Yönetici ve yönetim başarısı / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Yönetici ve yönetim başarısı

Literatürde yönetici “İnsanları, beli bir amaç doğrultusunda organize eden ve bu amaç doğrultusunda yönlendiren kişi” olarak tarif edilir. Biraz daha genişletilerek “İnsanları, zamanı, parayı, mamul ve yarı mamul malları bir amaç doğrultusunda verimli bir şekilde sonuca ulaşması için yöneten kişi” olarak tanımlanır.

Yönetici ve yönetim olması için mutlaka da insan faktörünün olması gerekir. İnsan faktörü olmadan “yönetimden” ve “yöneticiden” söz etmek mümkün değildir.

Demek ki “Yönetim” ve “Yönetici” insan faktörü olmadan mümkün olmadığına göre “İnsan” unsurunun olduğu yerde de “İnsani” faktörlerin olmaması mümkün değildir.

O zaman “Yönetici” tanımlamasının şöyle bir tanımlamayı yaparak biraz daha genişletebiliriz.

Yönetici: Belirli bir takım amaçlara ulaşmak için başta insanlar olmak üzere kaynakları, donanımı, demirbaşları, hammadde, yardımcı hammaddeleri ve zamanı, birbiri ile uyumlu, verimli ve etkin kullanabilecek kararları alan, kararları alırken de duygusallıktan uzak, adil, yasalara göre davranan, dürüst ve şeffaf olabilen kişidir, diyebiliriz.

Buradan yola çıkarak, ülke yönetiminde söz sahibi ve etkin olan kişilerin “Başarılı Yönetici” olup olmadıklarını irdeleyebiliriz.

Yönetilen, millet…

Donanım, demirbaş, hammadde ve yardımcı hammadde, ülkenin yerüstü ve yeraltı kaynakları, kurumları ve taşınır taşınmaz devlet mallarıdır.

Zaman, milletin geleceğini karartmamak için vaktinde gereğinin zamanında yapılmasıdır.

Duygusallıktan uzaklık; ulusal çıkarların ön planda olmasıdır. Adillik; eşit davranmak, yasalara uymak, dürtüsü ve şeffaflıktır.

Diğer taraftan “Demokrasi” çoğunluğun azınlık üzerinde tahakkümü değil, çoğunluğun azınlığı ikna etmesi ve ortak noktada buluşmaktır. Bu arda hemen şunu belirteyim, “Azınlık” tan kastımız “etnik” azınlık değildir.

Şimdi de gelelim ülkemizdeki fiili duruma.

Bu hükümet, iktidara geldiği günden bu yana, ne kadar haktan, adaletten ve hizmetten söz etse de, bunların büyük bir çoğunluğunun doğru olmadığını, iktidara geldikler günden beri en yakın takip edenler olarak biliyoruz. Başta Başbakan olmak üzere, bazı bakanların üzerinde henüz bazı suçlamaların bulunduğunu ve bunların da “Dokunulmazlık” arkasında saklandığını biliyoruz.

Eğitim sisteminin, gelecek kuşakları da etkileyecek biçimde yerinden oynatıldığını biliyoruz. Aylardan beri yargıda yapılamayan üyelik seçimleri nedeniyle yargı ile hükümetin, üniversite ile hükümetin, asker ile hükümetin arasında zaman zaman ortalık yerde, zaman zaman siluet gerisinde didişmelerin sürdüğünü biliyoruz.

Uluslar arası politikada hükümetin “Başarı”dan söz etmesine rağmen AB konusunda Türkiye’den büyük tavizler istendiğini, hükümetin bunlara milletin düşüncesini almaya bile gerek görmeden “Olur” verdiğini, Kıbrıs’ta istenilen sonuca varmak şöyle dursun, istedikleri sonuca varmak için çaba sarf ettiklerini biliyoruz ve görüyoruz.

Kadrolarının içindeki birçok kişinin Atatürk’e devrimlerine karşı oldukları apaçık ortada iken, bunların halen görevde tutulmakta neden ısrar edildiğini anlamakta zorluk çekiyoruz.

Devletin özellikle üzerinde durması gereken Eğitim, Sağlık, Güvenlik ve Yargı konusunda iktidara geldikleri günden beri kadrolaşmaya çalıştıklarını ve hatta bu kurumlar ile kavgalarının hiç eksik olmadığını biliyoruz.

Bunları yapan ve yapılmasına olanak veren kim veya kimler?

Vasıflarının yönetici ve daha da ilerisi devlet adamı sıfatını da kazanmış “Yöneticiler” olması gereken iktidar değil mi?

Onun başındaki kişi Recep Tayip ERDOĞAN değil mi?

Tarifindeki gibi “Yönetici” ile icraattaki “Yönetici”yi karşılaştırdığımızda, başarılı bir “Yönetici” tipi ortaya çıkıyor mu sizce?

Eğer çıkıyorsa, elbette hak Cumhurbaşkanı olması…

Değilse?...

İşte o zaman geleceğimiz de karardı demektir.

16 MART 2007

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..