Yoğurdu kendim yapıyorum artık / Beslenme / Diyet / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '12

 
Kategori
Beslenme / Diyet
 

Yoğurdu kendim yapıyorum artık

Yoğurdu kendim yapıyorum artık
 

toprak kap en ideali


En önemli besin maddesidir yoğurt. Bebeklikten yaşlılığa herkese önerilir. Toprağımızın insanı sever yemesini. Sabah kahvaltıda da, gün ortasında da, akşam yemeklerinde de tüketiriz. Ayran yapıyoruz, cacık yapıyoruz, çılbır yapıyoruz. İçine müsli, meyve koyup ara öğünlerde afiyetle yiyiyoruz. Pilavla, ekmekle, havuçla karıştırıyoruz. Daha ne yörelerde, sofralarda ne çeşitler üretiyoruz kimbilir.

Son dönemlerde, evde hazır yoğurt yiyemez olduk. Bozulmuyor çünkü, sulanmıyor, ekşimiyor. Açıldıktan sonra üç ay raf ömrü biçiliyor. Tadı tat değil, kokusu hoş değil. Mayası yurt dışından getirtiliyor. Oysa, hangi topraklarda doğup yaşıyorsan, her şey gibi, o toprağın mayasını kullanmalısın. Bedeninin içeriği, senin toprağının içeriği. Yani sen neye ihtiyaç duyuyorsan, senin toprağında mevcut. Öyle olmasa, her meyve, sebze, hayvan tüm ülkelerde, kıtalarda var olurdu. Avustralya’nın kangurusu bizim sokaklarda dolaşır, Tayland’ın adını bile bilmediğimiz meyveleri bahçemizde yetişirdi. Kendi ülkemizde bile yetişen üzüm, portakal, elma yöresine göre adlandırılır.

Bunları düşünürken, yeni yıla yeni bir hediye geldi. Nazilli’den doğal sütten üretilmiş maya. Aldım ve ilk ev yoğurdumu yaptım. Nasıl mı?

Önce 1lt. Günlük süt aldım. Siz doğal süt getirtebiliyorsanız çok daha makbul tabii ki. Bir çelik tencerede sütü ısıttım. Isınan süte mayayı kattım. Karıştırıp, üzerini, bizim meşhur kırmızı şal ile örttüm. Bir gece kaloriferin yanında beklettim. Sabahleyinde hiç çalkalamadan, buzdolabına koydum. Bir gün sonra, sabah kahvaltı soframda son derece lezzetli bir yoğurt vardı. Sağlıklı, temiz,doğal. Ev halkı kase kase tüketti. Mideleri ekşimedi. Karınları doydu. Eve ayrı bir sevinç doldu. Kendimiz yoğurdumuzu yapmıştık. Üretmiştik.

Sıra paylaşmaya geldi. Yaptığım ilk üründen bir dolu tatlı kaşığını yine maya yapıp, yeni yoğurtlar yapacağım. Komşulara yoğurt ikram edeceğim, isteyene de maya. Çoğaltacağım, vereceğim.

Tüm bunları yazarken de düşünüyorum. Mayanın ne kadar önemli olduğunu. Hazır yoğurttan maya olamayacağını. Mayanın iyi olması, doğal olması gerektiğini. Hani deriz ya “mayası iyi” diye. İşte öyle, her şeyde geçerli. İyi maya, iyi sonuç getirir. Yoğurdu ele alalım mesela. Mayası iyi olmasa, nasıl yenir? Isısı, kullanılan kaşık, tencere, üzerine örtülen örtü, çalkalanmaması, beklenmesi,sabredilmesi, heves ve sevgi ile işe girişilmesi. Bir yoğurt için ne çok koşulun birarada olması gerek. Doğru zamanlama, doğru malzeme, iyi maya.

Üstelik, yediğimiz yiyeceğin manasını da giyiyoruz üzerimize. Ne yiyiyorsak, o oluyoruz. Yapay yiyeceklerle yapaylaşıyoruz. İlaçlı yiyecek ve içeceklerle, ilaçlı zihinlere doğru gidiyoruz.

Yoğurt, dönüp dolaşıp kendimize geldi, yaşamımıza yöneldi. Öyle ya, bugün göle maya çaldığımız yarın yoğurt olabilir. Ya tutarsa...

Tabii ki işin başka boyutları da var. O yüzden son söz Mevlana’nın Mesnevisi’den; hiçbir maya, asıl elde edilmesi gereken esere benzemez.

Çimen Erengezgin

 
Toplam blog
: 164
: 608
Kayıt tarihi
: 08.09.11
 
 

Yazar ve Yoga Eğitmeni ..