Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
914
 

"Lost" um geldi

"Lost" um geldi
 

Diziler seyrediyoruz, bir şeyler öğreniyoruz veya sadece hoş vakit geçiriyoruz. Hakkında çok şey duymuştum “Lost” dizisinin. Normalde popüler kültür öğelerini reddederim ama bir yandan da günceli yakalayabileceğim ve yaşıtlarımla iletişim kurabileceğim için takip ederim. Bu da benim çelişkim olsa gerek. “Lost” dizisini izlerken, hoş vakit geçirmekten bambaşka şeyler buldum, kendimle bağdaştırdığım. Herkes gibi televizyon dizilerinde çok şeyler buluyordum. Televizyon izlemeye karşı olduğumu bile bir kenara itmemi sağlayacak fikirler edinmemi sağladı. Aslında dizilere ve programlara nasıl baktığımız önemli olmaya başlıyor bu noktada.

Lise yıllarımda herkesin imajını değiştirdiği, rol modelini seçmeye çalıştığı bir önemde “Deli Yürek” dizisi yayınlanıyordu. Uzun siyah paltoların, kumaş pantolonların, kravatsız açık yakaların dönemiydi. Bazılarımız “Kuşçu”nun hayranıydık, bazılarımız da Yusuf’un… Yusuf’un sinirle mekânlardan çıkarken yarattığı rüzgârın sesini sevenimiz bile olmuştur. Mafya dizisi değil miydi bu Deli Yürek, nasıl bir şeyler öğretecekti ki gençlere. Kendi adıma şunları görebildim: Yusuf sevdikleri için dünyayı yerinden oynatıyor, düşman edinmek için yaşamıyor ama garibanlara zulüm edenlere de etmediğini bırakmıyordu. O koskocaman silahın namlusunun ucunda hiç masumlar olmadı. Yusuf Miroğlu’nun aile terbiyesini, utangaçlığını, o kabuk görüntünün altında romantik bir adamı örnek aldım ben. Kabadayı jargonuyla konuşmayı, kavga etmeyi, insan öldürmeyi öğrenmedim, zaten o görüntüleri hafızamdan bile silmişim.

Sonra “daha kaliteli!”, daha çok para ve emek harcanan, daha büyük mafyaların dizisi gösterime girdi. Yine aynı yönetmenden… Büyük yankılar uyandırdı, bu sefer daha etkili oldu. Gençleri dibe çekti. Bu sefer değişen kıyafetler değildi, maalesef. Dizinin kahramanı genç yaşlı çoğunluğun “canımız ciğerimiz” dediği biri haline geldi. Aslında kendisi, dizide iyi yetişmiş bir hariciyeciydi. Ülkesini kritik görevlerde başarılara ulaştırmış, birden çok yabancı dil konuşabilen, politika, ekonomi, hukuk ve hatta tıbbi bilgisi olan müthiş bir devlet görevlisi. Bir hayli de vatansever. Ülkenin bekası için tüme varımla hareket edilen, gizli bir göreve atanıyor. Ben de onun bir dizi kahramanı olduğunu bilerek, mesela vatanseverliğini örnek alıyordum. Ben, bu diziden ülkemin geleceği için, kendimi yetiştirmem gerekliliğini çıkarabildim, çoğunluk gibi devlet okullarında okuyan biri olarak. Tabi sonrasında günümüzün temel hareket tarzı olan “ticari kaygı” öne geçti ve ben izlemeyi bıraktım.

Ve “Lost” dizisi… Bu dizinin diğerleriyle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok. Adaya düşen bir uçağın yolcularının, birbirini -aslında- dikkatsizce görmüş, tanışmış insanların, vahşi bir ortamdaki hayat öyküsü. Dizi kahramanlarının, geçmiş hayatlarına ani geri dönüşleri, gizli iç hesaplaşmaları benim aklımı başımdan alıyor. Benim de içimin karanlıklara büründüğü, geçmişimi sorguladığım bir dönemde izlediğim için zaten mükemmel bir kurgusu olan dizi, beni kuvvetle içine çekti. İzlerken, bu nasıl bir aklın ürünüdür demekten de kendimi alamadım. Her şeyden çok, kimsenin göremediği şeyleri yakalamaya çalışıyorum. İzlenmeye değer bir dizi.

Tam da ihtiyacım olan bir zamanda yetişti diziler imdadıma. Ama özellikle “Lost” beni en çok etkileyeni oldu. O insanın kendine kızgınlıklarını, yanında olmayan sevdiklerine haykırışlarını içinde yaşayıp bir kenara bıraktığını gösterdi. Hayatın nerede olursa olsun ne kadar acımasızca üzerimize yüklendiğini anlattı. Akşamları, karanlıkta geçmişimiz parladığında onunla korkusuzca mücadele edip kurtulmanın en iyisi olduğunu hepimize ispatlıyor. İnsan geçmişinden kaçamıyor ama en azından adil bir mücadeleyle kendisini takip etmesine engel olabilir gibime geliyor. “Lost” bitsin, bakalım hangi diziyle kendimi bulup, hayatla nasıl bir mücadele içerisine girişeceğim?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

dizi izlenmiyor!! lost'un senaryosu filim niteliğinde, yani bizim diziler gibi gereksiz uzatmalar yok, ara sahneler yok. lost' un senaryosunda güçlü bir ekip baştan çok iyi yaratılmış kurguyla çalışıyor ve ödülleri olan bir dizi:) türkiye den hiç bir dizi henüz yurt dışında ödül alacak nitelikte değil..seyirci istiyor diye yapılanlar ekip bu kadar yetebiliyor gerisini beceremiyor diyemedikleri için..seyirci böyle istiyor dedikleri her yapım kendi yetersizlikleri adına öyle:)) neyseki ayakta uyuyan bir izleyici var!

Su Karakuş 
 13.02.2007 17:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 489
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Yeni mezun bir maden mühendisiyim. Yükseklisans yapıyorum. Bunun yanında, kalkınma antropolojisi, ci..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster