- Kategori
- Evcil Hayvanlar
Zehra teyze

Akıllı oğlum,boncuğum..
İki yıldır Kasımpaşa'da oturuyorum. Haliç'in güzel kıyısında, yorgun ve zorlu yaşam mücadelesinin izleri yüzlerine yansımış insanların çoğunlukta olduğu bir semt burası. Yüzler asık, yabancılaşmanın verdiği endişe öyle belirgin ki, gülümsemeyi unutmuşlar. Yan binadaki komşu hanım pencereden bakıyor, kaldırımdan yukarı yürüyorum, yukarı bakıp gülümsüyorum, hani alışkınız İzmirimden, bir gülümseyiş ne zormuş yahu. Kadın şaşkınlıkla bakıyor yüzüme, acaba bana mı? Bana ise neden? Bende sabır çok, inatla her gördüğümde gülümsüyorum. Kız komşuyuz, neden bu tavır?. Peygamberimiz ile ilgili bir anı okumuştum, ashabından bir zat diyor ki: Efendimiz (s.a.v) komşu hakkı üzerine öyle çok şey söyledi ki, bir an için mirasta da ortaklıktan sözedecek sandım! Bir başka örnek: Kabirlerinizde, iman ve kul hakkından sonra komşu hakkından hesaba çekileceksiniz" . Ben komşu olarak elimden geleni yaptım, artık bana sorulmaz ümidindeyim...
Mahallede bir Zehra teyzem var, ona bayılıyorum. Her gün üşenmeden, mahallenin tüm kedilerine yiyecek getirir. Kısa boyu, gülen gözleriyle tıpkı rahmetli Suna Pekuysal'a benzer. Ara sokakta, küçük bir evde kirada oturur. Eşi emekli, ama otelde gece bekçiliği yapıyor. Öğleden sonra 4-5 arası, elinde her kediye ayrı paketlenmiş yiyecek torbasıyla yokuşun başında göründü mü şenlik başlar. O hepsi birbirinden güzel 12-13 kedicik nasıl hizaya geçerler bir görseniz. Nasıl bir efendilikle, tek sıra halinde Zehra teyzenin peşine takılırlar. Duvarın üstündeki yerlerini alırlar, paketleri tek tek açılır önlerine konur. Biri öbürünün paketine asla karışmaz, o asil duruşlarıyla sıralarını beklerler. Canım teyzeciğim, zaten kıt kanaat yeten parasından onlara mama ve ciğer alır. Evde haşlayıp getirir, ekmekle karıştırılmış pa ketlerindeki özeni görmenizi isterdim...
Zehra teyze gelince giyinir giderim yanına, sohbet ederiz. Yıllar önce genç yaşında kaybettiği kızını anlatır, kedilerin ona verdiği enerji ile yaşama tutunduğundan sözeder. Ortak yanımız süper loto, her hafta oynarız. Bir gün tutturacak, Unkapanında eski tarihi bir ev varmış, üç katlı. Tutturunca o evi alacak, biraz bakım ister ama olsun. Ama, kediler n'olacak? Belki onları da götürecek. Ama en iyisi, nasılsa zengin olacak ya, hergün taksi ile yine gelip besleyecek onları. Bana da İzmirden bir ev alacak, istersem burdan da alabilir... Geçen hafta ikimiz de 3 tutturduk, 5 milyon aldık. Yine oynadık, bakalım belki bu hafta tuttururuz.
Tanrıya hergün dua ediyorum, lutfen tuttursun Zehra teyzem. Beraber gidip bakıcaz o eve. Ben Kayseriliyim ya, biraz pazarlık yapıp evin fiyatını indirtebilirim... Güzel yürekli teyzeciğim benim, evladının acısını sana unutturabilir mi dünyadaki nesneler? Ne güzel avutuyorsun yüreğini, gücüne saygıyla eğilmemek ne mümkün? Oysa beni hiç bir hayal avutmuyor, avutamıyor... Aslan gibi iki gardaş vermişim toprağa, biri 48 öbürü 55 inde iki fidan. Üç yıl ara ile, depremin en şiddetlisi, bağrımda köz bile kalmadı artık. Baktığım her güzellik acı veriyor, onlar bakamıyor diye. Süper loto çıksa ne oluur, sayısal çıksa ne olur. Avunuyoruz işte, yoksa çıkıp da mutlu olacağımızdan değil. Bir süre oyalar yarım yüreklerimizi güzel evler, para. Sonrası yine hüzüün, yine buruk kalpler...
Sevgili dostlarım, yakınlarınızın kıymetini yaşarken bilin. Tüm sevdikleriniz sağ ve sıhhatte mi, dünyanın en zengini sizsiniz inanın. Allah, erken ölüm vermesin kimselere. Ağabeylerimin ardından sadece iki satır yazabilmiştim:
" Bir omuzumda Orhan*
Diğerinde Tuğrul*
Doğrulabilirsen doğrul.."
* Küçük abim Orhan, büyüğü Tuğrul'du..
Herkese sevdikleriyle birlikte sağlıklı ve mutlu uzun bir ömür diliyorum.