- Kategori
- Opera / Bale
ZORLU'DA SAİD-VİLLAZON KONSERİ
ZORLU’DA VILAZÓN-SAİD KONSERİ
Günlerdir tanıtımı yapılan ve dün akşam (30 Eylül 2021)’de Zorlu PSM'de gerçekleşen ve şef Cem'i Can Deliorman'ın Gedik Filarmoni Orkestrası şefi olarak yönettiği konserde, Meksikalı tenor Rolando Villazón ile Leyla Gencer ödüllü, Mısırlı soprano Fatma Said sahne aldılar. Ben de sanatçıları canlı olarak dinlemek amacıyla bu konsere gittim. Gitmesine gittim ama bilet fiyatlarının aşırı yüksek oluşu nedeniyle salonda çok büyük ölçüde boşluklar vardı. Her şeyden önce bu durum hem solist sanatçılar hem orkestra üyeleri hem de diğer seyirciler üzerinde olumsuz etki yapmaya yetmişti. Saat 21.00’de konser normal olarak başladı. Ben de sağ taraftaki balkondan konseri izleye koyuldum. İlk eser olarak Fransız besteci Charles Camille Saint-Saëns’ın ( 9 Ekim 1835 - 16 Aralık 1921) ünlü operası Samson ve Dalila’dan ünlü dansı Bacchanale’in yorumlanması başladı. Bu dans operanın en sevilen bölümüdür ve birçok konserlerde çalındığı gibi dan olarak da icra edilmektedir. Maestro Deliorman’ın gayretli ve son derece tempolu bageti karşısında yine aynı şeyle karşılaştım. Salon akustiği sorunu. Yine olağan sesler duyulmuyor, ses kaybı fazlasıyla var. Orkestra ne yapsa nafile. Şef çırpınıyor, ancak, sahnedeki sesi salona yansıtacak sahne üstünde olmayınca büyük oranda ses kaybına neden olmaktadır. Ben bu konuyu daha önce Zorlu yönetimine bildirdiğim halde buna bir çözüm bulunmadı. Oysa ki, pratik çözümlerle bu sorun kolaylıkla çözülebilir, böylece hem sanatçılar rahatlıkla bir yorum yapabilirler, hem de seyirler de daha kaliteli seslerle buluşurlar. Basit bir kabuk işlevi yapacak bu çözümü akustik mühendisleri kolaylıkla çözebilirler. Bu olumsuz eleştiriden sonra konser programına göz atalım.
Orkestranın yorumladığı Bacchanale’in zaten her zaman çok sevilerek dinlendiğini biliyoruz. Seyirci de bu duyarsız kalmadı ve alkışlarla karşılığını verdi. İkinci eser yine Fransız besteci Jules Massenet’in, daha çok bale müziği ile tanınan operası Le Cid’den Ô souverain, ô juge, ô père adlı oldukça hüzünlü ve dokunaklı şarkısını icra ederek hak ettiği alkışlarını aldı. Je veux vivre Ch. Gounod’un Roméo ve Juliette operasının en sevilen aryasıdır. Bu güzel arya için sopranomuz Mısırlı Fatma Said hem şarkısı hem de sevimli tavırları ile bolca alkış aldı. Giuseppe Verdi’nin en ünlü operalarından olan La Traviata’ın giriş müziği operanın tam bir özeti gibidir. Başından sonuna değin hüzün ve acı dolu temalar işlenir. Çok sevildiği için de konser programlarının vazgeçilmezleri arasındadır. Deliorman yönetimindeki Gedik Filarmoni Orkestrası’nın bu eserdeki güzel yorumu alkışları da beraberinde getirmeye yetti. Sıradaki parça yine aynı bestecinin benim ve muhtemelen salondaki birçok kişinin de ilk kez duymuş olduğu ve C.Goun tarafından düzenlenmiş olan G.Verdi’nin L’esule (Sürgün) adlı şarkısında tenorumuzdan ilk kez dinleyerek eseri tanımaya çalıştık. G.Verdi’nin Gionanna d’Arco (Jan Dark) operasından O fatidica foresta adlı güzel aryayı aynı güzellikte Mısırlı sopranomuz icra etti. İlk yarının son parçası Ernesto de Curtis’in Non ti scordar di me ile iki solist birlikte düet yaparak, alkışlar eşliğinde araya girilmiş oldu.
İkinci bölümün ilk eseri orkestra tarafından yorumlanan Pietro Mascagni’nin Cavalleria Rusticana operasının en çok sevilen bölümü olan Intermezzo seyirciyi yüreklendirmeye yetti. Bundan sonraki orkestra eseri dışındaki şarkılar Napoliten türündeydi ve Francesco Paolo Tosti’nin L’ideale şarkısında Rolando Villazón, R.Leoncavallo’nun Mattinata Fatma Said sahneye geldiler. Sıradaki eser G.Bizet’in en çok bilinen ve sevilen operası Carmen uvertürü idi. Ya mis horas felices - La del soto del Parral adlı Soutullo-Vert’in şarkısı için sahneye çıkan Rolando Villazón bize Meksika rüzgarı estirdi. Las Hijas de Zebedeo şarkısı olan Ruperto Chapi bestesi için Fatma Said söyledikten sonra programın son parçası olarak bir düet vardı. Manuel Penella El gato montés, "Vaya una tarde bonita... Sí! Torero quiero ser.
Konser normal olarak bu şekilde sona ermişti.
Alkışlar kesilmeyince iki ünlü sanatçı, birkaç kez sahneye gelerek seyircileri selamladıktan sonra 5 şarkı daha söyleyerek bis yaptılar. Gerek solo gerekse düet halinde opera ve operetlerden söyledikleri şarkılarla büyük alkış aldılar.
Bu arada tenor Rolando Villazón farlı bir şey denedi ve bariton partisi olan W.A.Mozart’ın Sihirli Flüt operasındaki Papagena / Papageno düetini birlikte seslendirdiler. Bunun dışında G.Verdi’nin La Traviata’sından Libiamo, ne’ lieti calici düeti, F.Lehar’ın Tebessümler Diyarı düetleri ile güzel bir program sunulmuş oldu.
Her şey çok güzeldi, sadece bu güzel salona hiç yakışmayan bir eksiklik ise sahnedeki akustik eksiklik. Eğer bu sorun da giderilirse bu salona daha çok seyirci gelecektir.
Çağımızın en muhteşem tenorlarından Rolando Villazón ve neslinin en heyecan verici genç sopranolarından Fatma Said, unutulmayacak bir klasik müzik ziyafetiyle ilk kez Türkiye’de Zorlu PSM’de müzikseverlerle buluştu. Dünyanın en prestijli opera evleri ve orkestralarıyla gerçekleştirdiği benzersiz ve etkileyici performansları sayesinde, müzik dünyasının en sevilen yıldızlarından biri olan Rolando Villazón, günümüzün önde gelen tenorlarından biri olarak biliniyor. Milano'daki prestijli Accademia del Teatro alla Scala’dan mezun olmasının ardından, burada sahneye çıkan ilk Mısırlı olarak da adını şimdiden tarihe yazdıran Fatma Said, müzisyen kimliğinin yanı sıra ülkesi Mısır’ın kültür elçisi olarak da tanınıyor. Meksikalı opera sanatçısı Rolando Villazon ile Mısırlı soprano Fatma Said, Gedik Filarmoni Orkestrası eşliğinde sahne aldı.
Zorlu PSM'de gerçekleşen opera, operet ve çeşitli şarkı dağarından unutulmaz eserlerinden oluşan bir repertuvara yer verilen konseri yöneten şef Cem'i Can Deliorman ve Gedik Filarmoni Orkestrasını kutluyorum.
ROLANDO VILLAZÓN
Rolando Villazón, dünyanın önde gelen opera evleri ve orkestralarıyla gerçekleştirdiği benzersiz ve etkileyici performansları sayesinde, kendisini müzik dünyasının ve sevilen yıldızlarından ve günümüzün önde gelen tenorlarından biri olarak konumlandırmayı başardı. “Muhteşem kuvvetli bir sesle… ihtişam, zarafet ve güç” (Süddeutsche Zeitung) ile “günün divolarının en çekicisi” (The Times) olarak ilan edilen Rolando Villazón, sahne yönetmeni, romancı ve televizyon kişiliği olarak başarılı kariyerini sürdüren çok yönlü sanatçıları arasında yer alıyor.
Mexico City'de doğan Villazon, Pittsburgh'daki opera evlerinde ve San Francisco Operası'ndaki genç programlarına katılmadan önce müzik eğitimine kendi ülkesinin ulusal konservatuarında başladı. Rolando Villazón, 1999'da Plácido Domingo'nun "Operalia" yarışmasında (Zarzuela Ödülü ve İzleyici Ödülü dahil) çeşitli ödüller kazandıktan sonra uluslararası müzik sahnesinde hızla ismini duyurdu. Avrupa'daki ilk çıkışını Massenet'in Cenova'daki Manon'unda Des Grieux olarak ve Opéra de Paris'te La Traviata'da Alfredo olarak ve Berlin Staatsoper'da Verdi'nin Macbeth'inde Macduff olarak yaptı. O zamandan beri, Berlin, Münih ve Viyana Devlet Operaları, Milano'daki La Scala, Royal Opera House Covent Garden, Metropolitan Opera New York ve Salzburg Festivali'ne düzenli olarak konuk oluyor ve önde gelen orkestralar; Daniel Barenboim ve Yannick Nézet-Séguin gibi ünlü şeflerle çalışmaya devam ediyor. Konser şarkıcısı olarak Londra'daki Barbican Hall'da, Berlin ve Köln'deki Philharmonia'da, Festspielhaus Baden-Baden'de, Gewandhaus Leipzig'de, Roma'daki Accademia Santa Cecilia'da ve New York'taki Carnegie Hall'da sahne aldı. Rolando Villazón, 2011 yılında Lyon'da yönetmen olarak ilk kez sahneye çıktı ve o zamandan beri Festspielhaus Baden-Baden, Deutsche Oper Berlin, Deutsche Oper am Rhein Düsseldorf, Viyana Volksoper ve Dresden'deki Semperoper'ı yönetti.
2007'de Deutsche Grammophon ile çalışmaya başlayan Villazon, Dünya çapında 2 milyondan fazla albüm sattı ve sayısız ödül alan 20'den fazla CD ve DVD kaydetti. Aynı zamanda daimi ikametgahı olan Fransa'daki sanat ve edebiyat alanındaki en yüksek ödüllerden biri olan Chevalier de l'Ordre des Arts et des Lettres’e layık görüldü. Rolando Villazón, RED NOSES Clowndoctors International'ın elçisi ve Collège de Pataphysique de Paris üyesidir. İlk romanı "Malabares" 2013'te, ikinci romanı "Lebenskünstler" Nisan 2017'de yayınlandı. Üçüncü romanı "Amadeus auf dem Fahrrad" Haziran 2020'de yayınlandı ve Der Spiegel dergisinin en çok satanlar listesinde birkaç hafta kaldı. Rolando Villazón, Arte TV'de kendi programını sunuyor ve Fransa'daki Radio Classique'de günlük bir şovun yanı sıra Alman istasyonu KlassikRadio'da haftalık bir şovu sırtlıyor. 2017'nin başlarında Salzburg Mozarteum Vakfı'nın büyükelçisi olarak atanan sanatçı; 2019'dan beri Salzburg Mozart Haftası'nın sanat yönetmeni olarak görev yapıyor.
FATMA SAİD
Mısırlı soprano Fatma Said, neslinin en heyecan verici genç sanatçılarından biri. Frankfurter Allgemeine Zeitung tarafından “bir keşif” olarak selamlanan Fatma, sadece opera evlerinde ve konser sahnelerinde kendini göstermekle kalmadı, aynı zamanda insani bir kapasitede de ülkesini düzenli olarak kültür ve eğitim elçisi olarak temsil etti.
2016'da Teatro alla Scala'da, Peter Stein'ın Adam Fischer tarafından yönetilen, eleştirmenlerce beğenilen yeni yapımı Die Zauberflöte'de Pamina rolüyle sansasyonel çıkışını yaptı.
Fatma'nın “aydınlık” “sıcak ve olgun” ve “inanılmaz derinliklerle dolu” olarak nitelendirildiği yapım, ARTE tarafından yayınlandı.Fatma, olağanüstü yetenekli bir müzisyen olarak ün kazandı ve daha önce BBC Radio 3’ün Yeni Nesil Sanatçısı seçildi. 2019/20 sezonunda Mahler 4'ün Teatro Lirico di Cagliari, Fauré Requiem ile Hollanda Radyo Filarmoni Orkestrası, Leeds Lieder, Wigmore Hall ve Bayerische Rundfunk Funkhaus'ta resitaller ve Teatro alla Scala ile Çin'de Pamina olarak performanslar sergiledi.
Fatma'nın 2020/21 sezonunun öne çıkan etkinlileri arasında Orchestre Philharmonique de Monte-Carlo ve Orchestre National de France ile konserler, Sonya Yoncheva ile birlikte Deutsche Staatsoper Berlin'de Rolex için bir gala konseri ve Wigmore Hall, Leeds Lieder ve Leeds Lieder'deki resitaller yer alıyor. Fatma, kısa süre önce BBC Music Magazine tarafından Yılın Yeni Başlayanı seçildi ve Warner Classics ile yaptığı eleştirmenlerce beğenilen ilk albümü El Nour ile Vokal Ödülü kazandı.
Fatma, Hochschule für Musik Hanns Eisler ve Milano'daki prestijli Accademia del Teatro alla Scala'nın mezunuve burada sahneye çıkan ilk Mısırlı olarak adını tarihe yazdırdı. Fatma, çocukların eğitim hakkını ve itibarını müzik yoluyla vurgulamak için Birleşmiş Milletler'de Mısır'ı iki kez temsil etti ve bu yıl Luksor Tapınağı'ndaki “İpek Yolu Konseri”nin bir parçasıydı.
Fatma Said, 2016'da Mısır Ulusal Kadın Konseyi'nden fahri bir ödül aldı ve ilk Ulusal Gençlik Kongresi sırasında Mısır'ın en yüksek ödüllerinden biri için seçildi: olağanüstü sanatsal performansı nedeniyle devletin Yaratıcılık Ödülü'ne layık görülen uluslararası düzeyde başarı eden ilk opera sanatçısı oldu.
İSMAİL HAKKI AKSU