- Kategori
- Siyaset
Zeynep bebeğin günahı ne?
Türkiyede barış ortamından rahatsız olanlaradır bu sorum…
Terörün devamından yana olan, statükonun sürmesini isteyenleredir, değişime karşı olanlaradır…
Kendisi nedenini bilmeden, sorgulamadan, hayır deyip; evet diyenleri düşman görenleredir bu sorum!
Parti içi demokrasiyi hayata geçiremeyen ama ülkeye demokrasi getireceğini iddia eden partinin yöneticilerinedir sorum!
Zeynep bebeğin gazetelere de yansıyan resminde gözlerindeki o derin hüznü okuyamayan; nice bebelerin ölümüne, yetim kalmasına sessiz kalanlaradır sorum!
Tam da silahlar susmuş, ateşkes uygulanıyorken Zeynep bebeğin saldırıya uğradığı yere yakın bir sığınakta dokuz PKK lıyı öldürerek barış yoluna dinamit koyanlaradır sorum!
Eğer bir ülkede hukuk çalışmıyor, adalet işlemiyor, eşitsizlik, yokluk, yoksulluk önlenemiyor ve daha da önemlisi birileri silah, mazot, uyuşturucu ticareti için uygun ortam olarak görüyorsa, o ülkede terörün olmasından daha doğal hiçbir şey olamaz. Çünkü terör olmazsa, bu kan emici soyguncular işlerini rahat yapamazlar. Hem derin devlet yapılanması içinde kimileriyle, hem terör örgütüyle işbirliği halinde, terörden beslenen bu namussuzların tek kaynağı terördür.
İşte bu terör odaklarının, toplumun dikkatini başka yönlere çekebilmesinin en kolay yolu da onları korkularıyla baş başa bırakmaktan geçiyor.
Soğuk savaş dönemlerindeki komünizm korkutmalarının yerini sosyalist bloğun dağılmasından sonra bölücülük, etnik ayrımcılık, ülke bölünüyor, memleket elden gidiyor korkusu aldı. Kimi zaman Sünni-alevi çatışmasını körüklediler. O da yetmedi AKP nin iktidarıyla birlikte “şeriat geliyor” öcüsüyle toplumu korkutmaya çalıştılar. Ama gördüler ki, sekiz yıllık AKP iktidarı boyunca laik kesimin sosyal yaşamını derinden etkileyecek önemli bir değişiklik olmadı. Referandum sonuçlarını hazmedemeyen elit, statükocu kesim şimdilerde yeniden ülke bölünüyor senaryosunun ardına sığınmaya başladı. İşin ilginç yanı, değişimin öncüsü olması gereken CHP ve kendilerini laik olarak tanımlayan kimi sözde demokratlar, bu senaryonun en etkili oyuncuları olarak sahnede yerlerini aldılar.
Siyaseten kendilerine halk katmanlarını yandaş olarak katmaları gerekenler, başından beri halktan kopuk politikalar izledikleri ve kendilerine müttefik olarak askeri, bürokrasiyi ve yüksek yargıyı benimsedikleri için şimdilerde müthiş bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Gerçek anlamda demokrasinin yerleşmesi halinde, asıl gücün halkta olacağı realitesini bir türlü içlerine sindiremeyenler, doğal olarak değişime karşı son direnişlerini gösteriyorlar. Ama cin şişeden çıktı bir kez, güneş balçıkla sıvanmıyor! Cumhuriyetten bu yana yalanlarınız, iki yüzlülüklerinizle kandırmayı başardığınız bu halk artık uyanıyor. Zeynep bebeğin uyanır uyanmaz annesini istediği gibi, bu halk da uyanır uyanmaz, demokrasi istiyor, adalet istiyor, hukuk devletinde özgür, eşit yurttaşlar olarak yaşamak istiyor. Kendi kimliğiyle, kendi diliyle, kendi kültürüyle yaşamak istiyor. Kendi özgür iradesiyle seçtiği kişiler tarafından yönetilmek istiyor. Kendi ülkesinde ötekileşmek, yabancılaşmak, ikinci sınıf yurttaş olmak istemiyor. Terör ve kaos ortamından beslenen egemen güçlere inat, barış içerisinde birlikte yaşamak istiyor.
Zeynep bebeklerin anasız kalmaması dileğiyle…..
ayhanongun@gmail.com
Terörün devamından yana olan, statükonun sürmesini isteyenleredir, değişime karşı olanlaradır…
Kendisi nedenini bilmeden, sorgulamadan, hayır deyip; evet diyenleri düşman görenleredir bu sorum!
Parti içi demokrasiyi hayata geçiremeyen ama ülkeye demokrasi getireceğini iddia eden partinin yöneticilerinedir sorum!
Zeynep bebeğin gazetelere de yansıyan resminde gözlerindeki o derin hüznü okuyamayan; nice bebelerin ölümüne, yetim kalmasına sessiz kalanlaradır sorum!
Tam da silahlar susmuş, ateşkes uygulanıyorken Zeynep bebeğin saldırıya uğradığı yere yakın bir sığınakta dokuz PKK lıyı öldürerek barış yoluna dinamit koyanlaradır sorum!
Eğer bir ülkede hukuk çalışmıyor, adalet işlemiyor, eşitsizlik, yokluk, yoksulluk önlenemiyor ve daha da önemlisi birileri silah, mazot, uyuşturucu ticareti için uygun ortam olarak görüyorsa, o ülkede terörün olmasından daha doğal hiçbir şey olamaz. Çünkü terör olmazsa, bu kan emici soyguncular işlerini rahat yapamazlar. Hem derin devlet yapılanması içinde kimileriyle, hem terör örgütüyle işbirliği halinde, terörden beslenen bu namussuzların tek kaynağı terördür.
İşte bu terör odaklarının, toplumun dikkatini başka yönlere çekebilmesinin en kolay yolu da onları korkularıyla baş başa bırakmaktan geçiyor.
Soğuk savaş dönemlerindeki komünizm korkutmalarının yerini sosyalist bloğun dağılmasından sonra bölücülük, etnik ayrımcılık, ülke bölünüyor, memleket elden gidiyor korkusu aldı. Kimi zaman Sünni-alevi çatışmasını körüklediler. O da yetmedi AKP nin iktidarıyla birlikte “şeriat geliyor” öcüsüyle toplumu korkutmaya çalıştılar. Ama gördüler ki, sekiz yıllık AKP iktidarı boyunca laik kesimin sosyal yaşamını derinden etkileyecek önemli bir değişiklik olmadı. Referandum sonuçlarını hazmedemeyen elit, statükocu kesim şimdilerde yeniden ülke bölünüyor senaryosunun ardına sığınmaya başladı. İşin ilginç yanı, değişimin öncüsü olması gereken CHP ve kendilerini laik olarak tanımlayan kimi sözde demokratlar, bu senaryonun en etkili oyuncuları olarak sahnede yerlerini aldılar.
Siyaseten kendilerine halk katmanlarını yandaş olarak katmaları gerekenler, başından beri halktan kopuk politikalar izledikleri ve kendilerine müttefik olarak askeri, bürokrasiyi ve yüksek yargıyı benimsedikleri için şimdilerde müthiş bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Gerçek anlamda demokrasinin yerleşmesi halinde, asıl gücün halkta olacağı realitesini bir türlü içlerine sindiremeyenler, doğal olarak değişime karşı son direnişlerini gösteriyorlar. Ama cin şişeden çıktı bir kez, güneş balçıkla sıvanmıyor! Cumhuriyetten bu yana yalanlarınız, iki yüzlülüklerinizle kandırmayı başardığınız bu halk artık uyanıyor. Zeynep bebeğin uyanır uyanmaz annesini istediği gibi, bu halk da uyanır uyanmaz, demokrasi istiyor, adalet istiyor, hukuk devletinde özgür, eşit yurttaşlar olarak yaşamak istiyor. Kendi kimliğiyle, kendi diliyle, kendi kültürüyle yaşamak istiyor. Kendi özgür iradesiyle seçtiği kişiler tarafından yönetilmek istiyor. Kendi ülkesinde ötekileşmek, yabancılaşmak, ikinci sınıf yurttaş olmak istemiyor. Terör ve kaos ortamından beslenen egemen güçlere inat, barış içerisinde birlikte yaşamak istiyor.
Zeynep bebeklerin anasız kalmaması dileğiyle…..
ayhanongun@gmail.com