Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '11

 
Kategori
Felsefe
 

Zamanı Akıtmak 11

11-] Böylece olayın iç zaman durumsalı, dış zaman durumsalıyla girişir. Bu girişimlerle de organik düzlemler, gittikçe polimerleşen zincir yapıların; yeni ve zorunlu özellikleriyle daha farklı nesnel yasallıkları, ortaya koyarlar. İlişkilenmenin yeni özellikleri, durum olguya eklenir. Bunlar olguların, aşama aşama biriken, geçmişlerinin, kesikli ve sürekli zaman akışıdırlar. Bu nedenle; öğrenilmiş, kodlanmış zamanın tekrarlı oluşuyla, dıştan bir müdahaleyi hiç hedefleyip de, ihtiyaç duymazlar. 

Açıkçası partikül girişimleri sonunda, bir olgu geçmişini, hidrojen olarak ortaya koyarken, zorunlu olaraktan da, olayın bu geçmişi, hidrojenin özelliği olacaktır. Bu geçmişle, hidrojen kedi kendisiyle birleşen değişen, farklı özelliklerle niteliksel zaman sıçramalarını, kesikli geçmiş yapılarını ortaya koyacaktır. Birleşen, ayrışan, girişen, çoğalan, geçmişi; zincirleme etkilerin zorunluluğu olacaktır. 

Ancak yine de, tarihin belli döneminden itibaren, öznel bilinç, organiğin yasallığına uygun, olumlu olumsuz tabir edeceğimiz birçok müdahalelerini, kendi yasallığının içinde kalaraktan, kendi yöney eştirmelerini yapabilir. Fakat bu, inorganiğe yapılan müdahalelerden çok farklı olacaktır. İlk partikül ve çekirdek bileşenlerinde olduğu gibi seçenlikler kişi öznelliğin tümden dışındadır. Belki evrensel öznelliktirler! Özel bağıntılı durumlarda öznel etkinlikler, yasal sınırlarla müdahalelerini yaparlar. 

Bizim organiğe ve inorganiğe müdahalemizi, beli niteliksel aşamalarla sınırlayabilirsiniz. Çünkü organik organizasyon, o nitelik aşamalarına gelene değin, oluşacak on binlerce işlev ilişki organizesini, kendi başına ve kendi kendine gerçekleştirecektir. Sizin müdahaleniz var olan geçmişlerin yer ve sırasını değiştirmek olacaktır. Yer ve sırası değiştirilmiş geçmiş organize belirmeler, yeni durumlu ilişkisini de bir zaman içinde, ortaya koyabilecektir. 

Hâlbuki inorganikler, partikül düzeyini, partiküller de, nano tik organizelerle ve nano ilişkilenmeleri düzleminde çıktıktan sonra, durgun görünümlü iç devinmelidirler. Partiküler devinimlerine göre yavaşlamıştırlar. Ama görünüşün egemen devinimine göre çok hızlıdırlar. 

Titreşen salınım ve dalgaları artık, matlaşmıştır. Ağırlaşmış; yoğunlukça gravitasyoni bir çekim alanı oluşludurlar. Yani yeni ilişkilerin bileşikler hali, ortamını daha da değiştirip, eğilip bükülen, ortamda, geçmişlerini yaklaştırıp, uzaklaştıran, süreç eşmeler ortaya koyalar.İçteki depo zaman işlevler, özellikle de enzim atik süreçler, görevce ve görece; ömrümüzden de kısa olmak zorundadırlar. Şöyle bir örnekle bunu anlatmaya çalışayım: 

Diyelim ki önümüzde, yüz metrelik bir yol olsun. Biz bu yolu da, bir adımda almış olalım. Biz bu bir adımı atmak için ayağımızı kaldırıp da, tekrardan ayağımızı yere bastığımız an 100 m'lik yolu almış olmakla; hem bir günümüz geçmektedir. Hem de siz bir adımlık devinim gerçek eştirirken içteki zamana göre, uzun bir ömrümüzü tüketmiş olacağız. Siz bir devimle bir ömür tükettiğinizde, bir enzim, milyarlarca kez devinim gerçekleştirmiş, iç zamanınız çok hızlı geçmiş olacaktır. 

İşte bu 1 günlük ömür süresi içinde de, içimizde milyarlarca kez olaylar, olgular ve işlevler sürekli biçimde gerçekleşmiş, zaman akmış olacaktır. Ama tek koşulla. Gerçekleşen bu olaylar ve olgular, örneğimizdeki adımımızdan (yani bir günlük ömrümüzden) çok çok hızlı ve ömrümüzün; 86 milyar 400 milyonda biri gibi bir kısa süre içinde gerçek eşmesi demektir. 

Bunlar nasıl olası olur? depo zamanın kısmen donmuş ve yansıyan bir eşleşmeli kodlanma olduğu; yukarıda belirtilmişti. Şimdi önce bir günümüzü 24x60= 1440 dakikaya, 1440x60= 86400 saniyeye çevirelim. Yani bir gün seksen altı bin dört yüz saniyedir. 

Diyelim ki bir enzimi olayımız da, saniyenin milyonda biri gibi bir süreçte gerçekleşsin. Bu gerçek eşme bigbengin bir var oluştu izleği olacakla özel katalitzör şartlarda olasıdır demektir ki 86 400 x1 000 000= 86 400 000 000 bir enzimin, örnekteki ömrümüze göre seksen altı milyar, dört yüz milyon kez devinme kapasitesi var demektir. 

Bizim ömrümüz (adımımız) süresince, bir enzim; 86 400 000 000 kez olay ve girişmeleri gerçek eşecek demektir. İşte ancak 86 400 000 000 kez enzim devinimden sonra sizin ömrünüzle, enzimin toplam devinme süreleri, eşit eşilir. Bu demektirki ömrünüzle enzim devinim süreci hiç eşit olamaz. 

Diyelim ki bizde bin tane enzim olsun. Şu halde ömrümüz boyunca 86 trilyon 400 milyar kez enzim olayı olası olacaktır. Bunu ömrümüz boyunca sayabilmemiz dahi olanaksızdır. Burada önemli olan şudur; seksen altı milyar, dört yüz milyonda bir olan enzim devinim hızı, ömrünüze eşit olmayacaktır. Böylece ilişkin iç zamanınız akacaktır. Enzimin devinim süreci ancak sizin ömrünüz boyunca eşit ya da biraz fazla olacaktır. Ki, o zaman da iç zamanınız akmayacaktır. 

Enzimin devinim hızı sizin ömrünüzden örneğimize göre (86 400 den) çok çok küçüktür. Kademeli süreçler bütününde, bir kademe ne kadar uzun ve çetrefilli olursa olsun, aşamanın her bir derecesi; aşamalı bütünden küçüktür. Yani bir enzimin devinim zamanı, ömrünüz boyunca akan süreç içinde hiç bir zaman sizin ömrünüz kadar olamayacaktır. 

İleri akan zaman, daima geçmişten büyüktür. İçimizdeki bir hücresel zaman zemin düzlemi, bizdeki geçmiş zamanın birbirine çok yaklaşmış bir ayrıntısını oluştururlar. Yine bir başka bağıntı ilen de, bu süreçti yakınlaşma ve kısmende uzaklaşmalar; zamanın ve uzayın ve devinimin bükülmesi nedeni ile de, oluşurlar. Tıpkı bir karpuz yüzeyde olduğu gibidirler. 

Ya da şişirilen balon üzerinde, iki noktanın (zamanın, hücre içi istikrarın) ayrışan, kesikli, tanecikli, bağıntılı yapısı nedeni ile biri birinden uzaklaşması gibidirler. İki farklı bağıntı, iki apayrı sonuç olabilmektedir. Bu yüzden bağıntı kavramı iyi bilinmelidir. Hücre geçmiş zamanları ya da aynı zamanın özel bağıntılı durumlarını içermekle, geçmişleri bir arada ve aynı zamanda ilişkiler. Yine küresel bir eğilim yapan hücreler, bu zamanları birbirinden kısmen uzaklaştırırlar. 

Böylelikle bağıntılarla, değişikliklerin ortamından değişmelerin bir ucu yoğunlaşan bir masifle alanıdır. Hız, çevresindeki zamanın eğilip bükülen; hızla değişen dalgalanmasını da oluşturur. Masiflikler ise, görece kararlıdırlar. Bulunduğu yere basınçlı olup, çevresinde neredeyse stabil olan, eğip bükülmenin istikrarlı dalgalanması, sürecini oluştururlar. Ortamın dalgalanması da olay ve olgulara; zamana, hem devinme, hem eğilim eşme, hem girişme olaraktan da yansırlar. 

Saf enerji (ki bu anlamlınca, iyice bir tanımlanmalıdır) partiküllere (yani, atom altı parçacıklara) doğru eğimle görünür ve dönüşürler. Bu saf enerjinin, belkide o aşamaya göre somut ve masif olmasının ilk aşama belirimidirler. Partiküller, parçacık boyut ve zamanını aştıktan sonra, kuantik düzenleniş yatkınlığı kazanırlar. Bir çeşit zoraki, isteksizliğe doğru bir doğuma özellik eşirler. 

Bu aşamalar kendilik organize olur düzlemleri artık tam bir iştahlılık değildirler. Henüz ağızlarının tadıyla bir atom çekirdeği parçacıklarını oluşturabilir bir eğilimlilikte değildirler. Kendiliğinden organize olmanın iştah hızı, sıfır olmayan hızla, ama ortalama sıfıra yaklaşır bir eğilim düşmesine kayarlar. Mekanik organizasyonlara girebilirler. Bunlar da statik (durgun) bir işlev genliktir. 

Sürecek 

 
Toplam blog
: 418
: 104
Kayıt tarihi
: 26.11.10
 
 

26 yıllık sınıf öğretmenliğinden sonra emekli oldu. Şiir çalışmaları ve deneme türü olan, toplum ..