- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Yolun sonu göründü; deniz bitti

SORGULAMA
CHP ve MHP muhalefetinin bitiremediği AKP iktidarını bu sefer ayak tapırtıları duyulan Batı kaynaklı kriz nedeniyle para muslukları kesilmesiyle reel gelirleri düşecek olan kitleler alaşağı edecektir. Reel gelirinden anlamlı bir düşme olmayan kitleler mücadele isteğine sahip olmazlar.
2012 Sıcak Para Krizi Yılı Olacak
Avrupa para muslukları kesilme riski altında. Körfez kaynaklarından da umduğunu bulamayan AKP iktidarı gelecek yıl sıcak para krizinin patlak verebileceğini saptamış durumdalar. Bunun telaşıyla son zamanlarda ekonomi zirveleri yoğunlaşmakta, uluslar arası toplantılar sıklaşmaktadır.
Avrupa’dan istikrazla Avrupa’da
Paranın suyunu çekmesi, iktidarın karabasanı
Türkiye, banka ile kamu ve özel sektörüyle istikrazını ağırlıklı olarak Avrupa bankalarından yapar. Öte yandan Avrupa bankalarında para ise suyunu çekmiş durumda. Bu iki somut gerçekliğin bir arada AKP Hükümeti’nin ekonomi kurmaylarının kanının çekilmesine, korkulu rüyası, heyulası durumuna gelmektedir.
Ekonomide korkulu günler
Şu değerlendirmeye bakar mısınız?
“Cari açık büyüyor; enflasyon tırmanıyor; Dolar 1,90’a dayandı; özel sektör sermayeden yiyor; MB kurşunu tüketti; üstüne Fitch kararı geldi; yabancı para diken üstünde…” Bu bir kara mizah değil, ekonomide korkulu günler, ekonomide karabasanlı günlere işaret ediyor.
514 Milyar Lirayı Bulan Yabancı Sermaye Diken Üstünde
Avrupa resesyonu zincirleme Türkiye’de durgunluğa yolaçacak, büyümeyi durduracak. Uzmanlar, özel sektörün, iç pazardaki hareket sayesinde ayakta durduğunu belirtiliyor. Ancak dövizin durmadan yükselmesi, özel sektörün dış borçları nedeniyle kâbusu oluyor. Fitch’i başka kuruluşlar izlerse, önemli bir bölümünün Avrupalılarla ait olduğuna dikkat çekilen ve Eylül sonu itibariyle 514 milyar doları bulan diken üstündeki yabancı sermayenin çıkışını tetikleyebileceği sıkça konuşulan bir konu.
Gelen Belayı Tahmin Bile Edemezmişiz!
Babacan, 17 Kasım 2011 günü İstanbul konferansında belirttiğine göre, “gelen belayı, ‘tahmin bile edemez’mişiz! “Herkes başının çaresine baksın”mış! Belirttiğine göre Babacan’ın, “içinden geçmekte olduğumuz dönem”in, son yüzyılın hiçbir dönemiyle mukayese edilemeyecek karmaşıklıkta bir dönem” olduğunun altını çiziyor. (Aydınlık/ 27 Kasım 2011) Hani kriz yoktu? Önce teğet bile geçmezdi; sonra kriz falan yoktu! Şimdi akılları suya erdi; yarın başımıza kakarlar diye halkı şimdiden alıştırma manevraları yapıyorlar, akılları sıra. Biz demedik mi demek için!
2002’ye Kadar 80 Yılda 57 Milyar; Son 9 yılda 80 Milyar Dolar Cari Açık
Tarihsel bir perspektiften bakarsak, Cumhuriyet’in kurulduğu yıl olan 1923 ile AKP Hükümeti’nin kurulduğu yıl olan 2002’ye kadar geçen 80 yılda toplam olarak 57 milyar dolar cari açığımız olmuştur. AHP Hükümeti’nin kurulduğu yıllarda 7 milyar dolar olan açık, 2011 yılında 77,5 milyar dolara tırmanmış, bir ay sonra ise yıllık bazda 80 milyar dolara fırlayacağı kesindir. Şimdi bu bilgilerden hareketle cari açığın GSYİH’ye (gayri Safi Yurt İçi Hâsıla’ya) oranının kabul edilebilir ve tolore edilebilir rakamı yüzde 4’tür; bizdeki oran ise yüzde 10 civarındadır. Bu uzun süre sürdürülebilir bir durum değildir. Çeşitli ülkeler arasında en ön sıralarda olduğumuzu aşağıdaki tablo kanıtlamaktadır.
|
ÇEŞİTLİ ÜLKELERİN CARİ AÇIKLARI |
|
|
ÜLKE ADI |
YÜZDE |
|
Yunanistan |
8,4 |
|
İtalya |
3,5 |
|
Fransa |
3 |
|
ABD |
3 |
|
Türkiye |
10 |
Sıcak Parayla Cari Açık Kapatılamaz
Böylesi ağır bir cari açıkla nereye kadar gidilebilir? Sıcak parayla cari açığın kapatılamayacağını da yazmıştık geçmişte. Şimdi sıcak para muslukları da kapanmaya başladı. Bunu saptadıklarından dolayı cıyaklamaya başladılar. Avrupa’ya heyetlerin biri gidip biri geliyor. Ve halkı, krize hazırlıyorlar demeçlerle.
Yoksullaştırma ve Borçlandırma Bilinçli Uygulandı
Sinan Aygün, AKP Hükümeti’nin 8-9 yıldır “iç talep artışına bağlı büyüme”de ısrar ettiğini, bunun en önemli sonuçlarının, cari işlemler açığı, dış borç patlaması ve hane halklarının (vatandaşların) ve firmaların borca batarak “borç sarmalı”na tutulması olduğunu vurguladı. (Aydınlık) Üretmeden tüketme çılgınlığının kışkırtıldığı bir ortamda, gelirinin birkaç katını kredilerle harcayan vatandaş Türkiye’de zor durumda bulunmaktadır. Ve bu borçlanma stratejisi emperyalistlerle birlikte AKP Hükümeti tarafından bilinçli bir şekilde uygulandı. Zira borçlu insan bağımlı insandır ve biat etmeye yatkındır. Borçlu insan koşulların değişmesinden korkar. Bu nedenle oyunu kullanırken özgür değildir. Bu gereğin yanına bir de fakirliğin patlamasını, köyden kopan kitlelerin varoşlarda sadakaya muhtaç halde bulunduğunu eklersek tablo tamamlanmış olur ve bu AKP’nin yüzde 50’sini açıklar.
Bu süreç böyle gitmez. Bir kırılma noktası mutlaka olacaktır. Neden bu halkadan olmasın? Bekleyip göreceğiz.