup, nefes alırken sorunlar yaşıyormuş.

Öğrencim ile bu konuda konuşmamıştık. Ona nefeslerinin nasıl olduğunu sormamıştım. Bir dahaki görüşmemizde ilk soracağım soru bu olacak. Yine de kısaca belirtmem gerekirse, tamasik/atipik depresyondan mustarip bir kişi nefes almaya odaklı bir “pranayama” (nefesi özgürleştirme) tekniğini kullanabilir. “Ujjayi” (kahraman) nefesi böyle bir durumda faydalı olabilir. Rajasik/ajite depresyon geçiren biri ise nefes verişine odaklanan bir “pranayama” tekniği kullanabilir. Nefes verişini daha uzun tutabilir.

Tüm bunların dışında, depresyon geçiren bir öğrenciye mutluluk hormonunu artırabilmesi için güneş ışığından faydalanmasını, daha çok sebze ve meyve tüketmesini ve kafeinden uzak durmasını tavsiye edebilirim.

Tüm bunları uygulayıp yine de depresyondan bir türlü kurtulamıyorsa, o zaman artık bir doktora gitmesinde ısrarcı olurum çünkü yoga dünyası artık ona daha fazla yardımcı olamaz.

İşte bir soru, beni böylesini ayrıntılı bir araştırma yaptırmaya sevk etti. Kötü mü oldu? Hayır, asla. Üstüne üstlük çok da iyi oldu. Bu konuda çok da bilgili değilmişim, araştırıp bilgi sahibi oldum. Ancak şunu da gördüm: Ne olursa olsun, doğru mantık yürütmüş ve ilk anda en doğru tavsiyeyi vermişim öğrencime. Ne miydi bu? Arkaya eğilmeler, yani göğüs kafesini ve kalbi açmak. Bizler yoga eğitmeniyiz, doktor değiliz. Bir konuda bilgimiz yoksa öğrencilerimizi yanlış yönlendirmemeliyiz. Yetersiz olduğumuz yerde, yetersizliğimizi kabul etmeli ve bir araştırıp sana öyle döneyim diyebilme olgunluğunu gösterebilmeliyiz. Yoga gerçekten de çok büyük bir dünya ve içinde herkesin faydalanabileceği bir şey var. Sadece ve sadece doğru zamanda, doğru kişiye doğru tavsiyeyi verebilelim…

 
Toplam blog
: 201
: 432
Kayıt tarihi
: 08.05.13
 
 

Uluslararası Yoga Alliance onaylı hatha, vinyasa, yin ve prenatal yoga eğitmeni... Hayata bambaşk..