Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
3750
 

''Ağaç Kesilmeyecek. Bina Kaydırılacak''

''Ağaç Kesilmeyecek. Bina Kaydırılacak''
 

Yalova'ya olan sevgi ve ilgisini ''Yalova benim kentim'' diyerek dile getiren Mustafa Kemal Atatürk, gittiği zamanlarda kaldığı ''Millet Köşkü''nü bir ziyaretinde, çınar ağacının dallarını kesmeye çalışan bir bahçıvan ile karşılaşır. Hemen yanına çağırarak bunun nedenini sorar.
Görevli bahçıvanın ''Ağacın dalları uzamış binanın duvarlarına dayanmıştır''. Aldığı yanıtla tatmin olmayan büyük önder çevre konusunun gündemde olmadığı o yıllarda unutulmayacak bir emir verir.
''AĞAÇ KESİLMEYECEK, BİNA KAYDIRILACAK.''

Bina çevresindeki toprak büyük bir dikkatle kazınıp yapının temel seviyesine indirilir. İstanbul'dan getirilen tramvay rayları döşenir.Santim santim çalışılarak ve ağaçtan uzaklaştırılarak dört metre seksen santimlik kaydırma işlemi gerçekleştirilir.

Atatürk'ün isteği yerine getirilmiş, çınar ağacı zarar görmekten kurtulmuştur. ''Yürüyen Köşk'' ''Kültür Bakanlığı Gayrimenkul eski eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 12.7.1980 gün ve 12238 sayılı kararı ile, korunması gerekli Kültür ve tabiat varlıkları arasında sayılarak tescili yapılmıştır.'' O çınar ağacı da tüm ihtişamı ve güzelliğiyle hala Yalova'da köşkün bahçesinde yaşamaktadır.

''Toprak yoksa ekmek yok.Toprak yoksa tavuk yok.Toprak yoksa yumurta yok, domates yok, su yok.Toprak yoksa hayat yok'' diyen, 11 Eylül 1992 yılında yol arkadaşı Nihat Gökyiğit'le beraber TEMA vakfını kuran Hayrettin Karaca gelecek nesillere yaşanılası bir dünya bırakabilmek için üretime ve ileriye dönük projelerle yıllardır çaba göstermekteler.

Toprağın altındaki zenginlikleri gün ışığına çıkarma çalışmalarını 92 yaşında da dik duruşu, kararlılığıyla sürdüren..Aynı zamanda olimpiyatlarda eskrim dalındaki ilk temsilcilerimizden olan (1936 Berlin Olimpiyatları) Profesör Halet Çambel, ömrünü adadığı Osmaniye Karatepe'deki 2500 yıllık ''Kastabala Antik kenti'' nin gelecek nesiller tarafından tanınması, çok yakınındaki ''Kırmıtlı Kuş Cenneti'' ve antik kentin çimento fabrikasına tercih edilmemesi için mücadele ediyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı'nın 1972 yılında aldığı karar doğrultusunda, 5 Haziran Dünya Çevre günü olarak kutlanıyor. Türkiye 1978 yılından bu kutlamaların içinde bulunmakta.

Toprak..Su..Hava.. İklimlerdeki değişiklikler, eriyen buzullar, kuruyan barajlar, göller, akarsular.. Yok etmek için her yıl bir öncekinden daha fazla uğraş verilen ormanlar..Nesli tükenen kara ve deniz hayvanları.. Avlanmaları ve tüketilmeleri ile insanlara geçen kalıcı hastalıklar.. Kirli havanın neden olduğu solunum yolu hastalıkları ve artan kanser vakaları.

Avrupa Birliği ülkeleri yenilenebilir temiz enerji kaynaklarını kullanıp yılda 9.500- 18.500 mw'a yakın rüzgar enerji santrali kurarken, Türkiye'de bu konudaki projeler yavaşlatılıyor.

Patlamaya hazır bombalara kucak açtığımız görülmeden, atıkların nasıl yok edileceği belli olmadan, radyasyon yayılımı konusundaki tedbirler alınmadan, dünyanın olumsuzluklar ülkesi ile yapılan ''nükleer santral kurma'' anlaşmaları. Santrallerin kurulması durumunda Akkuyu ve Sinop'ta oluşacak olan yeni ''çernobil'' tehditleri.

Sıkı bir denetim olmadan ülkemize girişi yasalarla kabul edilen genleri ile oynanan ne olduğunu bilmediğimiz tohumlar. Kirli sularla yaşam koşulları bozulan hayvanlar. İki yıl öncesine kadar belki adı bile duyulmayan ''Kırım Kongo Kanamalı Ateş Hastalığı'' ve ''kene'' tehlikesinin yarattığı tehlike.. Bu tehlike karşısında sıkı ve yeteri kadar araştırma yapmayan yöneticiler. İçme sularına karışan kanazlizasyon şebekeleri. Rahatsızlanan insanlar..İçeriğinde arsenik zehri bulunan suları içiyor pozu veren ve cezalandırılmayan yöneticiler.

Dünya sıralamasında birinci olduğumuz bor madenlerinin ihracatına getirilen sınırlamalara karşın yabancı sermayenin altın aramak için milyonlarca ağacı kesmesine ''yürütmeyi durdurma kararına rağmen'' göz yumulması. Kazdağları, Bergama Ovacık, Uşak Eşme, İzmir Efem Çukuru'nda, altın, bakır, çinko, kurşun arama çalışmaları için yabancı şirketlere verilen izinler. Siyanürlü altın arama çalışmaları neticesinde artış gösteren akciğer kanseri vakaları.

Osmaniye Karatepe'de 2500 yıllık Kastabala Antik şehrinin ortasına ''yatırım'' adıyla kurulmak istenen % 65'i yabancı sermayeli çimento fabrikası. Bol vaatlerle kandırılmak istenen civar köylüleri. Yok olacak ''Kırmıtlı Kuş cenneti''. Fabrikanın kurulması durumunda yok olacak tarihi zenginliklerin, artacak ölümcül hastalıkların, bozulan dengenin göz ardı edilmesi. Çimento tozlarının etkisinde kalan zeytin ağacının çiçeksiz ve meyvesiz tarafı ile meyveli ve çiçekli tarafının durumu karşılacakları gösterirken birileri hala iş hayali kuruyor olması.

Zengin turist ve iş adamlarının ilgi gösterdiği golf sporu için, Antalya'nın Manavgat ilçesine bağlı ''Sorgun doğal ormanı''ndaki kızıl, fıstık, kara çam türlerinden oluşan iki yüz bin ağacın katledilecek olmasından beklentisi olan yöneticiler.

Bir tarafta,
hiçbir ülkenin ve devlet adamının gündeminde çevre konusu yokken ağacın dalının kesilmesine razı olmayıp, köşkü yürüten Mustafa Kemal Atatürk.. O'nun izinden giderek ''toprak yoksa hayat yok'' diye yıllardır bağıra bağıra anlatan Hayrettin Karaca, Nihat Gökyiğit.. Toprağın altındaki zenginlikleri gün ışığına çıkarmaya ömrünü adayan, Profesör Doktor Halet Çambel..

Diğer tarafta doğaya, çevreye katliam yapmak isteyenlere verilen destekler, çıkarılan yasalar. Dünya'nın tanıdığı isimler feryat ederek tehlikeyi gösterirken, olumsuzluklar içinde kutlanan 5 Haziran çevre günü..

Peki siyasetçiler, idareciler, ülke yönetiminde söz sahibi olanlar nerede ? ''Kyoto Protokolü''nü mü, yoksa ''özelleştirilirse daha iyi işletilir'' diye ''ormanları satmaya mı gittiler ?

Çevre duyarlılığını, 5 Haziran ve ilgili haftayla kısıtlamayan gerçek gönüllülerle kutlanacak nice paylaşımlar diliyorum..


Blog not 1 : 5 Haziran çevre günü nedeniyle yazdığım fakat yayınlamaktan vazgeçtiğim bir paylaşımdı. Önce Toroslar'ın eteklerindeki Gülnar'da yok oldu ya da yok edildi milyonlarca ağaç...Üzerine bir gazetenin ana sayfasına manşet olan ''Unakıtan şimdi de ormanları satacak'' haberi...Ve Marmaris'te başlayan orman yangını...Yüreğim sızladı yine ve paylaşmaya karar verdim..

Blog not 2: 2500 yıllık antik kent üzerine kurulmak istenen çimento fabrikasına karşı imza kampanyası www.kastabala80.blogspot.com adresinde devam etmektedir.


resim kaynağı: http://www.showtvnet.com/haber/img/haber/yangin5.jpg sitesidir.



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O çınar ağacının orada hala durması, gelecek nesillere,daha da çok şey öğretecektir.Bazı şeyler vardır. Anlamayanın kafasına çekiçle böyle 'Kakar'lar. Ve bu ders,güzel satırlarında böyle menkıbenin kutsallığını yansıtır bizlere. Her bir fert ve her ilgili,ciğerlerimizin oksijeninin bir levhası olan bu ağaçları korusaydı,bu yangınlar da olmazdı. Elektrik telleri,ormanlıklarda yeraltından geçmesi sağlanırdı. Emanet uçakların eline bakılmazdı. Su havuzları yapılırdı.Gece de uçabilen uçaklar alınırdı. Sıkı bir denetim olurdu.Yaş kesenin başı,kanunla ağır şekilde kesilirdi. Anlayın ki Atamız,kaç yıl önce bu hakikatleri konuşmamız için o jesti yapmış.Koskoca evi kaydırmış. O zaman da,şimdikiler gibi çok ukalalar vardı. Seslerini çıkaramadılar tabi.Çünkü o devirde pabuçlar pahalıydı. Sevgili arkadaaşım. Sen en iyisi mi, durup durup böyle 'VUR' ki, anlaşılsın. Biz uyumuyoruz ama, çaresisiz. Birgün rüştümüzü de ispatlayacağız. VUR! Alınlarından vur! Seni alından öptüm. Saygılarla.

Muzaffer Cellek 
 10.08.2008 10:12
Cevap :
Bu yorumun üzerine diyecek sözüm olamaz geçmişten bugüne yaptığınız analiz için. Unutulmaması gereken detaylar ve ilginiz için çok teşekkür ederim. ''Vur''maya devam edeceğim olabildiğince..Sevgi ve saygılarımla.  13.08.2008 16:43
 

yazını okurken aklıma hemen geçen gün tv de seyrettiğim bir vahşet geldi . ankara büyük şehir belediyesinin o güzelim asırlık çınar ağaçlarını nasıl katlettikleri geldi ve yine yeniden yüreğim acıdı şöyle bir düşünüyorumda bir yanda ''AĞAÇLAR KESİLMİYECEK BİNALAR YIKILACAK '' diyen bir zihniyet bir yandada bu vahşete imza atan zihniyet bilmiyorum ama bizi ''ormanı sev yeşili koru'' diye yetiştirdiler . şimdi soruyorum acaba kim haklı

mustafa gökhan MAZI 
 23.07.2008 12:04
Cevap :
Anımsamamak mümkün mü gece yarısı operasyonuyla katledilen çınarları, akasyaları..Yeniden filiz vermesin diye üzerleri de betonla kapatılmıştı üstelik..Çevre bilincinin dünya toplumlarında da tam olarak yerleşmediği 1930'lu yıllarda ağacın dallarının kesilmesine razı olmadığı için binanın kaydırılmasını isteyen Mustafa Kemal Atatürk gibi başka bir lider ve devlet adamaı var mıdır, olmuş mudur? Doğru olan bize öğretilenlerdi kuşkun olmasın haklıyı başka yerde arama..Bu bilinç herkeste özellikle de yönetici konumundaki insanlarda olsa kuraklık, susuzluk, içme suyu sorunları bu kadar aciliyet içinde olmayabilirdi..Ne ekilirse o biçiliyor..Caydırıcılığı olmadığı için günden güne azalan ormanlarımızın yerine deniz manzaralı otellerin inşasına, iş adamlarının stres atması için milyonlarca ağacı kesip golf sahası yapma planlarına, yabancı yatırımcıya hediye edilircesine satılan koyların betonlaştırılmasına göz yumulduğu sürece kimbilir ne olumsuzluklar yaşayacağız..Katkın için teşekkür ederim  23.07.2008 23:43
 

Eko sistemin vazgeçilemez canlılarıdır.Ormanlar temiz hava demek, binlerce canlının barınağı demek, canlılar için oksijen kaynağı demek. Ağaçlar konusundaki ilginiz için teşekkürler.

Alper Çitil 
 17.07.2008 19:55
Cevap :
Ne kadar yazsak, haykırsak iki kelime özetliyor işte...Ağaç hayat demek, nefes almak demek...''Bir ağaç altı kişinin oksijen kaynağı '' demek....Bunu anlayabilseler herşey daha kolay olacak ama...Katkı ve paylaşımınız için teşekkür ederim.  18.07.2008 10:50
 

Duyarlılığın ve bu güzel paylaşımın için teşekkürler. Yüzyıllar önce bir kızılderili reisi, "Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak" demiş. Bir ağacın altı kişiye oksijen sağladığını bilmeyen beyinler oldukça, bu yürek acısını hep yaşayacağız. Selamlar, sevgiler...

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 17.07.2008 0:46
Cevap :
Duyarlı ve unutulmaması gereken sözlerle katkı sağladığınız için teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla...  17.07.2008 15:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 909
Toplam mesaj
: 267
Ort. okunma sayısı
: 2327
Kayıt tarihi
: 01.08.06
 
 

Kompozisyon derslerini biraz daha fazla önemsediğim, uzun cümleler kurmaya başladığımdan bu yana sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster