- Kategori
- Sinema
Zipper - Erkek Aldatınca

Türkçemize “Uçkur” adıyla çevrilen 2015 yapımı bir Amerikan filmi olan Zipper genç bir Baş Savcı adayının değişen ikili ilişkisini anlatıyor. Toplumda oldukça saygı duyulan bir mevkide olan Sam Ellis kendini kadınların dünyasında buluyor ve bir yalan girdabının içinde savrulup duruyor. Başrollerini Patrick Wilson ve Lena Headey’in oynadığı filim ahlaki yozlaşmaya fazlaca gönderme yapmış durumda.
İşin açıkçası filmin bize verdiği mesaj herkesin hata yapabileceği, günah işleyebileceği değil herkesin kolayca bundan farklı biriymiş gibi görünebileceği yani görünüşün aldatıcı olduğu. Kıyafet, makam, mevki ve saygınlık bizim gibi toplumlarda da fazlaca itibar gören bir şey. Özellikle devlet kademesinde bir yerlere gelmiş insanlar, zenginler, iş adamları gibi insanlarda bunu görebiliyoruz. İlber Ortaylı son yazdığı M.Kemal kitabında bir insanın ahlakı veya inancı ölçülebilen bir şey değil diyor. Bu suyun kaynama noktası, cisimlerin genleşmesi, havanın sıfırın altına düşünce donma olayının gerçekleşmesi gibi bir şey değil diyerek ekliyor.
Kim ahlaklı? Federal Savcı Sam Ellis herkesin saygısını kazanırken geceleri eskort kızlar eşliğinde bambaşka kişiliğe bürünüyor. Peki gerçek Ellis kim? Sabah ofisinde oturan saygın savcı mı yoksa nefsinin istediğince kadınlarla beraber olan Ellis mi ve bizlerin bir insanı derinlemesine tanıma imkanımız var mı? Allah bilir...
Klasik bir Türk kadını lafı vardır; benim kocam yapmaz. Ancak boşanma davalarına şöyle bir baktığımızda avucunun içi gibi bildiğini sandığı adam veya kadın neler neler yapmış. Ben seni hiç tanıyamımışım. İşte bu da klasik bir Türk kadını lafı.
Gelelim aldatmak konusuna. Şu ikili ilişkilerde yalandan sonra en sevmediğim şey aldatmak veya aldatılmak. Aldatmak; birincisi bu çok onur kırıcı bir davranış, karşındaki aptal yerine koyuyorsun, sana ümit dolu bakan seni seven bir insanı yerle bir ediyorsun, ikincisi insanların vaktini çalmaya kimsenin hakkı yok, üçüncüsü aldatmak demek sadece tensel temas demek değildir. Biriyleyken bir başkasını düşünmek de bence aldatmanın ta kendisi, yarı yolda ben yokum demek de buna dahil. Sevmek işi meziyet işi beceremiyorsan bulaşmayacaksın.
Şimdi aldatmak konusunda erkeğe biçilen bir rol var. Filimlerde, dizilerde, romanlarda mutlaka görmüşsünüzdür. Ben bu rolden çok rahatsızım. Anlatayım... Masum (!) erkeğimiz genç ve güzel kadını görüyor, kadın onu baştan çıkartıyor hop adam aldatıyor. Sonra adam diyor ki; ben masumum, ben ne yaptığımı bilmiyordum falan filan. Yani bu şuna benziyor; kusura bakma ben bir maymunum ve ne zaman muz görsem canım çekiyor. Ya da bizim öğrencilerin sınav mazaretlerine; sözlüğüm olsaydı eminim o kelimeyi yapardIm hocam, cetvelim olsaydı bir kare çizebilirdim hocam gibi saçma bahaneler. Ne demek ben baştan çıkartılıyorum? Genç ve bekar bir erkeğin bunu söylemesini anlarım ama evli barklı adamın; kadın beni büyüledi ben masumum demesi çok saçma ve çocukça. Are you idiot bro? Zaten adam olmanın farkı bu tür durumlarda attığın imzaya sahip çıkabilmek. Bence kadın beni büyüledi yerine beynim beni terk etti demek daha doğru. Hem rüzgar nereden eserse oraya giden bir adam; adam değildir ancak kağıttan uçak falandır. Üfleyin uçsun...
Emre Erden