- Kategori
- Şiir
Zaman Tüneli

gecikmiş zamanlardayız
belki de, bu tünelin sonundayız!
güzün sarı yaprakları artıyorken gitgide
içimin doymamışlığında duran
bir kitap ayracı
başa döndürüyor zamanın içinde beni
bir yere mahkûm olmuşluğun umutsuzluğu ile
yakama yapışıp, düşmeyen hüzün
kuzey rüzgârlarının soğuğuyla içimde
ne çok çığ/lık barındırıyor bende
yaraları sarmaya çabalarken
zihnine musallat olan
anıların yükünden, kurtulamıyor insan
bir zamanlar
hayat soluduğun yerin içinde
sürüp gider, bir banliyö sessizliği hükmü
sanki, zamanın iki ucu da düğümlü
tenha sokaklarında
yabancı bir koku, dönüp dururken etrafında
artar, hayatın peşine takılma isteği
yaşamayı tetikleyen, daralan zamandır elbet
beklemek ve ummak, yoktur artık çünkü
insan denizinde yüzerken bile
yalnızlığın kara deliğine çekildiğini hissedersin yine de
neşelenemeyen çiçeklerin
ışıklı bir yüze bakmayan evinin duvarları
her gün, aynı sesin uzantısında uyanır
birçok dal kırılırken
yerine gelmeyenin derin sızısı ile
yarım duyumsuyorsun her şeyi
yaşam kanat çırpmıyor eskisi gibi
adamakıllı bir tenhalık var yüreğinde
doğum ve ölüm, “hayatın ön ve arka kapıları”* ki
ön kapıyı geçen, arka kapıya da varacaktır illâki
ben yokuşları gördüm, yokuşları bildim hayat boyu
daha bulamadım ki düz yolu
ışık gelmiyor senden
sınama beni / ne olur/ beni sınama
hazır değilim ya Hazret
14 Nisan 2010
*William Faulkner
Hâdiye Kaptan
- c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.