​ Zeytin ağaçları ve o sarnıç / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '08

 
Kategori
Anılar
 

Zeytin ağaçları ve o sarnıç

Zeytin ağaçları ve o sarnıç
 

Fotoğraf, Mersin/Aydıncık'ta çekilmiştir.


Güneşli bir ocak sonuydu. Üç gündür yağan yağmur da mola vermişti. Yukarıda kara bulutlar dağıldı, gökyüzü masmavi. Denizin rengi ise henüz düzelmemiş. Bulanık. Üzerinde odun parçaları. Severim böyle havalarda gezmeyi, görmek isterim doğanın insanoğluna yapmak istediği uyarıları.

Dolaşmaya çıktım, elimde fotoğraf makinesi. Arabanın sık geçmediği bir yolda yürüyor, yağmur sonrası kokuları ciğerime dolduruyordum. Doğa uykusundan uyanmıştı. Badem ağaçları da çiçek açmaya başlamıştı, Toroslar’ın yamacında kurulu bu sahil kasabasında.

Yoldan çıkıp bir bahçeye saptım. Diğerlerinden kireç ve kum harcıyla sıvalı taş duvarlarla ayrılmış bahçede onlarca zeytin ağacı. Hepsi de birbirinden heybetli. Tarihin derinliklerinden geldiği belli. Böğürtlen bürümüştü ilk sekiyi. Girişin solunda bir incir ağacı, yılların ağırlığından mı yoksa düşen yıldırımdan mı belli değil, ikiye taklamış. Kolları yerde, yaşama tutunmaya çalışıyor. Az aşağıda yıkıma terk edilmiş bir Rum evi. Karşıda ise Kelenderis Kalesi. İskelede balıkçı tekneleri ve bir yat bağlı. Açıkta birbirini izleyen, öndeki büyük, arkadaki küçük iki ada. Ta uzaklarda ise Tuzburnu. Onun sağında da namaza durmuş bir adamın şapkasını andıran Yılanlıada. Ufukta Kıbrıs’ın dağları.

Zeytin ağaçlarından birinin dibindeyim, fotoğraf çekmek için. Bir güvercin gelip kondu dalına. Zeytin ve güvercin alıp götürdü beni sembolünde dünyayı kucaklayan zeytin dalları bulunan Birleşmiş Milletler Örgütü’ne, Asya’nın, Afrika’nın, Ortadoğu’nun barut koktuğu şu günlerde.

Bahçenin bazı yerlerinde su birikmiş. Nuh mu göndermişti acaba bu güvercini suların çekilip çekilmediğini anlamak için. Tufan sırasında ortalık hâlâ sular altında olduğundan kuş geri döner. Bir süre sonra, Nuh yeniden yollar güvercini. O da bu kez ağzında taze bir zeytin dalıyla döner. Tanrının öfkesi dinmiş, sular çekilmiştir artık. Gagasında zeytin dalı tutan güvercin, o günden bu güne, kurtuluşun, ümidin ve barışın simgesi olur.

Fotoğraf makinem elimde ama basamıyorum deklanşöre. Gözümün önüne geliyor, Fransa’da, Alplerin eteğinde, Monako yakınlarında kurulmuş Roquebrune-Cap-Martin kentindeki hâlâ dimdik ayakta duran, gövdesi 20 kulaç, yaşı 2000’in üzerinde, Nuh Tufanın yok edici gücüne karşı direnen zeytin ağacı.

Daldım bir kere derinlere. Kurtaramıyorum kendimi. Penelope, geliyor usuma. Truva Savaşına katılan kocası Odysseus’un uzun süren yokluğunda, kendisine kur yapan onlarca yakışıklı ve zenginle asla paylaşmamıştır zeytin ağacından yapılmış karyolasındaki yatağını. İşte bu nedenle sadakat simgesi sayılmış zeytin ağacı. Şimdi düşünüyorum, insanoğlu tarafından hakkında birçok efsane yaratılan zeytin ağacından başka ağaç var mı diye.

Kaç yıllıktı bu bahçedeki ağaçlar, kim diktirmişti? Eğer Berber Petros diktirdiyse, en az yüz yıllık olmalıydı. Anlatılanlardan belleğimde kalanlar beni yanıltmıyorsa, Petros’nun kızının adı da Athina’ydı. Barış ve bilgelik tanrıçası Athena’nın adını vermişti babası. Haydi, bakalım; şimdi de Yunan mitolojisine doğru kanat çırpıyorum. Gökyüzünün hakimi, tanrıların babası Zeus, insanlığa en büyük hizmeti sunacak tanrı ya da tanrıçanın, yeni kurulan kentin koruyucusu olacağını duyurur. Bunun üzerine deniz tanrısı Poseidon, Athena ile yarışa girer. Poseidon, üç dişli çatalını kayaya saplar ve bir at çıkarır oradan. Bu at, insanları uzaklara götürecek, malzeme taşıyacak ve onlara savaş kazandıracaktır. Athena ise mızrağını yere saplar ve onu bir zeytin ağacına dönüştürür. Halkoylaması yapılır. Erkekler, Poseidon’u, kadınlar ise zeytin ağacını bolluk simgesi olarak görür ve Athena’yı tutar. Bir oyla fazlasıyla Athena, kentin hükümdarı olur. Tanrıçanın onuruna şehre de Atina adı verilir. Belki de Petros bu mitin etkisinde kalıp zeytin ağaçlarını diktirmiş ve kızına da Athina demiştir, kim bilir.

Hışımla gelip önümdeki ağaca tırmanan bir kedi, çekip çıkardı beni düşüncelerimin burgacından. Etrafıma bakındım, arkamda kara bir köpek ayağını kaldırmış bir badem ağacına işiyordu. Onları bırakıp kendi işime döndüm. Yaşlı bir zeytin ağacını fotoğrafladım. Ardından da kontrolünü yaptım. Fotoğraf harikaydı ama ağacın dibinde boş bir şarap şişesi vardı. Sildim fotoğrafı. Şişeyi aldım, duvarın önüne götürüp diğerinin yanına bıraktım. Ölümsüzleştirdim yeniden, ölümsüzlüğün simgesi zeytin ağacını.

Güç ve kudret sembolü ağaçları geride bırakarak indim ikinci sekiye. Sol tarafta birkaç yaşlı zeytin ağacı daha. Sağda ise kocaman yaşlı bir incir. Vardım üçüncü sekiye. Yan yana iki adamotu vardı burada. Yüzeyi pütürlü, sert, geniş, uzun, ucu sivri, kenarları kesik ve oval yaprakları, toprak hizasında yan yana dizilip bir daire oluşturmuşlardı. Biri mor diğeri ise beyaza çalan beş yapraklı bolca çiçek açmıştı. Adasoğanları salıvermişlerdi iri yeşil kulaklarını. Az daha yürüdüm ve yıkık evin yanındaydım. Bir karayılan akıp gitti taşların arasından, kayboldu duvarın deliğinde. Köşede ise iki tavuk, kurumaya yüz tutmuş insan dışkısını didikliyordu.

Ocak ve bacası hâlâ ayaktaydı Rum evinin. Deveci Ali ile Rum kızının aşklarına tanık olan o sarnıç da hemen yanı başındaydı. Rum babanın kızını sakladığı sarnıç. Genç kızınsa, “Hayır, inmek istemiyorum… Karanlığa gömülüyorum… Korkuyorum… Geri çekin beni… Egoist canavarlar! Sizden farklı düşünenlere saygılı olun. Atmayın onları karanlık deliklere. Siz beni değil, kendinizi korumaya çalışıyorsunuz. Önce insana saygı duyun. Çıkarın beni. Seviyorum işte Ali’yi. Kaçacağım yarın ona…” diye haykırdığı o sarnıç.

Yörük oğlunun, “Merhaba, Ağam. Hoş geldin” dediğini duyar gibi oldum. Ve bir kez daha düşledim Rumların Gilindire’den göçünü, sallanan mendilleri, uzaklaşan yelkenlileri. Yüreğimi sızlattı bu ayrılık, dağılan mozaik.

Bir “Pırrr” sesi duyunca baktım; güvercin uçup gidiyordu ama gagasında zeytin dalı yoktu…

 
Toplam blog
: 95
: 1738
Kayıt tarihi
: 12.06.07
 
 

Emekli öğretim görevlisi, çevirmen, öykü yazarı, kültür ve düşün dergisi Gerçemek'in sahibi ve ge..