Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '13

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
1206
 

Zamanaşımlı vergi mükellefi 45 dakikada bulunur ama nerede?

Zamanaşımlı vergi mükellefi 45 dakikada bulunur ama nerede?
 

Cağaloğlu İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı (Foto: A.AK)


"Zaman aşımı nedeniyle mesai dışında bekleyen kaç vergi dairesi var merak ediyorum yazılırsa memnun olacağım , saygılar." diyor "Sevgili Abdülkadir" arkadaşımız.

Yılın son günü mesai (resmi çalışma) saatinden sonra "pimi çekilmiş bir bomba olan" evrakı faks yoluyla kendi meslektaşına gönderme ERDEMİ nasıl bir duygu acaba? Diye soruyor, Sevgili "Ali" kardeşimiz.

O da GİMDER (Gelir İdaresi Müdürleri ve Yardımcıları Derneği) mensuplarından... Yani Büyük Millet'imizin mazlum evlatlarından, bizim gibi verginin müdürleri ve yardımcılarından.

31.12.2012 saat 16.15'te daireye gelen "zamanaşımlı raporun düzenlendiği mükellefi" hemen bulup tebliğ ettik. "Nerde mi bulduk?" diyen de Sevgili Yaşar arkadaşımız: 

Nerede bulmuşlar biliyor musunuz? "Türkmenistan'da!!"

Öte yandan 5345 sayılı Yasa ile getirilen Gelir İdaresi Başkanlığı "yalın, esnek ve katılımcı yönetim anlayışının gerçekleşmesini sağlar." (md. 5/f) "Başkanlığın amaçlarına ve sürekli gelişimiyle performans hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunmak, birimler arasında koordinasyonu, bilgi akışını ve uygulama birliğini sağlamak, sorunlara ortak çözümler üretmek üzere; Ankara, İstanbul ve İzmir vergi dairesi başkanlarıyla birlikte (7. md) koordinasyonu sağlar.

Yoksa başarısız tahsilat çalışmalarını "müdürlerin" üzerine yıkmaya çalışır mı? Elbette hayır.

Çalışanlarını itibarsızlaştıran, yıldıran ve ikrah getiren uygulamaları; maliyedeki KAST ile birlikte hareket ederek; mazlum milletin evlatlarından "vergi dairesi müdürlerinin" üzerine yıkıp işin içinden sıyrılmaya çalışmaz, öyle değil mi? ...
2005'ten beri görevini ihmal edenler, Büyük Millet Meclisi kanunlarını uygulamayanlardır, bunda şüphe yok.

Bu aynı zamanda Anayasa suçu değil midir? Evet.

Verginin mazlum müdürleriyle yardımcıları, 1376 adet dilekçeleriyle geliyorlar. Görev yaptıkları vergi dairesi başkanlıkları aracılığıyla dilekçelerini verdiler.

* * *

 Tüm bunlar ne anlama geliyor? ...

Söyleyelim: Ülkemizde ceza kesmede "müruruzaman" (zamanaşımı) beş yıldır. Mükellefin inceleme süresi de aynı süre, yani beş yıldır. İyi niyetli mükellefin içinde "acaba muhasebe hesaplarında hatam var mı!" korkusu beş yıl süreyle "Demokles'in Kılıcı" olarak durur.

Önce bu kılıcın kaldırılması gerekir. Beşinci yılın sonlarına doğru alelacele yapılan bir vergi inceleme raporu ile gelen vergi ve ceza bir yana, verginin dört beş katı tutan gecikme faizi o işletmeyi, iyi niyetli ise bir dürüst mükellefi hatasından dolayı "bitirir" tabiri caiz ise!!!

H.P.PUR'un da paylaştığı bu görüşümüzü İstanbul'da uygulama grup müdürü ve "müdür" arkadaşlarımızın katıldığı çözüm önerileri toplantımızda anlatmaya çalıştığımız için (6183 SK. 18. madde tatbikatı) Başkanlıkça "aforoz" edildik.

Geçen yıl o günkü Topkapı ve Marmara Uygulama Grup toplantısına katılanları "tarih" unutmuş değildir.

Şimdi sormak gerekmez mi? "Eey Gelir İdaresi Başkanlığı ve Vergi Dairesi Başkanları; bu nasıl koordinasyondur? ..."

Her iki yılda bir vergi affı çıkartarak gözü kara mükellefe prim verilirken, "dürüst mükellefi cezalandırmaya son verilmeli" değil midir artık? Evet, zamanı gelmiştir ve vergi affı çıkarılması ile vergi kanunlarının değiştirilmesi "Anayasal" güvence altına alınarak, değişiklik tasarısının konuşulduğu bu günlerde gündeme konulmalıdır. Şimdi tam zamanı değil midir?

* * *

"Konu : Vergi incelemesi."
"Sorun: İhbar ve incelemeleri değerlendirme."

Diyor Sevgili İsa arkadaşımız da...

Ve ekliyor; "Biz vergi daireleri olarak eskiden basit inceleme ve sınırlı vergi incelemelerini, vergi dairesi müdürleri imzasıyla mükelleften defter ve belge isteme yazısı tebliğ ederek başlatır, mükellefin daireye (müdüre) defter ve belgelerini ibraz etmesiyle (veya elinde olmadığını belirtir dilekçe ile) devam ettirir, diğer delillerin toplanması sonucunda mükellefin ifadeye davet edilmesi, ifadenin alınması, ve bunların basit veya sınırlı inceleme raporuna bağlanması ile incelemeyi sonuçlandır idik. Fakat ne zaman Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı (VDK) kuruldu, işler değişti. Neler yapıldığını anlatırsanız, benim de size anlatacaklarım var."

Mehmet arkadaşımız da ekliyor; "Performansı kim belirleyecek? Hangi kriterlere göre belirlenecek? 'Zurnanın zırt dediği yer' burada zaten! ..."

?''Bazı meslek grupları'' için ''Haklı olduklarını'' ifade eden ve onların bu günkü konumuna gelmesinde yazılar yayımlayan bazı gazeteler. Biz vergi daireleri için ise bakın nasıl haber yapıyor!!! "Vergi dairelerinin hedef tahtasına yerleştirildiği galiba doğru..." Sevgili Abdullah arkadaşımızın tespiti;

"Daire iş ve işlemlerini bu denli iyi bildiğini düşünen bu yazarların ; Vergi dairelerinin bu saatlerde gözlerinin faks cihazında olduğundan, bu güne kadar gelmeyen takdire sevk talimatları için tetikte beklediğinden, son günlerde ve son anlarda gelen zamanaşımlı raporların tebliği derdine düştüğünden, daha önemlisi zamanaşımına uğramış amme alacağından vergi dairesinin sorumlu tutulduğundan YANİ: 'Devleti zarara uğratan ve Devletine olan vergi borcunu ödemeyip 70 milyon insanın hakkını gasp eden kişilerin ortağı olmadığı halde yine vergi dairelerinin sorumlu tutulduğundan..' vs. vs. haberi yok ! ..."

Geçende bir gazeteye konu olmuş yazıda belirtilen vatandaş N.T tapu harcını eksik ödemiştir. 5 değil 10 yıl bile geçse; vicdan sahibi, "Allah Korkusu" olan bir vatandaş ise o, zaten bu 70 milyon insanın hakkını ahirete bırakmaz öder. 5 yıl geçtiği için alınamayan bu hakkın bir gazete yazısı ile N.T isimli vatandaşımızın ödememe hakkının olduğunu dolayısıyla da vatandaşın cebinde kalan devletin hakkının kendisine helal olduğunu dolaylı olarak ima etmek sadece dünya kurnazlığıdır. Biz inanıyoruz ki zamanı geldiğinde Allah(c.c.) bu fetvayı verene de bu miktarı ödemeyene de bir gün elbet hesabını sorar! Bu, Abdullah kardeşimizin de bizim de inancımızla ilgili bir boyuttur ve onu ayrıca bir başka platformda değerlendirebiliriz, başka mesele! ...

"31 Aralık günü saat 19.30'a kadar ben de dairede idim." diyor Sevgili Uğur kardeşimiz. "Müfettiş beylerden yazı gelecek de takdire sev yapacağız diye... Allah bu milletin hakkını yiyeni ona destek çıkanı ıslah eylesin, ıslahı mümkün değilse bildiği gibi eylesin." Ne diyeyim!" diyerek ekliyor Uğur; "Zamanaşımı özellikle kalkmalı ya da 10 yıl olmalı. İnsan ömründe önemli süre..."

* * *

Zamanaşımı ile ilgili vergi dairesi müdürleri ve yardımcılarımızla birlikte; Türk Vergi Sisteminin "eksiğiyle-fazlasıyla" kurucularından Prof Noumark, Alaybek, Melen, Hamdi Başar, H.P.PUR ekseninde ve Enno Becker'in büyük eseri "Rayh Vergi Usul Kanunu, vergi tatbikatçılığı ve mali kaza" sahalarına geçtiğimiz yüzyılın başlarında yeni bir nizam getiren önerilerinden ve bir çok gelişmiş ekonomilerde de kabul görmüş olan değerlendirmelerden yararlanacağız elbet!...

Sayın Başbakan'ın da deklare ettiği "O kast" maliyenin içinde hâlâ çalışıyor, sinsice itibarsızlaştırıyor, yıldırıyor, ikrah getiriyor! Mazlumu zalimce eziyor, işbirlikçi pasif zalimler bu işe çanak tutuyor. Sorsan "Aaa.. ne bileyim ki!!" diyen var ya O!! Perçeminden tutulacağı günden kaçamayacaktır!...

Vergi Dairesi yöneticilerinin istekleri arasında yer alan, denetim elemanlarının asli görevlerine dönüşüyle beraber verginin müdürleri ile müdüryardımcılarına idari kadrolarda görevde yükselme olanağı tanınması halinde; bugün yaşanan bürokratik oligarşiyi sona erdirecek uygulamaların en sağlam temelleri atılmış olacaktır.

Gelir politikalarının adalet ve tarafsızlık içinde uygulanmasına; vergi ve diğer gelirlerin en az maliyetle toplanmasına; mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunun sağlanmasına; mükellef haklarının gözetilerek yüksek kalitede hizmet sunulması suretiyle yükümlülüklerini kolayca yerine getirebilmeleri için gerekli tedbirlerin alınmasına; saydamlık, hesap verebilirlik, katılımcılık, verimlilik, etkililik ve mükellef odaklılık temel ilkelerine göre görev yapmak üzere 5345 sayılı Kanun'da belirtildiği şekilde Gelir İdaresi Başkanlığının kurulmasına ve teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esasları Kanun'da belirtildiği gibi uygulanmasına 2005 yılından beri tam 7 yıldır engel olan Maliyedeki KAST sistemidir. Bu KAST; TBMM kararlarını ve yasayı böylece uygulamamaktadır.

"Paraşütle inen adam;

Bizim Hayatımızı Yargılamadan önce ..
Bizim ateşten gömleğimizi giy ve bizim geçtiğimiz yollardan,
Dosyaları lağımdan sararmış ve lağım kokusu arşivlerden geç.
Stresi, korkuyu, kaygıyı, neşeyi ve hastalığı tat...
Bizim geçtiğimiz senelerden geç,
Bizim takıldığımız KAST sistemine takıl, yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git,
Bizim gittiğimiz gibi !!
Ancak ondan sonra,
Bizi yargılayabilirsin !!" (Verginin Müdürleri ve Yardımcıları)

* * *
Bugüne kadar "rotasyon" adı altında hepsi de "Görülen lüzum üzerine ve ihtiyaca binaen.." (!) İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca hakkımızda yapılan işlemler kayıtlarda mevcut.

Sevgili Arkadaşlar, bu denli düzensiz görev değişiklikleri ile herhangi bir vergi dairesinde planlama, yönetim prensipleri ve istikrar oluşturulabilir mi? Etkin, adil ve anlaşılabilir bir vergilendirme sistemi ile tahsilat programı kurulabilir mi? Sorunlar çözülebilir mi? Doğru düzgün personel yönetimi sağlanabilir mi? Mükellef memnuniyetinden söz edilebilir mi? Velev ki bendeniz bilmiyorum! ...

Siz söyleyin; nereye gideceğini bilmeyen yelkenliye hangi rüzgâr yardım edebilir! ...

"Valla okurken başım döndü... Bu ne ya! ..." Diyor İstanbul dışında görev yapan Sevgili Tülay arkadaşımız...

"Kendi hakkını arayamayanlar, vergi mükellefine ve personeline nasıl hak ve adalet dağıtıyorlar!!! Yoksa bu konularda da vahiy mi geliyor, merak ediyorum!" Diyerek, iş birlikçi pasif zalimlere de gönderme yapıyor Sevgili Hasan kardeşimiz.

Doğru söze ne demeli?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Ahmet AK, "Vergi" dediğimizde elbette aklımıza hemen işdünyası gelecektir. Biz, bir başka pencereden bunu seslendirmeye çalışalım. Hasbelkader işdünyasının (iç-dış) her başamağından bakma şansına sahip olanlardanız. Ülkemizde sermaye yok. Olanı da, devletin açık-kapalı desteklediği ailelere aittir. Sokaktaki vatandaşa, ne banka, ne devlet, ne de yerel idareler yardımcı (yakın zamana kadar diyelim) olmazlar. Bir işin oturması, 3-5-10 yıldır. Bu zarar edilen (dönemdir) Bunun yanında bizler oturmamış! ekonomiye sahip ülkelerdeniz. Bir anda fırlatılan bir kitap, bir iktidar değişikliği veya darbe nedeniyle tüm hesaplar alt-üst olabilmektedir. Devlet, KDV vb uygulamalarla zaten servet oluşmasına izin de vermemektedir. Temiz geçmişe sahip bir esnafın bir bankadan kredi alması (0) Sıfır ihtimal dahilindedir. Daha doğrusu, para güçtür ve sistemi taşımayana göstermezler. ancak, Otomobil-ev alırsanız para vardır, sırtınıza biner ve araba eskimeden kamburunuz çıkar! Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 11.01.2013 14:27
Cevap :
Çok yerinde tespitler bunlar Sevgili CANMEHMET, katılmamak elde değil!!! KDV konusuna gelince, asıl "büyük oyun (!)" Orada biliyor musunuz? Her dönem "ne hikmetse" büyük kazananlar(!) (-ki o kazanç dünya gözüyle 'ne kadar' büyüktür!) Bir avuç mutlu azınlığın "ödemediği" ne demek,, işte bu KDV iadesi oyunlarıyla götürdükleri(!) "domuz etinden" daha tiksindirici yetimin, emeklinin hakkını yiyiyorlar ve tiksinmiyorlar da!!! Perçeminden tutulacağı "o" günden kaçabilecekler mi bakalım. İşte hepsi bir aradalar,, ne kadar hileleri, oyunları, düzenleri varsa ortaya koysunlar: ... (İşte hepiniz bir aradasınız. Kurtulmak için, bir düzeniniz, bir hileniz varsa, hiç durmayın, derhal uygulayın! 77 Murselât 39'uncu Ayet) Aaah BURAKGAZİ, ah Canmehmet ah!!! Saygılarımla. A.AK  11.01.2013 18:03
 

Kıymetli Ahmet AK: Böyle Ovanın çayır çimeni Pardon ( Böyle karışık ve uzun mevzuatın, derdi büyük yazısı uzun olur,Gönül isterdi ki hem bu yazı elzem olan mahiyette kısa yazılsaydı,ancak taşı size atmıyorum,bir kaya parçasını vergi kanununu düzenleyenlere atıyorum Tülay kardeşimiz haklı ne bu ya..Kaptansız ve Pusulasız gemiye hiç bir rüzgar yardım etmez,hatta hiç bir liman dahi kabul etmez.Güzel bir konu çok uzun zorla bitirdim.Bu konu hakkında yorum yapacak bilgi ve kabiliyetim yoktur..elam ve saygılar sunuyorum..

Mehmet Burakgazi 
 11.01.2013 1:50
Cevap :
Sevgili BURAKGAZİ, çok güzel yorumlamışsınız. Tevazunuzu anlıyorum, "alçakgönüllülükle" daha da yüceliyorsunuz gözümüzde... Müjdat Gezen üstadımız der ki; "Fazla tevazu göstermeyin, sonra inanırlar bunlar!..." Vergi Dairesi Müdürü arkadaşlarım gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ediyorlar: Diyorlar ki; "Ayrıcalık ya da lütuf istemiyoruz, emeğimizin hakkı, mesleğimize saygı, insanca çalışma koşulları istiyoruz. Maliye'deki KAST sisteminin "sinsice" uyguladığı itibarsızlaştırmalar bitsin artık diyoruz!.." Çok mu Sevgili BURAKGAZİ! diye de ekliyorlar. Emin olunuz ki verginin müdürleriyle yardımcıları Devletini, Büyük Milletini, Ülkesini ve Yurdunun Mazlum Evlatlarını, kendileri gibi mağdur olan masum vergi mükellefleriyle tüm vatandaşlarını seviyorlar. İşte sizin de yorumunuzda "güzelce" özetlediğiniz dertleri budur!.. Ne mutlu büyük milletimizin mazlum evlatlarının derdiyle dertlenene,,, ne mutlu BURAKGAZİLERE... Saygılarımızla. A.AK  11.01.2013 17:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 276
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1082
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster