Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '09

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
3325
 

4. Altın Eller El Sanatları Fuarı Taksim'de

4. Altın Eller El Sanatları Fuarı Taksim'de
 

foto: ezgi umut


Esintili ve güneşli bir akşam üzeri, Taksim gezi parkının merdivenlerinde arkadaşımı beklerken fark ettim. Arkadaki saha düzenlenmiş eli yüzü düzgün dükkanlar açılmış. Burada geleneksel el sanatları fuarı Altın Eller'in dördüncüsünün düzenlendiğini okuyup da en baştaki dükkanda kabaktan bildiğimiz sebze kabaktan yapılmış mamülleri uzaktan görünce haydi gezelim dedik. Kabaktan mamüller el sanatı kapsamına girdiğine göre belki üzümden yapılmış mamülleri de görebilir miyiz acaba diye düşünerek gülümsedim.

Gerçekten güzel bir fuara benziyordu. Merdivenleri çıkışta sağ taraftaki dükkanlar daha çok ilgimizi çekti. El tezgahlarında dokunmuş pamuklulardan yapılmış ve kök boyalarla boyanan kumaşlara doğru yürüyoruz. Denizli ve Tokat'tan gelen el sanatkarlarınca özenle yapılmış giysiler. Fuar alanı da tertemiz ve küçük birer dükkana benzetilerek yapılmış pavyonlar iç açıcıydı. Altında Denizli yazan ALAGEMİ pavyonuna yaklaşıyoruz. Arkadaşım dükkandaki beyefendi, Tahsin İstangel ile hem tanış hem de hemşehri çıkmasın mı?

Güzel şans diye seviniyorum. Eh artık tanıdıksa sorularım da hazır.

Desenleri siz mi çiziyorsunuz? diye bir soru atıyorum ortaya.
Hayır diyor Tahsin Bey. Oyma ve baskı boya işleri Tahsin Bey'e, desen işi gibi estetik konular ise eşi Berrin Hanım'a aitmiş. Ne güzel dayanışma ve iş bölümü. Neler neler var, elbiseler, tunikler, çantalar, ve resimleri kumaş baskı olan küçük kartpostallar. Tamamı kök boya kullanılarak hazırlanmış. Çok şık pamuklu ceketler de var. Berrin hanım DGSA Yüksek resim bölümü mezunuymuş. Denizli'de yaşıyorlarmış.

Belli zaten bu işe kadın duyarlığı karışmış estetik var ileri derecede diye yanıtlıyorum. gerçekten çok zarif el emekleri sergilenenler. Yeğenime küçük bir el çantası yani torba satın alıyorum armağan olarak ya gözümüz tişörtlerde. Bu arada konuşuyoruz.
Tahsin Bey tahta oyması da yaptığından çok ilginç iş önerileri de alıyormuş zaman zaman. www.alagemi.com adlı web sayfası yoluyla geliyormuş teklifler. Örneğin "Eski kitapları replik ederek basma teklifleri aldım." diyor. İlginç konular bunlar fuarda. Yarın bi daha uğrarız diyorum .Ama bir yandan da buraya satış amaçlı gelmiş insanları fazlaca meşgul etmemek de gerekir diyorum içimden. Bir kaç poz alıyoruz.

Bu basmaları nasıl basıyorsunuz deyince Tahsin Bey bizi hemen yandaki dükkana Tokat'tan gelen Hüseyin Şaşmaz Bey'in yandaki dükkanına götürüyor. Orada da baskı kumaşlar var, masa örtüsü, elbiselik, sofra bezi, yazmalar....Hüseyin Bey'i işini yaparken yani kumaşlara baskı yaparken çekiyoruz bir kaç poz. Yandaki boya dolu leğene daldırdığı kalıpları kumaşlara basıyor. Güzel bir sevinç sarıyor içimi. Ne güzel. yurdumuzun dört bir yanından sanatkarlar el emekçileri koşmuş gelmiş İstanbul'a Taksim'e diye.

Örneğin Ordu'dan gelen bir saz ustası saz yapıyor. Tahtaları kazıması, ince ince çalışması görülmeye değer.

Sonra ahşap oymacısı genç bir sanatkarla konuşuyoruz. Kartını da almıştım ama bir türlü bulamıyorum yazarken. Kendisi elektronik bölümünden mezunmuş sanat okulunun sonra da bilgisayar ama o işi severek yapamayacağımı anladım diyor. Peki kazanıyor mu? Pek fazla değil diyor. Sevdiği bir işi yaptığı gözlerinden anlaşılıyor. Onun pavyonunda da çok güzel oyma işleri var ahşaptan. Çam tahtası kullanıyorlarmış. Duvara asılan minik anahtarlık kutuları da var. Güzel müthiş işlemeleriyle göz alıcı bir eser var duvarda asılı. Bu ne için diyorum. Gaz lambası asacağı ve altlığıymış. Bir görseniz, kullanmaya kıyamayacak kadar emek var üzerinde. Biraz daha çağdaş kullanımlara yönelik üretim yapsalar nasıl olur.diye konuşuyoruz. Güzel bir tavan kaplaması süsü var yuvarlak.

Sonra Kütahyalı Çini atölyelerinin önünden geçiyoruz onları sonraya bırakarak. Gaziantep'ten gelen sedefkarların pavyonunu inceliyoruz. Bülent Fıstıkçı Bey kartlarını veriyor. Ne yazık ki fotoğraf makinesinin bellek kartı dolmuş. Bir gece önceki Abbasağa Parkı'nda Coşkun Demir konserinde çekilen fotoğrafları henüz aktarmamışım bilgisayara. Yarın nasılsa yine gelecez diyorum. Tek avuntum bu. Sedef kakmaların yapıldığı o koyu renkli ağaçları soracağım nedir diye, bir de sanatkar çalışırken fotoğraflarını çekeceğim. Sonra bir başka Denizli pavyonundan pamuklu yatak çarşafları ve tünik alıyoruz. Çok ucuz gerçekten göreceksiniz.Hele o işlemeler, güzelim işlemeler. Üstelik yatak örtüsü çarşafı ve iki yastığı birlikte inanılmaz fiyatlardan. Bayıldım vallahi. yeni ev kuranlara çeyiz hazırlayanlara duyurulur.

Diyarbakır'dan gelen ve ipek dokuma tezgahlarında modern genç kızların dokuma yaptığı pavyonlara da bakıyoruz. Yaz gecelerinin serinliğinde omuzlara konabilecek kadar güzel narin ipek dokumalar, dokunduğumda çocukluğumda giydiğim tafta elbiseleri duyumsatıyor sanki. Ne çok severdim taftayı. Tezgahları ve sergilenen ipek böceği kozalarını fotoğraflamam gerek.

Sonra yine Gaziantep'den gelen Kutnucu denilen ve Osmanlı geleneksel kumaşlarını üreten son sanatkarın bulunduğu Muhittin Eldemir Bey'in pavyonuna giriyoruz. Emekçi sanatkar da açıklamalarda bulunuyor. Serksene yakın kumaş çeşidi varmış. Her birinin de çok özel Osmanlı adları.Çünkü zaten bir zamanlar saraylarda giyilen kumaşları yaşatıyorlar. Mecidiye, İstanbuluye, Mekkari, Kemha gibi adları var kumaşların.

Takunyacılar bile var. Takunyalar da bana çocukluğumun hamamlarını anımsattı. Ama bunlar farklı. öylesi güzel renk ve desendeler ki hani Eyüpsultan'dan alınan düdüklü testiler gibi büfelerin bir kenarına dahi konabilirler. Uçları da kıvrık ve kapalı olsa Hollandalıların o tahta çarıkları diyeceğim.

Eskişehir'den gelen lületaşı işleyen sanatkarlar da çok güzel takılar sergiliyordu. O sanatkarla da sohbet ettik biraz , Odun Pazarı'na yakın olan o çarşıyı gezdiğimi anlattım. Sonra bir başka dükkandaki parlak siyahımsı oltu taşından yapılmış gümüş yüzükler, bilezikler, gerdanlıklar beni eski günlere taşıdı.

Onunyanında bir yemenici. Köseleden yapılmış ayakkabıların satıldığı bir pavyon var. Usta çalışıyordu. Yine
Daha neler neler...

Güzel bir fuar. Kim hazırladıysa, yerleşim planlarını kim yaptıysa sanki bir sanat küratörü gibi özenmiş. Zaten sergi de 4. Altın Eller El Sanatları Festivali diye geçiyor afişlerde. Yarın 12 Ağustos'da açılışı yapılacak resmi açılışı ve sanırım 19 Ağustos'a kadar açık kalacak.

Beni esas mutlu kılan yönü, uyduruk kaydırık ve sağlığa zaralı maddeler içeren ucuz ithal malları fuarı yerine kendi memleketimizde binbir emekle hazırlanan üretilen el sanatlarının sergilenmesi insanlara sunulmasıydı. Ben de bu bloğu yazarak bu tanıtıma küçücük bir katkı yapabildiysem ne mutlu.

ezgi umut 2009 9 12






Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 566
Toplam yorum
: 1972
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1327
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster