- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
Zihnime Kazınan Cümle, "Ne Etmiş Lan Bu Solcular Size?"

Seçime ilişkin kampanya sürecinde, zihnime kazınan en etkili soru cümlesi Sırrı Süreyya Önder’den geldi.
“Ne etmiş lan bu solcular size?”
Düzene egemen kadim güçlerin hem koro halinde, hem solo vaziyette, her ağızlarını açtıklarında hedefe koydukları solcular, sosyalistler bu ülkenin hal-i pür melaline ne yapmıştı da bu kesimlerin bitmek bilmeyen hıncına mazhar olmuştu?
Tarih önümüzde en yalın hali ile durmaktadır. Bir kez dahi iktidar olamamış, bu ülkenin gidişatına ilişkin hiçbir dönemde karar mekanizmaları içerisinde yer alamamış olan solculara, sosyalistlere karşı toplum nezdinde bitmek tükenmek bilmeyen bir itibarsızlaştırma operasyonu yürütülmesi insanın içini acıtan bir durumdur. Soru gayet açık ve nettir, “Ne yaptı lan bu solcular size?”. Şayet sol olarak Kemalist bir parti olan CHP ise kasıt, CHP bu ülkede hiçbir zaman sol siyaset kulvarında yer almamış, sadece yer alır gibi yapmıştır. Kaldı ki CHP’yi sol da dahi kabul etmiş olsak bile, CHP’nin iktidarda kaldığı süre bellidir. Oysa bizim derdimiz solu CHP üzerinden açıklamak değildir ve CHP hiçbir koşulda sol siyasetin gerektirdiği bir noktada duramamıştır. Zira ülkenin ve devletin kurucu gücü olması nedeniyle, resmi ideolojiye sıkı sıkıya bağlı bir partidir CHP. Oysa solun, sosyalistlerin bu topraklardaki en büyük derdi resmi ideolojidir. O halde bizler solun kimler olduğunu, solun renk tonlarının kimlerden oluştuğunu iyi saptamak zorundayız.
Bu ülkede sol bir kez ve en güçlü şekilde TİP (Türkiye İşçi Partisi) ile parlamentoda temsil edildi. Ve TİP on dört vekille girdiği parlamentoyu adeta sallamış, silkelemiştir. TİP sonrası malumunuz, sol cephe en son Ufuk Uras’la parlamentoda temsil edilebildi. Bu ülke tek partiden, çok partiye her zaman aynı zihniyetin ürünleri, üretimleri sayesinde yönetildi. Gelinen noktada dış borcu tavan yapmış, gelir adaletsizliği diz boyu bir hale bürünmüş, dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiş düzeyde iç göç bunalımı yaşanmış, var olan hemen hemen hiçbir demokratik sorun çözümlenemediği gibi, var olan sorunların her biri kronik birer sorun halini almış… Binlerce insan ülke içi çatışmalarda yaşamını yitirmiş, askeri darbelerle toplum alabildiğine sindirilmiş, işkenceler, fişlemeler ve daha bilcümle insanlık dışı muameleler bu topluma reva görülmüştür. Baskı ve sindirme operasyonlarından ötürü bu ülke tarihinde en büyük darbeleri hep solcular, sosyalistler yemiştir. İşte Nazım Hikmet’in başına gelenler, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Kemal Tahir… Bu insanların her biri bu ülkenin solcu, sosyalist birer değeriydi. Başlarına neler geldiği bellidir. Ve haliyle bu ülkede solcu olmak, sosyalist olmak her babayiğidin harcı değildir. Onca baskı ve sindirme operasyonlarına karşın halen bu ülkede solcular, sosyalistler varsa, buna da sevinmek gerek. Zira sevinmek gerek, alın işte 12 Haziran 2011 seçimlerinde Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğunun başına gelenlere bir bakın.
Seçime ilişkin kampanya sürecinde ve öncesindeki vaziyetlere hafif tarafından bir göz ucu ile dahi baktığımızda, “Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu” adına seçime girenlerin ne büyük zahmetlerle kampanyayı yürüttüklerine tanık oluruz.
Yüzde onluk seçim barajı, kimi adaylara YSK vetosu, maddi yetersizlik, devletin baskı ve sindirme operasyonları, tutuklamalar, gözaltılar ve bunca saldırının ardından parlamentoya bu cepheden 36 tane vekil girebilmişse, kabul edelim ki seçimin gerçek galibi Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğudur.
Onca baskıya, onca hileye hurdaya rağmen Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu duruşundan bir kez dahi ödün vermemiş ve seçimin en dikkat çeken kesimi oldukları gibi, adeta siyasetin nasıl yapılması gerektiği hususunda da düzenin siyaset ustalarına dersler vermişlerdir. Hedefledikleri vekil sayısından sapmadan, oylardan bir tekinin bile ziyan olmasına fırsat vermeden 36 vekili meclise gönderebilmek kabul edelim ki hiç de hafife alınabilecek bir durum değildir.
Artık bir gerçeği anlamış durumdayız… Sol, Sosyalist cephe bu şekilde çalıştığı takdirde, önümüzdeki dönemlerde bu ülkenin bütün kesimlerinin ilgi odağı haline gelebilir. Korkular bu sebeptendir. Zira solun, sosyalistlerin bu ülke halklarına anlatacağı, söyleyeceği daha çok şey var. Bu yüzdendir sola, sosyalistlere yönelik itibarsızlaştırma operasyonları yürütmek. Bir kez daha Sırrı Süreyya Önder’in sorusunu soralım bu çevrelere, “Ne etmiş lan solcular size?”