- Kategori
- Haber
Yoksulluk öldürür...

Elazığ
Deprem değil uygun yapılaşma gerçekleştirilemediği için insanlarımız ölüyor. Kim ne derse desin insan hayatı bu ülkede değersiz. Yönetenler/egemen olanlar, yurttaşın yaşam kalitesini yükselteceğine; başını devekuşu gibi kendi öznel/siyasi/ekonomik çıkarlarına gömüyor.
Bilginin egemen olduğu bu çağda hala yüz yıl önceki gibi toprak damlarda yaşayan Anadolu köylüsü eminim yaşadığı acının nedenini doğru dürüst sorgulayamıyor.
Siyaset kendini kurtaracak sıradan çözümler peşinde koştuğu için; yurttaşın daha çağdaş bir yaşam sürdürebilmesinin olanaklarını öne çıkaran politikaları bir türlü uygulayamıyor. Halkın cehaletinden beslenen siyasetin egemen olduğu bu topraklarda ölümler doğal sayılıp, sıradanlaşıyor.
Dünyanın başka coğrafyalarında daha şiddetli depremlerde gerekli teknik yapılar uygulandığı için kayıplar daha az oluyor. Türkiye’de ise belli periyotlar ile yaşanan deprem felaketleri insan kıyımına dönüşüyor.
İnsan hayatına değer vermeyen genel kabullenme, kader diye sorunları öteleme daha çok felaketlerin yaşanmasına neden olacak hiç kuşku yok ki. Ülkeyi yöneten siyaset eliti kolay söylemlerle yurdum insanının oyunu cebinde gördüğü için uzun erimli plan/projeleri uygulama gerekliliği hissetmeyecek.
İsterseniz itiraf olarak kabul edin, aklım yetti yeteli bu ülkenin her anlamda çatışma içeren siyasi ikliminin yarattığı olumsuz tabloda sorunların yurttaşın yaşam düzeyini/kalitesini gündemden ötelediğini düşünüyorum. Yurttaşın devlet için var olduğunu içselleştirmiş yönetim erkinin yukarıda yürüttüğü kavga temel sorunları gözlerden ötelemekten başka bir sonuç yaratmıyor.
Erzincan’da yaşanan deprem en temel yaşam hakkını yok ediyor. Oysa devlet kuralları uygulayıp bilimsel verilere/teknolojilere göre yapılaşmayı gerçekleştirebilse, olanaklarını yaratsa insanlarımız ölmeyecek.
İnsan hayatı değersiz yönetenler açısından bakıldığında. Trafikte, hastane önünde, açlık ve yoksulluğa mahkûm olmayı dayatan yaşam koşulları/politikalar bunun yeterli kanıtı değil midir?
Bu gün sekiz mart!
Daha kadın haklarının ne olduğunun ayırımında olmayan anneler, kadınlar çocuklar, babalar aklı ve bilimi önceleyemeyen yanlış/kötü yönetilmenin kurbanı oldular, olmaya da devam edecekler.
Bir zamanlar gölcük depreminden sonra saçmalayan hoca takımının müsveddeleri Elazığ’da da kusacaklar içlerindeki pisliği. Ve yurttaşı öldürenin cehalet, uygunsuz yapılaşma, yoksulluk olduğundan hiç söz etmeyecekler…
Cumhuriyetin temel felsefesi olan çağdaş, medeni ülkeler düzeyine ulaşma hedefi din sömürüsü, milliyetçilik sömürüsü sürdüğü sürece asla gerçekleşmeyecek.
Yukarıda yürütülen çatışma, paslaşma kendini devletin sahipleri sayanların el değiştirmesi olarak kalacak…
Depremlerle, yoksullukla, şiddet ile felaketlere sürüklenen yurdum insanı yaşananların kader olmadığını çözünceye kadar rutinleşen ölümler devam edecek…
Necati TÜFEKCİ 08 Mart 2010 ANKARA
Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 52 kez görüntülenmiştir