Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '08

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
564
 

"Yakınmayı bırak, yikinmeye bak…”

"Yakınmayı bırak, yikinmeye bak…”
 

Mustafa Kemal DEDEMAN


“Yakınmayı bırak, yikinmeye bak…”[1]

<ı>

Başbakan’ın doktorculuk oyununa soyunmasıyla ortaya koyduğu “Ekonomik kriz psikolojik” demesinden sonra, aklıma yazımın başlığındaki söz geldi…

Bu söz, Kayseri’li olarak rahmetle anmayı görev saydığım değerli iş adamı, Dedeman Madencilik ve Dedeman Otelciliğin kurucusu Mustafa Kemal DEDEMAN’a ait bir söz.

Bir toplantıda, işadamlarının durumlarından şikayetlerini dinledikten sonra kürsüye çıkarak kısa bir konuşma yapmış ve sonunda da bu “Özlü” sözü söylemiş, “Yakınmayı bırakın da yikinmeye bakın” demişti…

Tabi başbakanın yeri geldiğinde her mesleğe heves etmesini ve ahkam kesmesini bir tarafa bırakarak, gerçeklere yöneldiğimizde gördüğümüz tablo, Türkiye’nin ekonomik açıdan çok da hoş olmayan, hatta onun da ötesinde bir durumda olduğu gerçek.

Başbakan’ın ortaya koyduğu “Psikolojik” teşhis de doğru değil…

Ama bir tarafı doğru, ekonominin bozulması, insanların zor durumda kalması, ülke olarak hepimizin psikolojisini önemli ölçüde etkilediği ortada. O kadar ortada ki, insanlar ekonomik zorluğun katlından kalkamayacağını anladığında intihar etmenin kapsına geldiklerini görüyoruz. Daha da ileri boyutta psikolojisi bozulan da zaten intihar etme yolunu seçtiğine de tanık oluyoruz.

Ekonominin olmazsa olmaz unsurlarından biri elbette para…

Dünyada bu gerçeği en çarpıcı biçimde ortaya koyan Napolyon da “Para… Para… Para…” dememiş mi?

Yaşadığımız ekonominin gündeminde, en önemli unsur olan “Para”nın yokluğu değil mi bizi bu hallere sokan?

“Para” elbette öncelikle “Öz sermaye” ile sağlanacaktır. Elbette aklı olan hiç kimse “Ayranı yokken” kürk ile bir yerlere gitmeye kalkışmaz. Önce “Öz sermaye”yi ortaya koyacak, sonra da diğer enstrümanları sıralayacaktır.

Bu arada, elbette “ÖZ sermaye”yi de kedinin sırtına yüklememeye dikkat edecektir. Ayağını yorganına göre uzatacaktır. Çünkü “Ekonomi”, bugünün koşullarında “Kurtlar sofrası” haline geldi.

“Küresel” hale gelen ekonomide, biz yaştakilerin bildiği kural ve koşullar bugün artık geçersiz hale geldi. Dün mahallesindeki esnafla rekabet altında ticaret yapanlar, etik kurallara uygun davranırdı.

Bugün ise “Mahalledeki” bile küresel unsurlarla rekabet etmek zorunda… Üstelik “Küresel” rekabet içinde hiç de “Etik kurallar”dan söz eden yok, söz etmeyi bir tarafa bırakın aklına bile getiren yok.

Yani…

Ekonomik koşullarda acımasızlık en ön saflarda…

Hal böyle olunca da elbette dünyanın her hangi bir yerindeki olumsuzluk, mahalle bakkalını bile etkileyecek düzeye ulaşmaktadır.

Bir tarafta yere yatan domino taşı, arkasındakileri de etkilemektedir. Domino taşı bir kez yere yattı mı, hiç birine “Teğet” geçmez ne yazık ki, sıradan ve koşulsuz hepsini etkiler…

Domino taşı da bir tarafta sırtının üzerine düştü ve etkisi gelmeye başladı. Yer sarsıldı, sarsıntının etkileri de hissedilmeye ve giderek gürültüsü daha da etkili bir şekilde duyulmaya başladı.

Bu saten sonra “Yakınmanın” bir anlamı yok.

Bu saatten sonra “Teğet geçti, psikolojik” gibi insanları rahatlatmaya yönelik çabaların da bir faydası yok.

Vatandaşın evine ateş, adreslerine gelen elektrik, su, doğalgaz, telefon faturaları gibi unsurlarla da girmeye başladı. Dışarı bakmamak için sıkı sıkıya pencerelerini kapattıkları perdelerden tutuşmaya başladı. Alev bacayı sarmak üzere…

O halde Rahmetli Mustafa Kemal DEDEMAN’ın bu sözüne iyi kulak asalım…

Yakınmayı bir tarafa bırakarak, herkes kendi ölçüleri içinde “Yikinmeye”[2] bakması gerekiyor.

Hükümet, lafı bir tarafa bırakarak, gerekli önlemleri daha da geciktirmeden almalı, finans piyasası, koşulları daha olumlu şekilde düşünerek üzerine düşeni yapmalı.

Yangın yerine dönen ülkede, benzinle ateşin üzerine giden hükümet, insanlara “Psikolog” gibi, doktor gibi bakmak yerine üzerine düşeni yapmaya yönelmelidir.

Yoksa…

Bacayı sarmakta olan yangından, kimse kendini kurtaramayacaktır. Siyaset de bundan elbette hakkına düşeni alacaktır.

Bir şartla…

Millet olarak “akıllı” olabilirsek…

<ı>26 ARALIK 2008



<ı>[1]<ı> Dedeman Madencilik ve Otelciliğin kurucusu Rahmetli Mustafa Kemal DEDEMAN’ın sözü…

[2] <ı>“Yikinmek”: Koşmak, çalışmak, gayret göstermek…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

iyi olsaydı fakülte mezunu işsizler asgari ücrete hücum etmezlerdi. Gençler kahvehaneye kilitlenmezdi. Hayat pahallılığı, terör orta yerde, selam...

Yalnıztürk 
 26.12.2008 17:44
Cevap :
Sayın Fahrettin ÇİTİL... Yorumunuz ile katkınızdan dolayı teşekkür ederim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  26.12.2008 17:55
 

Hep kullanageldiğimiz bir söz. Biraz değişik şekliyle de "yekinmek" kullanılıyor, özellikle bizim Pınarbaşı yöresinde... Gayret etmek ayağa kalkmak bir bir şeyler yapmak anlamında kullanılıyor. Siz de bu özlü sözü, ülkemizin gidişatı ve siyasiler için yerinde kullamışsınız. Sevgi ve saygılarımla esenlikler dilerim.

Erdoğan Şahin 
 26.12.2008 12:11
Cevap :
Sayın Erdoğan ŞAHİN... Yorumunuz ile katkınız için teşekkür ederim. "Yekinmek" veya "Yikinmek", ben de bu kelimeyi rahmetli DEDEMAN'ın teleffuz ettiği gibi verdim. Saygı ve sevgilerimle... İBRAHİM PEKBAY  26.12.2008 12:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 908
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster