- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
Zararlılar…

Müsaade ederseniz bu gün biraz canınızı sıkmak istiyorum. Yok yok, politika yazmayacağım. Kusura bakmayın ama bu gün elimden o kadar kolay kurtulamayacaksınız.
Biraz sağlığımıza kötü etkisi olan maddelerden konuşalım bu gün. Hayatı beş duyumuzla algılarız. Bu duyularımızın ise nedense çok düşük seviyede olduklarını bilir ama üzerinde durmayız. Örneğin, torunla evde halının üzerinde alt alta, üst üste oynamak çok zevklidir. Hanımın temizlik konusundaki titizliğini bildiğim için içim rahattır.
O temiz olan yerlere güçlü bir mercek aracılığı ile baktığımızda halımızın bizden başka bir sürü canlıya, bakteriye ev sahipliği yaptığını görürüz. Eğer gözümüz o kadar hassas olsaydı halıya basamazdık bile.
Sağlığımızı tehdit eden maddelerin başında hava gelir. Hava kirliliğinin, başta insan sağlığı olmak üzere görüş mesafesi, materyaller, bitkiler ve hayvan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Katı yakıtlar ve akaryakıt gibi karbonlu maddelerin tam yanmamasından meydana gelen katı ve sıvı parçacıkların bir gaz karışımı olan duman, hava kirliliğinin bir çeşitlidir ve görüş uzaklığını azaltıcı bir etkiye sahiptir.
Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri, atmosferde yüksek miktardaki zararlı maddelerin solunması sonucu ortaya çıkar.
İnsanların sağlıklı ve rahat yaşayabilmesi için teneffüs edilen havanın mutlaka temiz olması gerekir. Havanın doğal yapısını bozan ve kirleten maddelerin başka bir deyişle kirli havanın solunması, özellikle akciğer dokularını tahrip edici ve öldürücü olabilmektedir. Solunum yolu ile alınan hava içerisindeki parçacıklar ve duman, teneffüs esnasında yutulur ve akciğerlere kadar ulaşır. Bu bilgiler ışığında düşününce mümkünse hiç nefes almamak gerekir.
İkinci sağlık düşmanımız ise “su” dur.
Su kirliliği antropojin etkiler sonucunda ortaya çıkan, kullanımı kısıtlayan veya engelleyen ve ekonomik dengeleri bozan kalite değişimleridir. Su kirliliğinin bir başka tanımı ise; su kaynağının kimyasal, fiziksel, bakteriyolojik, radyoaktif ve ekolojik özelliklerinin olumsuz yönde değişmesi, şeklinde gözlenen ve doğrudan veya dolaylı yoldan biyolojik kaynaklarda, insan sağlığında, su ürünlerinde, su kalitesinde ve suyun diğer amaçlarla kullanılmasında engelleyici bozulmalar yaratacak madde ve enerji atıklarının boşaltılmasını ifade etmektedir.
a) Havadaki ve topraktaki kirletici maddeler eninde sonunda suya geçerler.
b) Dünyadaki tüm suların % 99'undan daha fazlası bir tek sistem içinde birbirine bağlı olup genel mahiyette kirlenme tehdidi altında bulunmaktadır.
c) Sularda, muazzam bir canlı varlık hazinesi, dolayısı ile gıda deposu mevcuttur. Burada vaki olabilecek bir denge bozulması bütün dünyamızdaki yaşamı ciddi ve olumsuz yönde etkiler. (Toplu balık ölümleri !)
Denizlerden buharlaşan sular yukarıda yoğunlaşıp yağmur halinde aşağıya düşünce pek çok pislikleri bir bölgeden diğerine taşır. Bu yöre, bu şehir temiz gibi sözler pek de geçerli değildir. Sağlığımıza gerçekten dikkat edeceksek sudan kesin uzak durmamız gerekir.
Bu bahsettiğimiz etkenler çoğunlukla üzerinde durmadığımız, görmezden geldiğimiz etkenlerdir. Sebebi ise yapabileceğimiz pek bir şeyin olmamasıdır.
Birde ağzımızdan girenler var. Konu oraya gelince işler değişiyor. Rekabet, satış kaygısı, insan sağlığını düşünmeyen teknoloji sayesinde her saniye zararlı bombardımanına tutuluyoruz Öz olarak söylemek gerekirse, içinde kimyasal katkı bulunan hemen her şey sağlığa zararlı. Bazılarının zararını hemen görüyoruz, bazıları ileride çıkıyor.
Çernobil’deki nükleer kazanın ardından eldeki çay stokunu insan sağlığından fazla düşünen bir bakan TV. Ekranlarında çay içmiş, “bakın kanser olmuyorum” demişti. Oysa bu gün Karadeniz bölgemizde o olayın kanser hastalıklarına neden olduğu ispatlandı.
Konuya bu çerçeveden bakarsak marketten manavdan hiçbir şey alıp yememeliyiz. O deterjanları, sabunları ise evimize asla sokmamalıyız. İnternette şöyle ufak bir tur atanlar madde madde neyin ne kadar zararlı olduğunu göreceklerdir.
BU DURUMDA SAĞLIKLI KALMAK İSTİYORSAK YEMEYECEĞİZ, İÇMEYECEĞİZ, SU KULLANMAYACAĞIZ, NEFES ALMAYACAĞIZ.
Evet, bütün yazılıp çizilenleri alt alta yazarsak ortaya bu sonuç çıkıyor. Dikkatinizden kaçmamıştır. Daha sigara ve içkiye değinmedik. İnanıyorum ki, politikacıların kişisel ve kurumsal tercihi olmasa, sigara ve alkolün zararlarından ancak hava kirliliğinin zararları kadar konuşulur.
Akla hemen şu soru geliyor. Madem her şey bu kadar sağlıksızda insanlar neden yaşamaya devam edebiliyor? Bilim adamları işlerine gelmeyen, içinden çıkamayacakları sorulara asla cevap vermezler. İşte bu soru da onlardan biri. Ben bilim adamı falan olmadığım için kısıtlı bilgim ve 65 yıllık tecrübeme dayanarak bu soruyu yanıtlayayım. İnsan vücudu kendini çevre koşullarına göre sürekli programlayan, dışarıdan gelen tehditlere karşı inanılmaz bir hızla karşı tedbir üreten ve uygulayan bir makinedir. Bazı vücutların anında etkisiz kıldığı bazı tehditleri, başka vücutların önleyememesi, o vücut sahiplerinin vücudun işlerine çok karışması ve onu bilmeyerek engellemesinden kaynaklanmaktadır.
Kendimden örnek vereyim. Yaşamım boyunca asla hasta olmayacağımı, vücudumun her problemi çözeceğini, çözemezse öleceğimi ve bunun da olması gereken olduğunu düşünüp hep onu telkin ettim ve saçma sapan önlemler alarak vücudumun dengesini bozmadım. 50 yıl günde en az bir paket içtiğim sigarayı geçen yılbaşında artık almaya bütçem yetmediği için bıraktım. Bulduğumda içkiyi hala içerim. Hiç ama hiçbir sağlık sorunum yok. Olmayacağını da düşünüyorum. Yalnız bir hata yaptım. Geçtiğimiz yıllarda bir sonbaharda belim ağrımış, tedavi almıştım. İkinci sonbahar yineler mi diye düşündüm yineledi. Bu böyle devam ediyor. Başka şeylere dalıp aklıma gelmezse ne ala. Gelirse sonbaharları belim ağrır.
Sırf bu olay bile bana birçok şeyin beyinde başlayıp beyinde bittiğini gösteriyor.
Sağlıklı günler diliyorum…
İzmir. 2011-01-13