Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün

http://blog.milliyet.com.tr/sabiharana

18 Mart '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
3865
 

18 Mart Çanakkale Zaferi - Şehitleri Anma Günü!

18 Mart Çanakkale Zaferi - Şehitleri Anma Günü!
 

İnternet Alıntı


18 Mart Çanakkale Zaferinin 95. Yıl Dönümü ve Şehitleri Anma Günü Kutlanıyor...

''Şehit Melekler Şehri Çanakkale''

18 Mart’ı Çanakkale şehitlerini düşündüğüm de kör bir darağacına asılı kaldı yazmak istediklerim..
Oturdum yüreğimin ıssız bir köşesine acı çeksede kalemim aldım kalemimi elime. Göz kalem içinde ya başladım gördüklerimi yazmaya. Asıl başlayıp ama başlayamadığım zamanlar ve mekanlar sus pus olmuştu içimde.. Ruhum çırpınarak geliverdi oracığa, öyle bir heyecan içindeydi ki sormayın..
Karşı tepedeki yazıyı okuyunca gırtlağım parçalandı o an boğuluyorum sandım boğazın sularında..

”ÇANAKKALE GEÇİLMEZ”

Dünya savaş açmış düşlerime, düşlerim de kudurdu tabi düşman güçlerine. Bir meydan ki iki yakası dantel gibi süslü, ortası deniz.
Hüznü celladını boğmuş içinde… Bir Cuma vaktiydi ninemle köy meydanından geçerken.
Caminin avlusundaki çeşmede abdest  alıyordu namaza yetişmek için dedem. Rabbim hissedemediğimiz bir hızla, atıverdi bizi bir kıyıya…

Belki bir çoban, belki bir balıkçı alır bizi yuvasına dedik. Yandı mı yanmadı mı derken ocağın başına, sığınırız dedik çobanın ağılına..
Sonra da geçip karşıma anlattı dedem, anlamak istediklerimi… ”Çıkmasını bilmiyorsan kör kuyuya inme” diyordu rahmetli dedem..

Kuyuda ne var?
Kuyudan nasıl çıkılır ?
Gözü var mı kuyunun?

Kuyunun içinde çok şeye cevap var dedi gülerek.. Belki kurbanlığız bu meydan da amma!
Eşek olmaktan iyidir derdi.. Gözümün ağlaması dinmedi, hatırlarken dedemin anlattıklarını..
Rabbimiz yarattıklarına sahip çıkar, sakın merak etme dedi.
Öyle güç verir ki Allah, yeri göğü kaldırır, dünya’yı başlarına geçiririz, yine de teslim etmeyiz bayrağımızı, yurdumuzu düşmana..

Dedemin kendinden emin sesini duyunca, gayret ve huzur geldi içime.. Düşündüm de biraz da emin olmak gerekir düşmanın şerrinden..
Allah rahmet eylesin dedeme ve silah arkadaşlarına, hatırlayınca nasıl sızlamaz burnum? Direği kırılmış zaten içinde..
Bir dünya ki dünya içinde manasız doğmayacak bir daha içinde cansız yatan bunca kimse..

Bu dünya o dünya işte!

Yakalasak diyorum haini kaçmadan öteki dünya içine..Yürüdüğüm bu yollardan, hayatın içine sızan hıçkırık kırıntılarını toplamak istiyordum.
Savrulan yapraklar gibi, biten mevsimlerin içinden.. Devam et diyordu içimdeki kutlu ses, durma devam et.. Meraklandım ve sordum.
Nereye kadar? Mevsimleri yenilemeliyim içimde, yeniden doğurmalıyım o zaman..
Umurum da olmamalı hiç bir şey. Ezanlar seslensin minarelerden..

Yeni bir dünya doğuyor
Haydi yeni dünyaya
Haydi yeni dünyaya
Bu dünya, son dünya diye..

Umutların tümünü devreye sokup, zaman içinde sevgilerin yeşereceği ve hiç tükenmeyeceği bir dünya.
Bu defa savaşsız, özgürlük ve barış içinde.. Tutup ellerimden, sanki kendi yüreği de benim ellerimdeymiş gibi
bana sabır öğütledi. Elimizdeki dua çiçeklerine de bakarak, hani bekliyorum baş ucuma der gibi gülümsedi.
İki kıyı boyunca dolaşırken, şehitlikler karşıladı hep bizi.
Aldığımız her nefese, yediğimiz her lokmaya, içtiğimiz her yudum suya, şükredip bütün şehitlere dua ettik..
Biz uzaklaştıkça adımlarımızdan, seslendi bütün ruhlar arkamızdan..

Allahı’m dünya’ya barış ve huzur yağdır diye..

İnandığım güvendiğim Rabbimim sevgisiyle iç geçirip, sorularımın ezikliğiyle başımı öne eğip, seslenmek istedim…
Gitmek istiyorum Allahı’m bir yer söyle diye.. Bana adı konmamış bir dağ ismi ver. Çıkışı olsun, inişi olmasın..
Bir yer dibi söyle, dibi olmasın dipsiz de olmasın.. Bir gök söyle, altı da olmasın çatısı da olmasın.
Senin rızan için bir yer söyle, gideyim ama hiç dönmeyeceğim bir yer olsun..
Bir de ne göreyim! Belirdi yeniden, caminin kapısında dedem.

Öyle bir yer biliyorum! ‘’ SABIR DAĞI ‘’ Ruhlar var ki berzahtadır..
Nasıl gidilir oraya?
Rabbe sığınıp susarak! O nadide güzelliğin sırrı, iman ve sabırdır, sakın unutma! ! !

Yağ sabır, yağ sabır çekerek, Kıbleye selam verip döndü namazına..
Aldım beni, çıktım sabır dağına yola.. Ağlayıp sızlayıp içimin sesiyle didişirken, dinlenmek için gölgelik bir yer aradım..

Aklımı çalıyorlar, sevgimi süngülüyorlar, hırpalıyorlar. Çırpınıyorum karanlık ve soğuk sularda dayanamıyorum..
Bu defa sesim seslenmez mi sözlerin efendisiyle?
Kim bunlar?
Söyler misin erenler ereni, kim bunlar?
Yankı yapıyordu dağ sese..
Kim bunlar?
Kim bunlar?

Meleklerim efendim, ”Şehit Meleklerim”
Bütün şehitler ayaktaydı
İbrahim çavuş?
Burada.
Yahya çavuş?
Burada.
Hasan çavuş?
Burada
Hüseyin çavuş?
Burada
Binbaşı Hakkı Emin bey?
Burada
Miralay Fevzi bey?
Burada
Mustafa Kemal Atatürk ve bütün Mehmetçikler
Hep bir ağızdan seslendiler..

” BURADAYIZ ”
” BURADAN NE GEÇERLER, NE GÖÇERLER BİR DAHA ”

Düğüm, düğüm boğazımdasın ” GEÇİLEMEYEN ÇANAKKALE’M ”
Bir düş çalıp, söyledim sana içimde…

”Çanakkale içinde aynalı çarşı. Anne ben gidiyorum düşmana karşı. Hey düşmana karşı.”
İçimdeki müebbet kustu artık..
Çünkü;Düşman çoktan pişman.. Üşüyen düşümle birlikte, ninemle dedemin koynuna giriverdim.
Sıcacık, sevgi dolu, öyle tatlı uyuyuverdim..

” Melekler Yüreğinizden Öpsün Şehit Meleklerim ”

Sabiha Rana

(Yazdıklarımı paylaştığım Kerkük Feneri: http://www.kerkukfeneri.com/sehit-melekler-sehri-canakkale/)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2055
Toplam yorum
: 5304
Toplam mesaj
: 713
Ort. okunma sayısı
: 3641
Kayıt tarihi
: 26.10.06
 
 

Gazeteci Yazar, NLP Uzmanı - İlişki ve Yaşam Koçu Yaşarken dünyayı dolaşmayı, topraktan güneş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster