- Kategori
- Güncel
Youtube, kitap, sansür, yasak, gerginlik, tarih, bahar...

Sansüre, yasağa DUR DE!
Kitap sansürlenemedi. Herkesin evinde. Sağolsun hükümetimizin internete yönelik yatırımları sayesinde 2 saniyede hooppp disklere indi. Onlarca sivil toplum örgütü, sosyal ağlar aracılığıyla 1 saatte yüzbinlere ulaştırdı son günlerin olay kitabını.
Ve inanır mısınız indirenlerin %80'i tamamını okumayacak bile. Bir balon misali 2 dakikada sönecek ateş.
Ne oldu? Millet gaza geldi, tansiyonları fırlatıldı, sinir katsayıları çarpıldı, dünyanın objektifleri üzerimize çevrildi.
Değer miydi?
Değmezdi. İçinde çok da yeni bir şey olmayan, aynı şeyleri temcit pilavı gibi tekrarlayan bir kitap en çok konuşulan oldu birden. Yazarı hala hapiste.
Yargı siyasete, siyaset yargının işine karışmasın, tamam. Çeteler, darbeler, Ergenekon, o bu, hepsi tamam. Ama kamu vicdanı diye de bir şey var kardeşim. Yapacağınız her hareketin geçerli gerekçelerini veremediğinizde eleştirileceğinizi de bileceksiniz. Öyle "Kafama göre eser gürlerim" dönemlerini internet teknolojisi bitirdi. Youtube, o site, bu site de sansürleniyordu kimi gerekçelerle. Ne oldu? Millet her yerden Youtube'a giriyor.
Yasaklar deliniyor, sansürler kabul görmüyor, tepki doğuruyor. Kamunun vicdanı alınan kararları delip geçti, geçiyor. Ne yapacaksınız? Yasaklamaya, sansürlemeye devam mı edeceksiniz? Evrensel hukuk ilkelerini tanımayacak mısınız? Millet tanımıyor alınan kararları, daha ne diyelim yahu?
Savcı ve hakimlere sesleniyorum. Siyaset, kanunlar hepsi üzerinizde olabilir. Siyasi baskı da görüyor olabilirsiniz. Ama sizin de vicdanınız var. Ve nihayetinde o siyasetçileri seçen, vergileriyle sizin maaşlarınızı da veren kamuoyudur.
Globalleşen dünya sayesinde ne yasak koyarsanız koyun, ne sansür kararı verirseniz verin delinecek. Teokrasi, teknoloji geliştikçe kaybetmeye mahkumdur.
Size safiyane bir önerim var.
Sansüre, yasağa HAYIR deyiniz. Hem siz rahatlayınız, hem de biz. Siz yasakladıkça biz delmekten siz de yoruldunuz, biz de yorulduk, tükendik. Penguen'in çizdiği gibi dün Necip Fazıl'ın, Nazım Hikmet'in kitapları suç unsuru içeriyordu, bugün Ahmet Şık'ların, başkalarının kitapları. Görüyorsunuz hiç değişmiyor. İdeoloji değişiyor, ama sansürler değişmiyor. Herkes her kitapta bir suç unsuru bulup duruyor.
Sanırım en doğruyu her zaman TARİH yazıyor, çiziyor. Bu esnada da olan gerim gerim gerilen bizlere oluyor. E artık gerilmesek diyorum, hazır bahar geldi, çiçekler, börtü böcek...