- Kategori
- Deneme
Zenci Piyanist, Beni dudaklarımdan öptü mü ?

Yağmur yağıyordu, hem de gökyüzünü delercesine bir yağmur. Ben pencerenin önünde oturmuş; şarap içiyordum, kırmızı. Evin önündeki çocuk parkındaki salıncakların altında su birikintileri, ne kadar da çekici geliyordu bana.
Ansızın karanlığın içinde bir karartı beliriyordu, bir kız çocuğu (aynı bana benzeyen) koşarak salıncağa gidiyordu. Ben tam binecek derken, su birikintisine bakıyor ve içinde zıplamaya başlıyordu, etekleri, saçı, yüzü çamur içinde kalırken, o kahkahalar atıyordu. Sonra ani bir hareketle kendini salıncağa bıraktı, tıpkı kadife bir koltuğa bırakır gibi…
Sallanırken çamurlu yüzünü aydınlatan gözleri ışıldadı. Salıncağın karşısındaki su birikintisinin üzerinde bir hareket oldu, gözlerimi o noktaya çevirene kadar her şey yerleşmişti. Zenci bir adam piyanosunun başına geçmiş, Tom Waits parçaları çalıyordu. Tutamazdım kendimi, koşarak aşağıya indim sarhoştum belki de.
Kolum, bacağım morarana kadar çarptım korkuluklara. Kapının önüne ulaştığımda derin bir soluk aldım. Ama ne yağmur vardı, ne kız çocuğu, ne de zenci piyanist hepsi, hepsi yok olmuştu. Gözyaşları içinde salıncağa koştum, oyuncakları elinden alınan bir kız çocuğu gibi kırgın ve umutsuz zıplamaya başladım toprağın üzerinde, üzerime çamur bulaşsın istedim, saçlarım bile toprak koksun olmadı, olamadı…
Yere uzanıp gökyüzünü izlemeye başladım ta ki o zenci piyanist gelip beni dudaklarımdan öpene kadar…
Burcu...