Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
180
 

14 Şubat Falan Filân

14 Şubat Falan Filân
 

"Tedirginlik"  ve  "mutsuzluk". Bu iki kavram, insanların ya da sevgililerin günlük ilişkilerini yorumlamamızda bize fayda sağlayacak.

Kısaca; bir ilişkiyi değerlendirirken  "tedirginlik",  "mutsuzluk"  temel parametrelerini referans alıp, "öfke" değişkenini  denklemimizde daima ihmâl edeceğiz. Giriş cümlemiz nasıl başlamıştı?

İnsanların ya da sevgililerin günlük ilişkilerini yorumlamamızda... diye başlamıştı.

İster sizi sevdiğini ya da size sevgi duyduğunu iddia eden kişi olsun, ister bir iş arkadaşınız, kapı komşunuz olsun…Samimîyetini , size olan muhabbetini, gönüldaşlığını  test etmek isterseniz bu iki temel kavramı, “tedirginlik" ve "mutsuzluk" anahtarını elimize almanın vâkti gelmiştir.

Kendisi tedirginken ya da mutsuzken bunun ne kadarını size yansıtıyor?  Bu sorunun cevabı önemli.

Elbette birisi tedirgin olmuşsa, stres altındaysa ya da mutsuzsa, ilk anda size gülücükler dağıtamaz.

Ancak irtibatta olduğunuz kişi "mutsuz" ya da herhangi bir hususta "tedirgin" ise ve buna rağmen sizi incitmemeye çalışıyorsa o kişiye rahatlıkla güvenebilirsiniz.

Yani herhangi bir hususta gerginse ve buna rağmen size olan şefkatini, muhabbetini gölgelemeden, samimîyetini sesinin rengine her şeye rağmen yansıtmaya çalışıyorsa, o kişiye sonsuz güvenebilirsiniz.

Sevgisine, samimiyetine en önemlisi kendisine güvenebilirsiniz. Keyifler yerindeyken, işler tıkırındayken size adres soran bir yabancıya karşı  sevgi pıtırcığı olmak marifet değildir anlayacağınız.

İştesiniz. Yoğun stres altındasınız. Çalışma arkadaşlarınıza, muhataplarınıza, müşterilerinize karşı kalp kırmıyor, aksileşmiyorsanız, siz iyi bir insansınızdır. Tahammülün elbette sınırı var. Kastım, o sınırın zorlanmadığı ortalama değerlerdir.

Askerdeyken, çok aksi bazı çocuklar vardı. Genel olarak aksi ve kalp kırıcı olan bu çocuklar, hafta sonu çarşı iznine çıkmadan önce sabahları koğuşta dolaplarımızın  önünde giyinirken bir anda sevgi kelebeği olurlardı. Bense bu tablodan hiç hoşlanmazdım.

Birbirlerine yaptıkları esprilerin, gösterdikleri anlık hoşgörülerin kaynağının birbirlerine olan muhabbetleri değil, az sonra çıkacakları ve tüm gün sürecek olan çarşı izninin yarattığı geçici mutluluk olduğunu bilirdim. Bu sahte samimîyet tablosundan işte  o yüzden hiç hoşlanmazdım.

Peki bu analizimizde öfke değişkenini niçin ihmâl ettik?

Çünkü sinirlenmek, öfkelenmek başka bir şeydir. Bir insan sinirlendiğinde çok öfkelendiğinde kontrolü kaybedebilir. "Tedirginlik" ya da "mutsuzlukta" gösterilmeyen tahammülü  hoş görmem. Ancak öfke hâlinin getirdiği tahammülsüzlüğü hoş görebilirim. Bir şartla: öfke alışkanlık hâline getirilmeyecek ve bu öfkenin arkasına saklanılmayacaksa.

Şâyet “ben zaten sinirliyim, sinirleniyorum” gömleğini üzerine giyip, sağa sola kalp kırmak için bunu malzeme yapıyorsa bir yakınınız…Uzak durun.

Sevgiliyi dar anlamda değil; sevmek, saygı göstermek bağlamında geniş anlamda yorumlayıp ona göre değerlendirdiğimizde ilk anda ulaşabileceğimiz sonuçlar bu şekildedir.

Sabrın sonu ile

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dikkatlice okudum, konu iyi analiz edilmiş, elinize sağlık

Kerim Korkut 
 05.06.2018 15:32
Cevap :
Kerim Bey, teşekkürler  06.06.2018 9:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 396
Toplam yorum
: 1353
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1715
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

>Haziran 1975 doğumludur. >Samimîyetsiz gözlerdeki, yapmacık sözlerdeki haset ve kıskançlık kıvıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster