​ Yokoluş paradigması / Ruh Sağlığı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '09

 
Kategori
Ruh Sağlığı
 

Yokoluş paradigması

Yokoluş paradigması
 

Herkes yaşam süresinin her noktasında ölümle ilişki içinde yaşar. Bu bakış açısı yaşlılıktaki ölüm yönelimlerini anla­mamıza katkıda bulunur. Böylece yalnızca ölüm karşısın­daki tutumlara ilişkin özel araştırmalara değil, bilişe, za­man açısına, kişiler arası ilişkilere eğilen araştırmalara da yer vermek olanaklı olmaktadır. Genel bilişsel düzey ve üslup önemlidir; çünkü ölüm konusundaki düşünceler bi­reyin kendisini ve dünyayı yorumlama yeteneğiyle ilişki­lidir.

Zaman boyutu önemlidir, çünkü kişisel ölüm hep geleceğe ilişkindir; aynı zamanda geçmişteki kederler, ay­rılıklar, diğer yitimler ve tehditler de geriye bakışın ko­nularını oluşturmaktadır. Ölüm yöneliminin kökleri ilk kişilerarası yaşantılarda bulunabilir ve bu ilişkiler yaşam boyunca etkili olmayı sürdürdüklerinden ölüm yönelimi (death orientation) açısından önemlidirler.

Bir başka durumda ölümün insan hayatındaki tek mutlak gerçek eylem olduğudur. Bununla birlikte bu gerçeğin ötesinde oluşabilecek tamamen olasılıklara dayalı belirsizlik. Tıpkı yıllar önce ünlü filozof Blaise Pascal'ın yaptığı çıkarım gibi. Olağanlara ve olabileceklere boyun eğerek veya karşı çıkarak ihtimaller ülkesinin masum küllerinde yanmak.

Tanrı'nın varoluşuna oynayıp kazanırsak (yani, Tanrı'nın varoluşuna oynayıp kazanırsak (yani, Tanrı var ise eğer), o zaman kazancımız -bir büyük ödül olarak- ededî yaşamdır. Bu seçimi yapmış isek ve de Tanrı'nın varolmadığını bir şekilde ortaya çıkmış ise, kaybımız ebedî yaşam imkânıyla kıyaslandığında pek büyük bir kayıp sayılmaz: Dünyevî birtakım hazları kaçırmış, birçok saati ibadetle geçirmiş ve hayatımızı bir yanılsama içinde geçirmiş olabiliriz. Bununla birlikte, Tanrı'nın varolmadığı alternatifine oynamayı seçer ve kazanırsak (yani, Tanrı var değilse eğer), bu takdirde (en azından bu bakımdan) yanılsama içinde bu dünyadaki hayatın hazlarına, ilahî ceza korkusu duymadan, düşkünlük göstermek açısından tam bir özgürlüğün keyfine varırız. Fakat bu alternatife oynar ve kaybeder isek (yani, Tanrı'nın varolduğu ortaya çıkarsa), bu takdirde en azından ebedî yaşam şansını kaçırdığımız gibi, ebedî bir cehennem mahkûmiyeti tehlikesiyle dahi karşı karşıya kalabiliriz.

Pascal, kumarbazların bu alternatiflerle karşı karşıya kalması dolayısıyla, bizim için en akıllıca eylem tarzının Tanrı'nın varolduğuna inanmak olduğunu savunmuştur. Seçimimizin doğru olması durumunda, bu yolda ebedî hayata aday veya çok yakın oluruz. Tanrı'nın varolduğu alternatifine oynamış fakat yanılmışsak da, Tanrı'nın varolduğuna inanmayı seçmiş ama yanılmış olmamızla kıyaslandığında, çok fazla şey kaybetmemiş oluruz. Yine de her zaman bir poker oyuncusu gibi elinde olanlarla oynamayı tercihlemek daha tutarlı olmakla birlikte daha özgür ve seçimleri yöneltmelerimizle ilintili olacaktır. Ünlü Romen kökenli Fransız düşünürün (Emile Michel Cioran) geldiği noktaysa bambaşka; Cioran, "eğer birgün yok olacaksam bugün kim olduğumun ne önemi var ki?" derken tamamıyle varlığın dünyevi bedeninin anlamsızlığı ve sonun sonunda sona varılcağı kanısıdır. Herşeyden bağımsız olarak ölüm olgusundan sıyrılıp, üzerimizde ki kaygı yüklü elbiseyi parçalamak daha önemli ve özgür bedeni çürümeye kanalize etmeden yola devam etmek ve varolan benlik ve hissiyatı kaile alarak ölümü değil yaşamı beklemeliyiz.

 
Toplam blog
: 2
: 1150
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

Psikoloji bölümünden mezunum, kendime ait bir kliniğim var ve aynı zamanda bir kurumda psikolog olar..