20 Ağustos '09
- Kategori
- Deneme
Zaman zaman içinde evvel zaman içinde

İstemek... Sadece yazmak istemek ama nerden ve nasıl başlayacağını bilememek... Dışardan kendine güveni sonsuz görünüp sıra kalbini koymak gelince kalemin ucuna ürkmek ve bu yüzden de bir rumuzun ardına sığınmak ve bu yüzden de seçmek... Rumuzunu sıradan seçmek; ben sen o. Oysa her zaman gözde olmayı sever, sıradanlığa katlanamaz. Ama sıra duygularını herkese açmak olunca korkak işte, bu yüzden sığınır sıradanlığın sadeliğine.
Zaman bu zaman... Eski düğünlerde havaya atılan paraları kapışan çocukların tuttuğunu kar sayıp, cebine attığı paralar gibi yanına kalmasını istediği fakat cebine atarken çalgıcılar tarafından göründüğü ve cebinden çıkarıp vermek zorunda olduğunda hissettiği duygunun aynısı; artık sahip olamamak. Sahiplik... Sahip! Efendisiydi oysa hayatının.
Özlem... "Alışkanlık" ın metresi. Cinsiyetleri ise belirsiz. İyi ki de öyle. Bilinseydi birine pembe, diğerine mavi giydirilirdi. Alıştığının özlendiği gibi özlediğine de alışılır mı? Ne ara alışılır ki birine, bir şeye. Zaman bu zamandan önce mi yoksa tam da bu zaman mı? Geçmişse çok özlenen, daha mı mutlu olunduğunun kanıtıdır bugünden ki seni bu korkutan. Yoksa alışkanlıklarının değişmesi midir mutsuzluğun nedeni. Mutsuzmusun ki!
Yalnız... Yalın. İlk yalnızlığın ne zamandı kaç kişiydin ki ondan önce, kaç kişi kaldın o zaman. Özlediğin miydi yalnız bırakan.
Karar... karar verdi yazmaya, döküldü kelimeler. Başlangıçtı bu, önemliydi zaman bu zamanda onun için.