- Kategori
- Gündelik Yaşam
Zaruret Meyhanesi

Dün Zarureti gördüm . . .
Dün Zarureti gördüm...
Sanayi mahallesin de kaportacıların arasında kıytırık bir köşede, yorgun ve bitkindi.
Zarureten girdim Zaruret’in açık olan kapısından içeri..
Zaruret’in rutubetli duvarları makyajı , rimeli, yüzün de ne varsa akmış bir kadın gibiydi .
Üzüldüm o haline...
Sildim elim ile akan rutubetini zarureten.
Kokladım sonra onu burnumu yapıştırarak, ağır ucuz bir kokuydu sigara ve alkol kokusu da karışmıştı Zaruret’in kokusuna . .
Sonra saate baktım daha vaktim vardı. Zarureten bir bira söyledim Zaruret’te, ayakkabılarının
Topuklarına basan, paçalarını çorabının içine sokan yağlı saçlı garsona..
İlk müşteri bir kedi , bir de bendim saat onbeş otuz gibiydi..
Sonra ayakkabılarının topuklarına basan, paçalarını çorabının içine sokan yağlı saçlı garson benim
Birayı getirdi asık bir suratla zarureten..
Sonra ikinci bir adam geldi elinde at yarışı bültenleri, altılı kuponları ile..
İnce, cılız bir adamdı ve pantolonun için de sanki kıçı yoktu ince cılız adamın..
O da oturdu bir masaya zaruten.
Sonra bir sigara yaktı ve ayakkabılarının topuklarına basan, paçalarını çorabının içine sokan yağlı saçlı garsondan bira istedi cılız ve hırıltılı bir ses ile.
Suratları çok asıktı adamların Zaruret’te. Zarureten bile gülmedir..
Ne bana, ne de kıçı olmayan ince cılız adama.. Sadece kediye güldüler onu sevdiler beslediler ama zarureten değil içlerinden gelerek şefkat ile sevdiler . . .
Ne akla hizmet dedim kendi , kendime bir meyhanenin adını ‘’Zaruret’’ koymak..
Düşündüm , düşündüm... Çıkamadım işin içinden…
Saatin geldiğini gördüm çıktım zarureten Zaruret meyhanesinden…
Yürüdüm metroya doğru.. Dar bir sokaktan geçerken gözüme bir tabela ilişti Maslak Sanayi Sitesinde..
‘’Mecburiyet Köftecisi’’ menüsünde de köfte, piyaz rakı ve irmik helvası olan..
Bir daha ki sefere mecburen oraya uğramaya karar vererek karıştım karanlıkta kalabalığın içine...