- Kategori
- Güncel
Aç ayı oynamaz... Hedef 2023 2053 2071 karın doyurmuyor
Hafta sonu en sevdiğim şeylerin başında oğlum Cankat’la vakit geçirmek, konuşmak ve baba oğul arasında olması gerekenleri paylaşmaktır.
Ben futbol maçlarını izlemekten hoşlanırım o kafasına koyduğu mesleği için “belgeselleri” izlemekten hoşlanıyor.
İyi bir futbolcuydum ama bir baltaya sap olamadım o günün koşullarında, çok da zor günler geçirdim, o yüzden futbola son derece yatkın ve yetenekli olmasına rağmen önermedim…
Kendi mesleğini yani istediği mesleğini seçmesini istiyorum, bu konuda olabildiğince serbesttir…
Seneye üniversite giriş sınavlarına girecek, göreceğiz bakalım Allah nasip ederse.
Dedim ya o belgesel izlerken bende izliyorum, ne kadar çok bilmediğim görmediğim anlamadığım şey varmış sayesinde bu açığımı kapatmaya çalışıyorum çaktırmadan…
***
Bir belgesel programında; İnsanların hayatın içinde karşılaştıkları zor doğa koşullarında nasıl hayatta kalacakları anlatılıyor, açılıkla susuzlukla vahşi doğa ve iklim şartlarıyla nasıl başa çıkacakları anlatılıyordu. Öylesine muhteşem sahneler en gerçekçi haliyle sunuluyordu ki ağzı açık izlememek mümkün değil. Hele doğa ve hayvan aşığı biriyseniz cennete düşmüş demektir…
Elbette bu doğada karşılaşılan zorluk ve sorunlarla başa çıkma konusundaki öğretilerdir ancak hayatın kendisi sadece bunlardan ibaret değil ki. Artık çağlar teknoloji ve imkânlar alabildiğine değişti, asıl zor olanı “vahşi doğa” da değil “şehirlerde” yaşamak oldu…
***
Şu güzelim ülkemizin geldiği noktaya bir bakalım Allah’ınızı severseniz. Bu ülkede bizler yaşamıyoruz “Yaşayamaya çalışıyoruz” sadece.
Saçma sapan konularla yüklenmiş, kendi devletimiz tarafından bile desteklenen terör belasıyla uğraşıyoruz, bakmayın bitti bitecek demelerine daha çok uğraşacağız.
Binlerce gencecik vatan evladını hayata daha başlamadan toprağın altına gömdük, bir o kadar insanımızı da trafik terörüne kurban ediyoruz. Bu ülkede hala töre cinayetleri var.
Dünyada sıfıra inmiş bizim ülkemizde hala bebek ölümleri var, hastanelerde mikrop kapmanız, yanlış ameliyat edilmeniz, organlarınızı kaybetmeniz mümkün…
Emeklinin işçinin ve taşeronların aldığı maaş “kuşa” dönmüş. Emeklilerimiz maaş kuyruklarında çile dolduruyorlar sağ kalıp evlerine döneni “gazi” diye karşılıyor ev halkı…
Zaten emekli işçi memur için değişmez bir slogan var artık; “Ayın onu maaşın sonu…”
***
Sokaklara bakıyorum halkımızda bir obezite hastalığı baş göstermiş galiba, özellikle gençlerimiz nasıl bu kadar rahatlıkla kilo alabiliyorlar anlayamıyorum. Rahatlıktan mıdır acaba?
Evlerin önünde sokaklarda caddelerde neredeyse eski model araba bulmak zorlaştı, gıcır gıcır son model arabalar. Kirvemle Hakan Atamer’le konuşuyoruz bu konuyu ara sıra diyor ki; her evin önünde bir araba vardı eskiden şimdi birden çok babasında kızında oğlunda bir araba var…
Zaten bazı yabancı dostlara anlatamadığımız durum da bu; madem bu ülkede asgari geçim sınırı çok düşük, asgari ücret karın doyurmuyor bu kadar lükse evler yaşantı son model araçlar neyin nesi, pahalı giysiler ve takılara ne oluyor diyorlar…
***
Yine rahmetli babamın bir lafını kullanacağım bu durum için; Ayranları yok içmeye “tahtırevanla” giderler sıçramaya…”
Belediyelerin reklam panolarını gördünüz mü; Cam yıkamak için mendil satmak ve sadaka istemek için yanınıza gelen çocuklardan bir şey almayın, para vermeyin” diyor.
İyi de bu ülkenin Başbakanı hemen her fırsatta nüfusumuzun yaşlandığı yalanını öne sürerek Üç hatta Beş çocuk yapmamızı öneriyor. Asgari ücret alan bir baba yedi çocuk yapmış Başbakana ya dedin yaptım, hadi bakalım ver rızkını, diyor Allah’tan beklediği gibi…
Belki farkında değilsiniz, ama haberiniz olsun; “beşinci” çocuk için size devletin ödediği para tamı tamamına 5.000TL.
***
Bu arada sokaklarda caddelerde çocukların gezdiği yerlerde parklarda “Pitbull” cinsi ve benzeri vahşi ve her an ne yapacağı belli olmayan köpek gezdirmek, koca koca cep telefonları ile konuşmak ve genç kadın ve kızlarımızın arasında da at toynağına benzer ayakkabılarla “ boy” uzatmak moda oldu…
***
Adana Demirspor genç takımındayım, antrenörümüz rahmetli Fahri Gez, antrenmanda çok çalışıyoruz, ancak antrenmanı o kadar çok uzattı ki, karnımız aç susuzluktan dilimiz damağımıza yapışmış; Hocam yeter, acımdan ölüyorum “aç ayı oynamaz” dedim. Deyiş o deyiş; bir daha ne takıma girebildim ne de antrenmanlara alındım, takımdan kovuldum yani…
Ne yazık ki günümüzde ne Başbakanın üç-beş çocuk yap dediği günden bu yana beş parasız olduğuna bakmaksızın çocuk derdine düşen, emekli dul yetim işçi memur çiftçi, ne de bankalardan aldıkları borç harçla lüks ev araba sahibi olanlar “aç ayı oynamaz” diyemedikleri için tüm milletçe “yaşadığımızı” sanıyoruz.
Şimdilerde kimseyi kovmuyorlar ama yalan mı kardeşim; “aç ayı oynamaz…”
Bankaların elinde şişen konutlara, icradan yakalanan yeddi emindeki arabalara bakınca bir atasözümüz daha var son günlerde yaşananlara “şak” diye uyan; “Emanet ata binen çabuk inermiş…”
***
Bazen diyorum ki belgesel izlemesem mi? Çünkü dünyayı izledikçe ülkemizin ne kadar geri kaldığını halkımızın ise ne kadar cahil ve bağnaz son yıllarda ise yobaz olduğunu görmeye başlıyorum…
Dev gibi lüks binalar konutlar yapıp içinde “bedevi” gibi yaşayan tek toplum da galiba biziz dünya da…
Yine de tavsiye ederim; Ufkunuz açılıyor karın doyurmada da” belgesel” izleyin…
Bu arada kafama takılan bir soru; IMF borcu bitmiş bunun size nasıl bir yarar sağlayacağınız düşünüyorsunuz?
Ve bugüne kadar devletin alıp har vurup harman savurduğu IMF kredilerinin size ne faydası oldu?
Bileniniz var mı, varsa yazarsa çok memnun olurum…
***
Amaaan, siz yine de boş verin, dünyanın bilmem kaçıncı ekonomisi büyük ülkesiymişiz, IMF e borcumuz kalmamış, hedef 2023, 2053 ve 2071 dediklerine yarınınızdan umudunuz var mı siz ona bakın…
İyi Pazar akşamları olsun efendim…
Erdoğan ÖZGENÇ
Bu son PAZAR yazısıydı PİKNİK ten YAZLIK tan dönünce okursunuz inşallah…