- Kategori
- Felsefe
Zamanı akıtmak 21
21] Bizde, bir geçmiş zamanın süredurumu vardır. Yani zamanın akışıyla, süreli (kesikli) olgularla kuantum biçimlerde birikmiştir. Kuantum biçimler, organ, el gibi yapılar ve işlevler olduğu gibi, bilgi, öğrenme, biçimli protein depo zarfı, ya da vücut ısımızın sağlanışı gibi referans boyutlarla enerji formlu, tasarruflar olmaktadırlar. Bunların, kesikli sürekli çelişen birlik halini; şimdimiz girişendi oluşla, bağıntı aştırmaktadır. Kendiniz, kendinize frenle (dirençle); stres atarsınız.
Bizdeki içer ilen geçmişlerin faz farkları, yukarıdaki zorunlu ana temel durumun içer ilmesine karşın, geçmiş-şimdi-gelecek faz farkı devinimler zıtlaşması olaraktan da ortaya çıkmaktadır. Yani bağıntının (şimdinin) konumlanması (devinimi, zamanı); geleceği (yeni şimdileri), oluşturmaktadır.
Varlık bunlar sız mümkün değildir. Geçmiş bizde genetik aktarılan yapı gereçleri olaraktan, temel metabolizma süreçleri olarak, sindirim öğeleri olaraktan geçmiş, izafileşen bir birlik oluştur. Demek ki bizdeki metabolizma süreçleri ve sindirimin konusu öğeler, geçmişin adım adım, yavaş yavaş milim milim, on binlerce yıllık akış sürçlerin, biriktirip örüldüğü, ilişkisel bir zaman süredurumlu, boyutturlar. Her zamanın sürece, minimal düzlemde katlımı vardır.
Şimdi ise, içimizdeki var olan geçmişlerin işlevselliği ile şimdiki bu gibi akışların iç dış ilişkilerinin geleceğe akacak olan süreçsel durumlarını girişecekten, yeni olgu ve oluşları ortaya koymasıdır. Bu mazi işlevsellik olmasaydı, zamanı akıtamazdınız.
Tekil zamanın akması için illa bir başlangıç koşulu gibi benzeri ısıl şartlarının, yeniden süreci ivmelendirmesi gerekirdi. İçimizdeki zaman olmasa, yani yol haritası olmasa, bu şimdiki düzlemde görece geleceğiniz olamazdı. Olgu ve olayları biriktiren aşamaları yapamazdınık. Bu şimdiki izafi zaman süredurumları, geçmiş zaman süredurumuna göre, faz farklıdırlar ve normalde geçmişten ileridedirler.
Gelecek daima, geçmiş zaman süredurumlarının ve şimdinin biriktirdiği, yeni olan kesikli sürekli olguların, kaotikçe Per türbülanslarının yansıyan enerji durumudurlar. Yani geleceğin faz farkı, mazi ve haldeki gibi normalde bu iki faz farklarından çok ileridedir. Gelecek bir toplu geçmişle, şimdiki faz farkı organizasyonudur. Öznel olaraktan, bir hayal, bir düşünce yansıması, bir tasarım farkıdır.
Bu yansımaları bizler de, özne dediğimiz beyin organı süreçleriyle yaşamın içine sokarak, pratikte somutlarız. Bu tür yansımanın bizde istem dışı olarak ve farkında olmadığımız, öznel alanın dışında gelen bilgi tetiklemesi gibice sine süren ve bizde henüz duyu organı şeklini almamış yansımasıyla da vardırlar. Metabolizmamızın, duygularımızın çalışmalarına değin yansıyan bilgisi, bu geçmişteki her biri bir evrelerin birbirine göre kırılan süredurumlarının yansıma kategorisindendirler.
Faz farkı demek, başlangıçtaki kuantla parçacık durumların, eksendeki aktiflik ve nicelinim sıralanmasıdır. Faz girişmeleri, şimdiki oluşma içinde palet devinmesi ile sürekli ileri olurlar. Bir iş makinesi paletinin kendisi kesikli bir yuvar masiftik iken, devinimiyle de sürekli olmaktadırlar.
Bunu dalga kuramı ile söylersek, bir sinüzoidal dalga, başlangıç orijinden dışa bir atımla saçıldıktan sonra, tekrar başlangıç orijin ekseni üzerinde, eksene değinim noktasıyla bir geri besleme yapar. Bu referans noktadan (orijin eksenden) çıkışla, yön değişip; ilki olan atımın, tersi yön durumuna doğru yeni bir atım yaparak yine tekrar orijine, eksene değinim noktası ile orjine dönüşle, geri beslemesini yapar. Her biri bir atım olan sinüs ol dalga ve tanecikli yapı ile zaman (uzam-uzay), genişlemiştir. Devinim, orijin ekseni sarımları boyunca, boşluk ve tanecikli olay hafızası olaraktan ileri akmıştır.
Tekilliğin açılması ile bütünlük (salt tekillik) parçalanmıştır. Parçalanma, suyun zemine yayılması gibi bir dalgacık girişimli süreklilik zamanı ve zemin devinimi iken; bir civanın topaklaşması gibi tanecikli, kesikli, devinim ve zaman olay ırası topağı olmuştur. Süreklilik dalga özelliği, başlangıç öncesi tekil bütünlüğünün yansımasıdırlar. Parçalık özellikleri ise saltın saçılmasından kaynaklı bütün olamayışın kendileşmesi idi. Bir çeşit salta ait olma, aidiyetlik serüvenidir.
Bütünlüğün parçalanması bütünlüğü polarmalamıştır. Yani bütün gibi dalgacık olmayla, bütünden görece koparak, kendi iç düzenin organize eden parçacık zıtlaşması, polarmasıdır. Yani parçalanan bütünlüğün polarma girişmesinin biri, dalga hareketidir. Diğer girişmesi de topaklaşma hareketidir. Dalga polarmalı hareket bir süpürme, dalgalar arası boşluk bırakma hareketidir. Ki, olayı kendisine yansıtarak, olayı kendisine katma, zaman zemin devinmesidir. Topak hareketi bir engel olayı atlama eğilip bükülerek sınırlanma ve masifleşme, masifleşerek kendi olay zamanını bükmedir.
Eğer orijin noktasındaki olay ufku saçılmasının görünür olan tarafı, topak devinimli sinüs dalgası ve sinüs girişmesi ise; aynı periyot içinde, aynı zamanda ve aynı genlikte oluşan görülmeyen yüzünde ki periyot olan sinüs yansıma da, olayın dalga saçılmasıdır. İkisi aynı anda giriştiği için iki (çokluk ve çelişkili) karakter, birli yansır.
Zaman yatay ve ileri doğrudur ve fazın kendisidir. Olayın kendisidir ve kendi içinde boyutludur. Bu, iki yöne olan her bir atım; olgu ve olayların yalpasıdır. Çünkü her yalpalama, bir geri beslenmeyi ve bir düzeltme referans hareketini içerir. Olay zamanlar eksene sarılmak için, ekseni çevreden dolaşırlar. Böylece, yörünge sinüsleri ortaya çıkar.
Yalpa; zamanın, devinimin tirildemesidir. Yine bu, olay ve zamanın her bir orijin karakter noktada sıçrayıp, bir yöne doğru saçılıp, tekrardan bir başka orijin noktada geçişi ile kesikli sürekli yapılı oluşlarıdırlar.
Yine bu sinüstü dalga ve topaklanışlardan biri de, olayların kutup alanca, deviniş zamanlı kendilik oluşudurlar. Zamanında bir kutbu olmalı. Bir sinüs dalganın, orijinden sapışla, tekrar orijine kavuştuğu iki farkı noktası vardır. Birinde olay başlamış diğerinde bitmiş gibidir.
Sürecek