- Kategori
- Kitap
Yoksulluk müstehcendir, yasaklanmalıdır

"Zeze, İçini çekti.
-Arasıra bana kremalı börek almam için para veriyorsunuz, değil mi? -Sana her gün para verebilirim. Ama sen...
-Sizden her gün para alamam.
-Neden?
-Çünkü kahvaltı edecek parası olmayan başka çocuklar da var.
Cebinden mendilini çıkardı ve kaçamak bir hareketle gözlerinde gezdirdi.
-Corujinha'yı tanır mısınız?
-Kim bu Corujinha?
-Benim boyumdaki küçük zenci kız. Annesi saçını bir lastikle arkada toplayıp at kuyruğu gibi sallandırır.
-Anladım. Dorotilia mı?
-Evet efendim. Dorotilia benden de yoksul. Zenci ve çok yoksul olduğu için öbür çocuklar onunla oynamayı sevmiyorlar. O da hep bir köşede oturuyor. Bana aldığınız böreği onunla paylaşıyorum.
Bu kez, mendili uzun süre burnunda tuttu.
-Arasıra, parayı bana verecek yerde ona verebilirsiniz. Annesi çamaşırcı ve on bir çocuğu var, hepsi de küçük. Anneannem Dindinha, biraz yardım olsun diye ona her cumartesi günü kara fasulye ve pirinç verir. Annem de, sahip olduğum en az şeyi bile benden yoksul olanlarla bölüşmeyi bana öğrettiğinden, böreğimi onunla paylaşıyorum."(Şeker Portakalı José Mauro De Vasconcelos)
"Şeker Portakalı" kitabını seneler sonra, okuldan ödev verildiği için oğlumla birlikte tekrar okuma şansına eriştim. Okuldaki ilk veli toplantısına(ekim 2012) gittiğimde bazı mutaassıp veliler kitabın içinde çok fazla küfür olduğunu söylediler. Şaşırıp kaldım, öğretmenden önce;
- Siz ne diyorsunuz , bir klasiktir o kitap, yargılamak size mi düştü.. dedim
Neyse ki öğretmenimiz ortalığı yatıştırdı.
Oğlumun veli toplantısında bir kaç kendini bilmezin yorumu olarak kafamda yer eden olay Ocak 2013'de medyada patladı. Şeker Portakalı isimli kitabı okuyan Kadir Z. adlı bir velinin argo kelimeleri görünce durumu hemen Başbakanlık İletişim Merkezi'ne (BİMER) bildirdi.Kitabın Türk örf ve adetlerine uygun olmadığını savunan ve "100 temel eser" arasından çıkartılmasını isteyerek , öneren öğretmeni ve kitabı şikayet etti. Daha sonra kitap MEB 100 eserin içinden çıkarıldı.
Aslında olay sıradan bir veli şikayeti gösterilmeye çalışılsa da değildir, örgütlü olarak yapılan kitaba saldırı olayıdır. Nedeni müstehcenlik değildir, ortaya sürülen göstermelik bir nedendir bu.. Kitap beş yaşındaki bir çocuğun gözünden dünyayı ve acılarını anlatmaktadır, her beş yaş çocuğu gibi anlamını bilmediği kelimeleri, şarkıları ezberlemekte, büyüklerine aktarmaktadır. Hatta işsiz kalan babasını mutlu etmek için sokakta öğrendiği ayıp şarkıları söyleyince, hastanelik edilene kadar dövülmüştür. Kitabın bu sayfalarını müstehcen bulan Kadir Z. Zeze'nin müstehcen şiir okuduğu için babasından yediği dayaktan hiç etkilenmemiş, örf ve adetlerimize uygun olmadığı Kadir Z.'yi çok daha fazla ilgilendirmiştir. Oysa bu kitabı okuyan bir çok kişi ve çocuk , Zeze'nin durumuna çok üzülmüştür.
Kitabın her satırı yoksulluk ve acı yüklü. Yalnız yaşanılan yoksulluk, öyle, böyle değil, çekilen acı, yenen dayaklar da...
Yoksulluk ve onu anlatmak müstehcenlikse, kitap müstehcen. Ama asıl kitapta din çevrelerini rahatsız eden yoksulluğun acısıyla, küçük Zeze'nin Tanrı'yla, İsa'yla yaptığı konuşmalar. Zeze'nin Tanrı'ya isyanı, baş kaldırışı, tanrı'nın varlığını sorgulaması. O da beş yaşın gözüyle, babası için iş ister, babası iş bulamayınca tanrı'ya isa,ya kızar. En sevdiği dostu tren kazasında ölünce yine isyan eder. "Damdaki Kemancı" filmindeki gibi İsa'ya, Tanrı'ya isyan vardır. Kitaba yasak getirmek isteyenlerin nedeni, Tanrı'ya, İsa'ya yapılan isyanı küfür olarak görmeleridir. Aslında kendi inançları söz konusu olduğunda küfür olarak görmekte de haklıdırlar. Fakat yasak niye, neden şikayet ediyoruz, karşı çıkmak niye. Eleştirebilirler, hakkında bir kitapta yazabilirler. Ama karalamak, yasak, şikayet çok sinsice, çok faşistçe.
“Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.” (Bertrand Russell)
Zeze'nin okul sevgisi aşk gibidir. Okula gitmek için yaşını büyütür, çok yaramaz olduğu halde okulda hiç yaramazlık yapmaz. Çünkü okul, kahramanımız Zeze'nin tek karnının doyduğu, yeni elbiseler aldığı, tek değer verildiği, ısındığı, mutlu olduğu yerdir. Ezberleri bozacak kadar okulu yücelten "Şeker Portakalı" kitabının argo, müstehcen bulunması aslında kendisine ait hiç bir örfü, adeti, geleneği bulunmayan, kimliksiz bir ülkede yaşadığımız gerçeğini bana gösterdi. İşte bu yüzden gerçekten irkildim ve ne yalan söyleyeyim üzüldüm.