- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yorgun

Düş yorgunu, düşlerin peşinden koşmaktan. Renkler matlaşıyor, bulanıklaşıyor, gün yorgunluktan, geceye dönmüş.Tanrının beynine yüklediği ipoteklerden kurtulmaya çalışıyor ama nafile! Siyasi yelpazelerin havası bozuk, çomak sokmak gerekir bal tutan parmaklara, çomağın ucu kırık! Yozlar kök salmış yoz tarlalarına salkım saçak.Tarlalar gübreleniyor durmadan. Oy deposu günden güne büyüyor dağ gibi..
Gazeteler birbirinin kopyası.Köşe yazarları köşelerinde akıl dağıtır dururlar.Okuyan yorulur, yorulur .. Yanağından bir makas aldı, köşesinde yudumlarken viskisini, vatan, millet Sakarya dedi. Ondan iyi kimse bilmez bu memleketin halini, nabza göre şerbetler dünden hazır. Zaten kendileri bulunmaz Hint Kumaşıdır.Birbirine benzeyen gazeteler onu kapmak için sıradalar. O ağırdır. Kendini ağırdan satar.
Televizyon dizileri birbirine benzeme yarışında.İzlemekten yoruldu adam... Sabah kuşağında aile kavgalarına dönen programlarda, biraz da mizansen kokan programların çığırtkan sunucularından ve anlayışından bezdi Adam.
Kağıtları yere atmayın, yere tükürmeyin demekten, balkonlardaki kirli çamaşırlara bakmaktan kör oldu Adam. Ne kadar kötü manzara varsa gözlerinin önünde.Bir kez bozulmasın beyindeki büyü. Ne kadar da çelişki varmış şu evrende..
Kendisini bulmaya çalıştı, kendi çelişkileriyle. Böyle bir çelişkinin ürünüydü kendisi de... Tanrı ne ile meşgul bu arada... Dünyanın rotasını eline aldı insanoğlu..Çevirip duruyorlar zenginden yana. Güçlüden yana... Oysa açmış avuçlarını sana binlerce insan. Bir su serp onların yüreğine. Kim soktu tüm bunları beynine, adam sende diyemiyor bir türlü.
İnceldiği yerden kopsun demenin dayanılmaz hafifliğini de duymak istemiyor yüreğinde. Sanki dünya çökmüşte o altında kalmış gibi, kırık kanatlı kuşa üzülmekten. Düşünmekten, çözememekten, beyninin yetersizliğinden yorgun Adam. Adam gibi adam olma yolunda, adama rastlayamamaktan yorgun Adam.
Yorgun Adam...


