Zaman / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Zaman

Her konuşmamızda, her duruşumuzda ve anımızda gizlenen zaman diye adlandırdığımız o anlatılamaz mefhum; bazıları için karasaban bazıları için mutluluk, bazıları için durağan ve can sıkıcıdır.

Belki de zaman, diye bir şey yoktur onu bizler oluşturuyoruz. Beynimizdeki imgeler dizisi de olabilir. Sanal bir alem doğru yolculuk gibidir. Göreceli bir kavramdır ve değişkendir.

Yeni doğan bir bebeğin gelişiyle zaman durur birden ve daha sonra sağına soluna bakmadan hızla yürür. ‘’ daha dün şu kadardı… veya; ‘’daha dünkü çocuk deriz. O çocuklar ki hızla büyümek isteyenler, kendileri adına zaman geçmez ve büyümek isteği içindedirler.

Yaş ilerledikçe yine hızla geçer zaman. Geçen zamanı yakalayabilmek için peşinden koşmaya başlanır. Daha önce çeşitli nedenlerle yapılamamış bir takım uğraşılar yeniden ele alınır. Hobiler ortaya çıkar. Hatta, kırkından sonra saz çalınır, deyim yerindeyse. Müzikle uğraşmaya başlanır, dans edilir, şarkı söylenir. Geçen zamanda kaçırdıklarını yakalamaya çalışılır. Bunları yararlı hobilerden sayalım. Ya bir de zararlı olanları var ki; zaman içerisinde felaketlere yol açacak kadar başını alıp giderler. Eşlerin yeni sevgilileri aramaları, yanlış denemelere yol açarak zamanı harcamak gibi…

Zaman durgun su gibidir bazen. İçinde ender balıkların yüzdüğü ve daima dibi görünecek kadar saf. İşte o anlar, hiç bitmemesi gereken, zamanın durduğu anlardır. Mutluluğun dorukta olduğu anlardır

‘’ Saatler durmuş sanki, zaman geçmek bilmiyor" der şair bir güftesinde. Buradaki anlatılan zaman ise; geçmesi istenen ve asla ilerlemeyen zamana aittir. Çünkü devamında, ‘’ gözyaşlarım dinmiyor" der.

Önemli kararların verilmesi gereken anlarda zaman geçmez. Üzüntülü anlarda, gitgide artan bir zaman yoğunluğu olur ki anlatılamaz. Kovarsınız gitmez bir türlü o anlar. Sis gibi çöker etrafa çıkamazsınız içinden.

Yıllar geçtikçe, zamanın varlığı daha çok hissedilir ve artmaya başlar. Taş gibi ağırlaşır. Hayat denir geçen ANlarada. Az veya çok yaşanmış mutlu ya da mutsuz olunan hayat. Zamanın ölçüsü olamadığı gibi, mutlu veya mutsuzluğun ölçüsü de yoktur.

Zaman kavramını ölçülendirebilmek adına, saat takvim aylar yıllar icat edilmiş. Ama kime göre?... Kişiye göre değişen ve daima değişecek olan belirsizliktir bence zaman. Beynimizin kıvrımlarında şekillenen gitgide oraya yılan gibi yerleşerek bizi yıpratan…

Zamanı kendi yoluna bırakıp çekilelim en iyisi... Biz insanlarla oyun oynayarak eğlensin diye.

Şükriye Göçer 23-07-2008

 
Toplam blog
: 6
: 538
Kayıt tarihi
: 07.08.08
 
 

1968-69 dönemi İZMİR Eğitim Enstitüsü resim bölümü mezunuyum. Öğretmenlik dönemimden sonra ressam ol..