​ Zorunlu Din dersleri / Blog yazarları tartışıyor! / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
 

Zorunlu Din dersleri

Zorunlu Din dersleri
 

Alevi vatandaşlarımız, okullarda zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyorlar...

Yavuz Sultan Selimle birlikte suni mezhebin devletin resmi mezhebi yapılmasıyla, Alevi vatandaşlarımız yıllardır baskılara kıyımlara maruz kalmışlardır...

Cumhuriyetle birlikte laiklik ilkesi mezheplerin birbirlerine olan baskısını kısmen de olsa kırmıştı...

Laiklik ilkesinin temelinde, bir ülkenin resmi dini – özellikle de mezhebi- olmamasına rağmen, laiklik ilkesi iktidarlar tarafından hep sulandırılmıştır...

1950 yılından önce Din dersleri velilerin isteğine göre okutuluyordu...

1968 İlkokul programın da, Din Dersi “4 ve 5. Sınıflarda öğrenci velilerinin yazılı isteğine göre bu ders verilir” yazılıydı ama bu hiçbir zaman işletilmedi...

12 Eylül askeri darbesinden sonra Din Kültürü dersleri zorunlu hale getirildi...

12 Bakanlığın bütçesinde daha fazla bütçeye sahip olan Diyanetin yapılanmasının “Suni mezhebe” göre olması ise tam anlamıyla bir haksızlıktır...

Ülkemizde Alevi, Şafi ve birçok mezhebe mensup kişilerden alınan vergilerin suni mezhebin hizmetine sunulması eşitlik ilkelerine ve insan haklarına aykırı bir durumdur...

Köy ilkokulları taşıma eğitim bahanesiyle kapatılırken bu köyler öğretmenlerden mahrum bırakılıp, bu köyler devletin bütçesinden maaş alan imamlara bırakılmıştır...

Konuya devam ederken bir anımı anlattıktan sonra tekrar konuya dönmek istiyorum :

Yurt dışında, özellikle de Almanya’da çok sayıda cami var.

Camilerin birçoğu değişik tarikat ve cemaatlere bağlı.

Bunun yanında Türkiye’den gönderilen, imamların görev yaptığı, Diyanet işlerine bağlı camiler de var.

Almanya’daki camiler genellikle üç katlı bir binadan oluşur.

Bodrum katı abdest yeri, çayhane vb. ticari amaçlarla kullanılır.

Zemin kat cami, üst katlarda lojman olarak kullanılır. Lojmanda imamlar para ödemeden otururlar. Türkiye’den gönderilen öğretmenler bu lojmanlarda oturmak istedikleri zaman en yüksek kira istenir.

Öğretmen arkadaşlarla, ara sıra caminin çayhanesine gider, çay içer sohbet ederiz.

Bir gün çayhaneye gittiğimde, arkadaşlardan kimse yoktu. Biraz oturdum ve bir bardak çay içtim.

Üst kısımdan bir gürültü geliyordu. Almanca konuşan çocukların sesleriydi.

Merakla yukarı çıktım...

Yukarda, Alman öğrenci grubu, öğretmenleriyle camiyi geziyorlardı.

Çok saygılı ve nazik davranıyorlardı. Kutsal bir yerde olmanın farkındaydılar.

Cami imamı da caminin bölümleri hakkında tercüman aracılığıyla bilgi veriyordu.

İmam, siyah sakallı, başında takkesi, temiz giyimli biriydi. Ara sıra sohbet ettiğimiz, bazı konuları da tartıştığımız biriydi.

Benim de o an orada olmamı istememiş gibiydi. Bunu soğuk tavırlarıyla belli ediyordu.

Ben de buna rağmen öğrenci grubunun davranışlarını merak ettiğimden orada bulunmaya devam ediyordum.

Camiyi tanıtma işlemi bitmişti.

Tercüman aracılığıyla, çocuklar imama sorular yöneltmeye başladılar.

— Türkçe konuşuyorsunuz, Arapça dua ediyorsunuz, Tanrı sizi Türkçe anlamıyor mu?

(İmam sağa baktı sola baktı hafif kızardı. Özellikle de bana sinirli sinirli baktı. -.Bu adamın ne işi var burada der gibi.-)

— Kem- küm... bu soruyu geç geç...

Alman çocuklar ve Alman öğretmen de bir şey anlamamıştı bu cevaptan.

Bir Alman kız çocuğu soru sormak istedi. Önceden hazırlıklı oldukları belliydi,

— Sınıfımızda, Türk öğrencilerde var, merak ediyorum, bazı Türk arkadaşlarımın anneleri, yüzleri dâhil her yerlerini kapatıyorlar, bunlar İslamiyet’in gereği mi?

(Hay aksilik imam yine bana bakıyor, gitsem mi acaba, ama cevabı merak ediyorum.)

— Kem- küm... bu soruyu da geç geç... (imam sinirli)

Arkasından bir soru daha geliyor. Bu sefer kaşıyla gözüyle ürkek tavırlarıyla güzel bir Türk kız çocuğu soruyu, yarı yamalak Türkçesiyle soruyor.

— Babam camiye her zaman gider, namaz kılar. Annemin camiye gidip namaz kıldığını görmedim... Annelere camide namaz kılmak yasak mı?

(İmam gülümsüyor, hatta küçük bir kahkaha atıyor, o sinirli halinden eser yok.)

— Kızım senin Türkçen de çok bozukmuş. Başka sorusu olan var mı?

Kem- küm....

***

Şimdi konumuza tekrar dönelim...

Diyanet İşleri bu ülkenin sırtındaki bir kamburdur ve yalnızca bir mezhebe hizmet etmektedir... Tüm vatandaşları bu mezhebe yönlendirmeyi amaçlamaktadır ki, bu kabul edilemez. Diyanet İşleri ya kaldırılmalıdır ya da yeniden tüm inançlara eşit uzaklıkta davranacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır...

Devlet, tüm mezheplere eşit uzaklıkta olmalı, bu konuda tarafsız olmalıdır...

Okullarda zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır veya tekrar düzenlenmelidir... Eğer yeniden düzenlenecekse, tüm dinlere ve mezheplere ait bilgiler verilmelidir... Hiçbir dinin ve mezhebin birbirine üstün olmadığı vurgulanmalıdır...

***

Türbanı yasalaştırmak isteyen anlayış, siyasi İslam’a doğru gidişe bilerek veya bilmeyerek, destek vermektedir.

1950’den önce anadilimizle ibadet ederken, Türkçe ezanları dinlerken, anlamını bildiğimiz şekilde ibadete alışmışken, din tüccarları, dini siyasallaştırmak isteyen anlayış, 1950’den sonra geriye dönüşün yolunu açarak kendi dilimizi küçümseyerek, Arapça ibadetin yolunu tekrar açmışlardır... Bu anlayış örneği Dünya’nın hiçbir yerinde yoktur....Sanki Allah bizi Türkçe anlamıyor...

Geldiğimiz, getirildiğimiz nokta ülkemizi din faşizmine doğru götürmektedir... Cumhuriyetin kazanımlarının, toplumda travma yaptığını ileri süren anlayış sözde özgürlük bahanesiyle kendi gücünü din gücüyle birleştirerek siyasal İslam’ın yolunu açmaktadır...Ne yazık ki, bazı partilerde bu anlayışın dümen suyuna girmektedir...

***

Alevi topluluğu Cumhuriyetimize ve Atatürk ilkelerine bağlı çağdaşlığı savunan bir topluluktur. Cumhuriyetimizin temelinde büyük emekleri vardır. Bugünlerdeki tepkilerini çok anlamlı buluyorum...Din Kültürü ve Ahlak dersleri zorunlu ders olmaktan çıkarılmalıdır...Diyanet ya kaldırılmalıdır ya da tüm inançları içine alan, hiçbir inancı diğerlerine üstün kılmayan bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır...

***

Artık kem- küm etmenin zamanı değildir... Sorulara ve sorunlara kesin yanıtlar verilmelidir...

 
Toplam blog
: 1410
: 1053
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..