08 Mayıs '12
- Kategori
- Çalışma Yaşamı
Yoksulluk Kadınlaştırılıyor.

Neo-liberal Dönüşümler Karşısında Kadın Emeği Kurultayı'nda konuşan feministler, kapitalizmin yarattığı kadın emeği sömürüsünü, bu sömürünün meşrulaştırılma biçimlerini ve çözüm yollarını tartıştışılmalı..
Bu enformel çalışma içinde kadınların ağırlıkta olması yoksulluğun da kadınlaşmasını getiriyor. Kadınlar daha yoksullar, hiçbir geliri olmayan mutlak yoksulların yüzde 70'i kadın.
Kadınların daha fazla bulunduğu çalışma alanlarının değersizleştiğini, bu alanlarda düşük ücret ve kötü çalışma koşullarının arttığını vurgulamaya bile gerek yok bu nedenle yoksullukla mücadele politikalarında kadının nasıl temsil edildiğinin büyük önem taşıdığını biliyoruz.
Günümüzde yoksullukla mücadele eden emek örgütlenmeleri aynı zamanda kadın örgütlenmeleri olmak zorunda. Bugün Dünya Bankası da dâhil Birleşmiş Milletler'in tüm kurumları yoksullukla mücadele politikalarına kadınları da dâhil ediyor. Kim yoksullukla mücadele ile ilgili bir çalışma yapacaksa kadınlardan söz ediyor. Sendikalar ve diğer emek örgütlenmeleri kadınları örgütlemek zorunda. Kadını örgütleyemeyen, kapsayamayan, yapılarını buna uyduramayan geleneksel sendikacılığın ve örgütlerin geleceği yok.
Kadınların sendika yönetimlerinde yeterince temsil edilmiyorlar. Sendikaların yönetim kademelerinde yer alan kadınların ya çok ağır, yoğun bir emek harcamak durumunda kaldıklarını, ya da erkekleşmeleri gerekiyor. Sendikal alanlar iktidar alanları aslında. Bu iktidar alanlarına ulaşabilmek kadınlar açısından çok güç. Sendikal faaliyetlerde yer almak isteyen erkeklerin yeterliliği sorgulanmıyor, ama kadınların yeterliliği sorgulanıyor. Kavgacı değilse ya da siyasal alana dâhil olmamışsa örneğin, kadına yetersiz gözüyle bakılıyor.
Kadınların yakınları için harcadıkları ev emeğini görülmüyor ya da karşılıksız emek olarak nitelendirdi. Bunun nedeninin, kadınların ev içi emeğinin, kapitalizm ve patriarkal ideoloji-lerce doğallaştırılması, edinilmiş vasıflar olarak değil, yatkınlık, doğal beceriler olarak tanımlaması, kapitalizmin bu karşılıksız kadın emeğine muhtaç olduğunu biliyoruz. Görünmeyen emeği görünür kılmak için sosyal politikalara ihtiyaç olduğunu hepimiz biliyoruz.
Sosyal devletin, ücretsiz yaşlı-çocuk bakım evlerinin açılması gibi uygulamalarla, kadınların üzerindeki yükü hafifletmesi, istihdama katılmalarını sağlaması gerekir. Bunun yanı sıra, doğum iznini erkeklere vermek, çocukların hastalandığı durumda erkeğe özel izin vermek gibi uygulamalara, cinsiyetlendirilmiş politikalara ihtiyaç var. Bu yolla erkeklerin bakım hizmetlerine çekilmesi ve emeğin değerlenmesi sağlanabilir. Ancak bu sorunu asıl çözecek olan ev kadınlarının grevidir.
Sözün özü bırakın evi b.k götürsün. Kapitalizme değil kendinize emek harcayın...