- Kategori
- Opera / Bale
Zafere doymayan komutanlara ithafen..

Roberto Alagna'nın La Scala'da yaşadıklarını ve yaşattıklarını belki kenar köşe yazılardan birinde okuma imkanı buldunuz. Üzerinden oldukça zaman geçtiği için haber olarak bayat ama içerik olarak pek dikkat çekici. Tabii, maksat (yeni) habercilik olmayınca insanın olayın devamında gelişen şeylerden yararlanma imkanı doğuyor. Internet haber sitelerinin sanat kısımları, opera konusunda uzman blog(ger)lar, ve temsilin yayınlanan kaydı üzerine yorum yazan sade, ama ilgili, vatandaşlar parça parça olsada büyük bir bilgi akışını oluşturuyor; olayın örgüsünü çetrefil ama seyri zevkli bir tabloya dönüştürüyor. Alagna'nın birbiri ardına yaptığı çelişen açıklamalar da cabası...
Olayın ne olduğunu bilmeyenler için tek cümle ile; Roberto Alagna 10 Aralık 2006 Aida temsili sırasında La Scala sahnesini ilk aryasından sonra biraz yuhalanıp terketti. Buna gündelik gözlükle bakan biri için yorum basit ve açık; "saçmalamış, ne ayıp..." denir ve geçilir. Herhangi bir yer ile zamanda ve herhangi bir kişi veya eser konu olsa, zaten hakettiği ilgi de olayı anlatan yukarıdaki cümle gibi, basit, kısa bir yorumu ancak karşılar. İşi ilginçleştiren bu noktaya gelinene kadar yapılanlar, bahsedilen kişi ve yerler. Alagna son on yılda adını duyuran ve kendine lafı edilebilecek değerde yer edinen bir tenor. Bilindiği kadar 2012 yılına kadar programı dolu ya da en azından bir planlamaya tabi. Önemli bir tenor için olağan durmun bu olduğu tabii ki iddia edilebilir ve belki de ilgimi haklı kılmak için bir-iki ek daha yapmalıyım...
i) Ünlü Franco Zeffirelli'nin La Scala'ya dönüşü ve oradaki yeni başlangıcının ilk üretimi olan bir ortam da sahneleniyordu bu eser.
ii) Olay operanın bu sezon ikinci defa sahnelendiği sırada oluyor ve birinci sahnelenişini de gazetelerden zaten biliyorsunuz, evet, bu Prodi ve Merkel'in seyrettiği opera.
iii) La Scala yenilenen sahnesiyle önemli ve büyük bir yükseliş sezonu peşindeydi bu yıl.
iv) Alagna daha önce söz verdiği bir rolü bu "yapım" için bir kenara atıp koşmuş gelmişti.
v) Bu Aida sahnelenişinin video / dvd kayıtlarını hakları önceden satılmıştı bile. Yani bizim gibi bilet başına 170Euro'luk (resmi tarifeden, diğer yollu 2000Euro'ya kadar çıkabilen) miktarları ödeyemeyenlere gün doğmuştu.
Radames'in zehir zemberek bir rol olduğu ve bunun ağırlıkla açılış aryasından (Celeste Aida...) kaynaklandığı bilinen gerçek. Başta olayı iyi kotardınız mı, kurtuldunuz. Yoksa vay aman... Geçen performansınız da "eh işte.." diye değerlendirildiyse vay vay aman.. Ne sinir kalır, ne cesaret. Oynadığınız rol herhalde ayağınıza kapanılıp verilmeli ve siz de bol bol alkışlanmalısınız ki bir daha, bir daha, bir daha... bu ateş çemberinden geçmeyi isteyesiniz. Alagna için bu malesef öyle de değildi, bildiğim kadarıyla 2005 Kopenhag onun bu rolü ilk oynayışı olacak. Sesinin bu işe uygun olmadığının sürekli söylenmesi de yeterli bir baskı yaratmıştır herhalde.
Aldığınız rol bu kadar güç, önemli ve açıkca lanetli iken her seyirciyi memnun edemeyeceğiniz de açık değil mi? Ayrıca, bu rolü almak için sizinle savaşıp her türlü tersliğe neden olacak insanlar her mesleğin bir parçası olduğu gibi operada da var. Hemen her operacının La Scala sahnesine çıkmak için can attığı ama ünlüsünün de ünsüzünün de ağzının payını haklı-haksız aldığı da bilinen gerçek...
Başa sararsak; GELDİM - isteyerek ve ardıma bakmadan; GÖRDÜM - bir temsil yaptım prömiyerde ve pek de beğenilmedi; YENDİM - bu seferlik sonuçta öyle olmasa da Radames savaştan dönen muzaffer komutan... diye gitmesi gereken hikaye sarpa sarıyor. Yuhalanmayı kimse istemez, ama siz kendinize bir rol biçtiniz ve bunu iddialı bir şekilde yaptıysanız kefeninizi de bu arada cebinizde tutmalısınız. Hele ki biçtiğiniz rol son yetmiş yıldır denene denene her önemli ses tarafından elden geçirilmiş, kabası ancak biraz Bergonzi tarafından alınıp, daha yeni yeni Domingo ile bir "toplam kalite"ye kavuşmuşken...
Arkadan esen rüzgar yön değiştirip gözünüze toz girince önünüzdeki kayayı göremeyeceğiniz durum budur herhalde. Açık söylemek gerekirse hayranı olmaktan uzak olmakla birlikte, Alagna'nın Celeste Aida aryası sıralamaya girmeye değer bir performans... Bütünlüğü kesinlikle sorgulanır nitelikte olmasına rağmen, cümle cümle bakınca az eski - az yeni bir yorum kalitesini tutturuyor o garip dur-kalklara rağmen... Hem kendisi de nefessiz kaldım diye itiraf etmiş ya, neyse...
Bence o da bu role inanmadığını görmüş ki devam etmekten vazgeçip kaçmış sahneden. Açıklamalarının arasına sıkıştırdığı istenmediğn yerde kalma derdi dedem / babam gibi gereksiz nağmelerin önemi hiç yok. Siz muzaffer komutanken bir-iki yuhalanma ile bu rol üzerinizden yıkanıp gidiyorsa siz de tabii o sahneden gitmelisiniz. Herkes sahneden ayrılması saygısızlıktı derken, bence onun sahneye çıkması zaten samimiyetsizlikmiş...
Zaferden zafere koşarken elde ettiğimizin bizim sadece bedeni / ruhi mevcudiyetimizden değil de yaptığımızdan kaynaklandığını unutmanın kanlı, canlı ve kayıtlı örneği gibi yaşanan. Aslında biraz vicdanlı olup sakin de düşünebilse ondan sonra o aryayı söyleyeceklerin zaten hiç beceremeyeceğini bilir ve "yarın bir söyleşide ben size gösteririm" deyip devam ederdi kuşkusuz. Aynı aryanın üç-beş eski ve yeni kaydını arka arkaya dinleyecek bir gazeteci arkadaşı, menajeri, şefi vb bulmak imkansız olmasa gerek. O zaman olurdu işte kanıt ortada, var olmayan hastalık raporları, karetecilerin yol kesme hikayesi, vs'ye gerek kalmazdı.. Ama ancak, o zaman....
Bugün artık herşeyin piyasada olduğu durumda Zürih'te Alagna'nın onda biri kadar kaliteyi sahneye taşıyamayan bir tenor alkışlanıyor, ama Milano'da kendisi belki parayla tutulmuş bir kaç kişinin veya onu gerçekten beğenmeyen ve hiç beğenmeyecek bu insanların yuhalamasını kendini değer gördüğü yüksek seviyelerden bakıp değerlendiremiyor da sahneden kaçıyor. Zaferinizi ve görüşünüzü sadece yaşadığınız ana bağlarsanız size de seyircinin hediyesi bu olur...