- Kategori
- Güncel
Zaman su gibi (Aheste çek kürekleri kerizler uyanmasın)
Ne güzel ne muhteşem bir şarkıdır; “Zaman sanki bir rüzgâr ve bir su gibi aksın
Sen gözlerimde bir renk, kulaklarımda bir ses
Ve içimde bir nefes olarak kalacaksın...”
Zamanı unutmak, acıları, haksızlıkları ve vefasız dostları unutmak istediğimde ya şarkı dinliyorum ya da maç izliyorum…
Yanlarına gidip boş boş bakmak ya da hiç dinlemediğim önemsemediğim halde anlıyormuş katılıyormuş gibi başımı sallamak yalandan gülümsemek işime gelmiyor, daha doğrusu karşımdaki kim olursa olsun böyle davranılmayı hak ettiğine inanmıyorum…
***
Halk seçtikleri dedikleri Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden ne kadar zaman geçmiş gördünüz mü?
Şarkıdaki gibi “zaman sanki bir rüzgâr ve su gibi akıyor”
Birkaç ay sonra Bayram telaşı başlayacak malum üç aylardayız. Bayram tantanası her ayıbı örter malum…
Tam böyle bir zaman da bir de yalandan bir referandum yapılmıştı, evet’çilerle hayır’cılar konu olmuştu.
İyi mi oldu kötü mü bilmiyorum ama birçok yabancı dostum arasında ülkemizdeki demokrasi anlayışı alay konu olmuştu…
Bir değerli ağabeyim bile o günleri yorumlarken halkı yani oy kullananları;
A )Evet ’çiler B) Hayır’cılar C) Referandum metnini okumayanlar diye üçe ayırmıştı.
Haklıydı haksızdı tantanası girmeyeceğim yalan olmadığına eminim sadece…
***
Şimdi sıra geldi Yeni Anayasa tantanaları ile Başkanlık siteminin kabulüne ilişkin ufukta görünen
“referandum” hazırlıklarına…
Zaten milletin hiçbir şeyden haberi yok, umurunda da değil. Ver önüne lokmayı koy cebine parayı ne dilersen yap, keyfine dokunma yeter…
Daha da olmadı zor duruma mı düştünüz anlatmak için hemen ortaya “Kuş gribi” ya da “domuz gribi” salgını varmış gibi yandaş kanallar aracılığı ile bir haber uçur,
Rahmetli babamın dediği gibi “altından karısını çekip alsan ruhları bile duymaz…”
Gidin sorun sağlık bakanlığındaki birçok doktora böyle bir hastalıktan ne haberi vardır ne de hazırlığı, ama kendisine talimat uçurulmuştur(?) “öksüren” her hastaya “kuş gribi” veya “domuz gribi” hastası muamelesi yapması için, yandaş basındaki haber de belli “salgın hastalık”
***
Politika-siyaset dedikleri de bu hastalıklar gibi oldu, ne zaman işler tıkırında gitmiyor, kıvıracaksın, kabadayı rolü yapacaksın olmadı Kuranı Kerimden ayetler okuyacaksın.
Onu da mı yemediler “hayda bre efeler” geçmişi Cumhuriyete ihanetlere süslü şair yazarlardan birkaç dini dizeyi ağlayarak döktüreceksin. “Duygu sömürüsü” her zaman geçerli akçedir…
Ağlayan adam hazır asker, malum yaşlandı unutmuş ya da anlamamış olabilir, hala ağlamıyor mu baksın Başbakan gözüne sert sert salya sümük ağlamazsa namerdim…
***
Şimdi ellerine bir oyuncak verildi ABD tarafından, ülkenin notu aniden yükseliverdi, borsa ve ABD doları da…
Ama bir kısacık not iliştirerek; “ İnsan haklarına önem vermeyi unutmayın…”
Yakında referandum, Yeni Anayasa tartışmaları ve şimdilik güme giden “barış süreci” giderek halkın neredeyse tamamının nefretini kazanmaya başlayan “Akil İnsanlar” korosu…
Suriye yalanları devlet eliyle uçak düşürülmesi, eşkıya beslemeleri, ardından Reyhanlı patlamaları, meclisten geçen onca karar ve işin süsü biberi Suriye’de Kimyasal silah kullanıldı üfürükleri…
Dün, Reyhanlı Patlamalarında elleriyle koyulmuş gibi bulunan faillerden(?) biri salıverilmiş nedense, sırada kaç kişi var salınacak meçhul, tekmili birden tirajı komik…
***
Ekonomi deviyiz sanki o havalarda siyaset adamları ama borcumuzun haddi hesabı yok,
Yurt dışında Suriye konusunda ülkemiz için konuşulanların ağzını tonla para dökseniz kapatamazsınız; nazarlarında ABD Suriye’ye girsin diye kendi uçağını düşüren kendi vatandaşlarının içine bomba koyan devlet durumundayız…
***
Gerçekten yıllar ne çabuk geçiyor, on yıldan uzun zamandır bir arpa boyu yol alamamışız; medeniyet ve insanlık adına. Ve hala aynı şarkıyı söylüyor ülkeyi yönetenler kulağımıza; “Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın…”
Ama onlar şarkıyı “mehtap” değil “kerizler” uyanmasın diye okuyorlar, “siz” farkında değilsiniz…
Erdoğan ÖZGENÇ