Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
683
 

"Özerkliğimiz" oldu da bitti maşallah!...

"Özerkliğimiz" oldu da bitti  maşallah!...
 

Eskiden sünnet olacak çocuklar, kirvenin kucağına oturduğunda, ağzına bir lokum sokuşturulup, ardından da tempo halinde “Oldu da bitti maşallah” denirdi. 

Çocuk ağzındaki lokum nedeniyle dilini döndürüp bağıramaz, hissettiği acıyı içine gömerdi… 

Şu sıralar birileri bundan esinlenerek, Silvan’da yaşanan katliam nedeniyle ölen 13 asker için halk yas tutup, acılarını sokaklarda haykırırken, bizim sesimizi duymazlar, biz de bu arada ‘saman altından su yürütür’ gibi, “Özerkliği”mizi ilan ediverelim hevesine kapılarak, toplumu gerecek açıklama üstüne açıklama yapıyorlar. 

Evet, BDP Milletvekili Emine Ayna’dan bahsediyorum. Aslında Emine Ayna bir piyon! Asıl ona bu sözleri kimin söylettiği önemli! 

Ha ne diyordu Emine Ayna? 

'Demokratik Özerkliğin tartışılacak bir yanı olmadığını, bunun Kürtlerin hakkı olduğunu’ söyleyerek, işi bir adım daha ileri götürüp, ‘Özerliğin’ ne olduğunu herkese açıklıyor(!) 

BDP Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna, ilan ettikleri ‘Demokratik Özerkliğin tartışılma ihtimali olmadığını, Kürtlerin "Artık senden talep etmiyorum. Ben yapıyorum. Sana düşen; beni tanımaktır" dediğini; ancak bunun Ankara ile ipleri koparma anlamı taşımadığını savunuyor. 

Yani demek istiyor ki; para pul senden, istediğimi, istediğim şekilde yapmak benden! 

İnce bir detayı daha değerlendiren Milletvekili Emine Ayna ‘Talep edilme’ ile ‘ilan’ arasında büyük fark bulunduğunu, "Talep ettiğiniz zaman; bu tartışılabilir bir şeydir. İlan ettiğinizde ise, bu artık tartışılma ihtimalinin olmaması anlamına gelir. Tartışma ihtimali olsa oturulur tartışılır" diyerek, işin hangi boyutta olduğunu cümle âleme açıklamış oldu. 

Yaptığı açıklamalar ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Milletvekili Emine Ayna, sazı, pardon sözü şu önemli cümlelerle tamamlıyor."Bunun anlamı; ‘Ben senden artık talep etmiyorum. Ben yapıyorum, sana düşen beni tanımaktır.’ Şunun anlaşılması gerekiyor. Kürtler birey değil, bir halktır. Doğal olarak kolektif özellikleri vardır. Kürtlük; o topluluğun ortak tanımıdır. O tanıma sahip olanların özellikleri vardır. Bunlardan biri dildir, diğeri yaşadığı topraklardır. Yaşadığı topraklardaki kaynaklar hakkında söz söyleme sahibi olmalıdır. Bunun görülmesi gerekiyor. Bunun yöntemi tarzı ortak belirlenebilir. Sonuçta bu kolektif haklara diğer kolektif haklar nasıl sahipse Kürtler de sahiptir. Bugüne kadar kullanmalarına izin verilmemiştir. Şimdi de Kürtler diyor ki; Ben senin iznini beklemeyeceğim. İznini de istemiyorum, bu benim hakkımdır, kullanıyorum. Yapılan budur. ‘Demokratik özerklik ilanı ile bu benim hakkımdır. Ben hakkımı kullanıyorum’ diyor." 

Ne diyelim? 

Ben söyledim oldu diyerek, ülkeyi bölme işini bir oldubittiye getiriyorlar! Ancak bu işin bu kadar basit olduğunu sanarak, hem kendilerini, hem de kendilerine destek veren halkı kandırıyorlar. 

Bu ülkenin nasıl kurtulduğunu ve kurulduğunu bilmeyen bu zavallılar, ülkeyi bölmenin, halkı ayrıştırmanın bu kadar basit olduğunu sanıyorlar. 

Bu zamana kadar barış, demokrasi, insan haklarından bahseden bu insanların, bahsettikleri coğrafyadaki, feodal yapı ile ilgili bir söz söylediğini duyan var mı? O bölge insanının açlığından, işsizliğinden, yaşam şartlarının kötülüğünden bahseden bir ‘barış ve demokrasi’ aşığı BDP’li gördünüz mü? 

Tabi birde madalyonun öbür yüzü var. Bu ülke nasıl bu hale geldi? Önce ‘Kürt Açılımı’ sonra ‘Demokratik Açılım, kardeşlik projesi’ gibi içi bir türlü doldurulmayan boş sözcükler havada uçuştu. Sonra Habur’da malum görüntüler ve 7 dakikalık bir yargılama ile aklanan terör örgütü üyeleri… Sonrası malum! 

Ha birde dün gazetelerde ilginç bir haber vardı. Habur’dan giriş yapan ‘Kahramanlar(!)a’ hoş geldiniz diyen sözde sanatçı Yılmaz Dünen hakkında 20 yıl ceza istemiyle dava açılmış! Bu davayı açan savcı acaba, Habur’da kurulan çadır mahkemelerindeki hâkim ve savcının da ‘kahramanlar(!)a “Hoş geldiniz” dediğini bilmiyor mu? O hakim ve savcıyı da yargılayalım mı? 

Neyse… 

Bu anlattıklarımın hepsi şu anda uygulamaya konulan ‘İleri Demokrasi’ ürünü uygulamalar. Ülkemizde her türlü bölücülük serbest(!) ancak iktidara muhalefet etmek yasak! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İş çoktan oldu hocam. Damt Ferit "hükümeti" ile "milli irade" hükümetimiz arasındaki tek fark, iş birlikçiliğin halk youyla desteklenmesi, o kadar...

Ögeday 
 21.07.2011 13:53
Cevap :
Merhaba, yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  23.07.2011 11:00
 

Oldu bittiyle olmuyor, bu kadar yüz verilince işte örneği; yüz verdin deliye, geldi s.çtı halıya...Bir tek çözümü var bunun: Orada, anarşi, terör çıkaranların ve hatta milletvekili bile olsalar ülkeyi bölme yönünde konuşanların ellerinden nufus kağıtlarını alıp, kimliksiz şekliyle çok arzuladıkları özerkliğe, özerk bölge kuzey Irak'a bir gece postalayacaksın. Orada yaşasınlar özerkliklerini hemşerim orada açlıktan ölürler.

Yurdagül Alkan 
 19.07.2011 16:53
Cevap :
Merhaba Hemşerim. Yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  20.07.2011 16:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3842
Toplam yorum
: 6442
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 3071
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster