Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Yatılı Olmak Kavramı üzerine

Yazınızda belirttiğiniz küçük yaşta yatılı okula gönderilen çocuklarda oluşan değişime direnç yaratan durumlar pek çok yatılı okuyan arkadaşımın davranışlarında farkettiğim doğru tespitler. Yurttaş Kane Film'i de tespitlerinizi doğrulayan ilginç bir örnek. Ve asıl önemli olan da herhangi bir konuda yatılı hale gelmenin yaratıcılık sürecini engelleyen etkisi. Gündüzlü okuduğu halde "hayatta yatılılık" durumunun nedenlerini de düşünerek tabi... Teşekkürler, selamlar, saygılar.

23 Mart 2010 16:52
Keşke beni sen doğursaydın

annelerinki gibi hesapsız kitapsız, sıcak, duru ve vazgeçilmez olsun sevdiğinizin size olan hakettiğiniz sevgisi ve siz hiç ayrılmayın:) Güzel duygularınıza saygılarımla...

21 Mart 2010 19:45
İstanbulname

Operet'i ile ilgili "Opera Form"daki tartışmaları da okudum önerinizle. Bir sanat yapıtıyla ilgili farklı düşüncelerin ve algıların tartışılabilmesi çok güzel kuşkusuz. Bazen hayal kırıklığı da yaşayabiliyor tabi insan beklentisinin karşılığını bulamadığında. Melodilerin ve ışığın rahatsız edici etkisi, dekor ve kostümlerin beklentiye uygun olmaması, abartılı argo ve mimiklerle ilgili olarak bir sanat tutkunu olarak dile getirdiğiniz son derece iyi niyetli, hassas ve yapıcı eleştirilerinizin karşılığını bulacağına inanıyorum. Bir eseri sanat olarak niteleyebilmemezin kriteri de tabiki ne anlatıldığı kadar nasıl anlatıldığı. Ve hatta belki de nasıl anlatıldığı daha önemli diye düşünüyorum. Saygılar, selamlar, teşekkürler değerli paylaşımınız için.

21 Mart 2010 15:57
Paganini ve genç bir kemancı; Ediz Yaşlıçam

Öncelikle geçmiş olsun diyeyim rahatsızlığınız için. Dün gece yazdım aslında size fakat "sistemde bir arıza var lütfen tekrar deneyin" uyarısını görünce fena bozuldum. Yazdığım yorum uçtu gitti. Neyse bugün ancak fırsat bulabildim. Paganini 1 No.lu Keman Konçertosu'nu çok severim. Ah o orkestranın tuttileri! kemanın coşkun, ağır, dolgun tınıları, zıp zıp yayla yapılan staccatolar, pizziccatolar, çok çok çekici ve ulaşılmaz bir eser. Bir ara bu eserin duygusunu karşılayan bir öykü yazmaya da çalışmıştım ama söylediğim gibi çok ulaşılmaz geliyor Paganini eserleri. 200. doğum yılında Chopin'in unutulması çok garip. Schumann'ın "Ren Senfonisi"ni de severim. Evin İlyasoğlu "Allegro"da "Tutkulu Aşklar Coşkulu Hayatlar" başlığıyla Chopin ve Schumann'ın 200. doğum yılına ilişkin yazmıştı hatırlarsınız. Teşekkür ediyorum güzel paylaşımınıza, müzik dolu günler dileyerek saygı ve selamlarımla...

17 Mart 2010 19:20
Yatılı Olmak Kavramı üzerine

9 yıllık yatılı okul tecrübesi olan biri olarak yazınızı beni önce anılar sonrada tortulara götürdü. ilk gecemde annemin diktiği pijamalarımla ranzanın alt katında işik söndükten sonra yorganın altındaki ağlayışım ve ergen olduktan sonraki radyoya yaptığımız ilk istek şarkımızın okunuşu... " uygur aydemir, nail öztürk, osman kılıç ve sevgilileri için Yıldıray Çınar'dan BÖLEMEDİM FELEK İLE KOZUMU"... yıllar sonra hep düşünmüşümdür o yaştaki bir çocuğun felek ile ne zoru olabilir. yada hayattaki ilk istek parçası nasıl olur da bu şarkı olur. Etüd çalışmalarımız o kadar etkilemişti ki beni, tatillerde eve gittiğimde kasabadaki arkadaşlarımın nasıl ders çalıştıklarını bir türlü çözememiştim. Hedef koymak, mücadele etmek, güvenmek, paylaşmak, kıskanmak ama mutlaka ayakta durabilmek yatılı okulun bana verdiği güzel şeyler diye düşünüyorum. Tortular... Sınırlar... kendimde ve çoğu arkadaşımda bunu görmüş, hissetmişimdir. Saygılarımla. Uygur AYDEMİR

15 Mart 2010 14:44
Ne asil bir kadındı - Veda

ışıklar içinde uyusun "sevgili ablanız" diyorum Ata Bey. Dilerim bu son acınız olsun... Sevgi ve dostlukla...

13 Mart 2010 23:30
Hiç olmadığı kadar mavi gökyüzü

yokluğuna da alışacağım." diyordu Oğuz Atay "Tehlikeli İlişkiler"de. Çok etkilendiğim bir ayrılık romanıydı.Güzel olan; "can"ınızın yokluğuna alışırken ya da bir tür veda ederken ona, hep "can" diye seslenişiniz... Kutluyorum, sevgiyle saygıyla...

11 Mart 2010 21:36
İnsan İlişkileri ( Münasebetleri )

Öncelikle teşekkürler bu güzel paylaşımınız için. İnsan ilişkilerinin sağlıklı yürüyebilmesi, egoların eğitilmesi ve sonuç olarak sevgi, saygı, hoşgörü ve anlayış kavramlarının ilişkilerin sürekliliğinin mutlak belirleyicisi olduğu konusundaki görüşlerinize tüm kalbimle ve bilincimle katılıyorum. Kadın ve erkek yer ile gök, toprak ile su, ateş ile hava, gece ile gündüz...gibidirler diye düşünürüm. Birbirlerinden farklı ama birbirlerine özgü nitelikleri da özlerinde taşıyan; yani birbirinin bazen karşıtı, bazen besleyeni ve bütünleyeni, bazen de yansıması... Bu yüzden insanın insanı insanca anlamaya çalışması çok anlamlı ve erdemli geliyor bana. Sevgi, saygı ve dostlukla... Yedi tepeli şehirden selamlar, Adana'ya...

11 Mart 2010 12:25
Şüküfe Nihal:Cumhuriyetin "Yeni Kadın" Modeli

"Güldümse inanma, bil ki bu gülüş / Gördüğüm sabahın bir rüyasıdır / Dudaklarımdaki acı bükülüş / Veda akşamının sonsuz yasıdır. / Hangi kudret var ki solan ruhuma / Senden sonra yeni bir ışık versin / Söner gün geçince bu hain humma / Ağlar mıyım başka acıyla dersin / Bir salgın alevsin içimde bugün / Yakmaya en sönmez yerden başladın / Eriyim sönersem ancak büsbütün / Sevmiş diyeceksin beni bu kadın." Şükufe Nihal'in anısına saygıyla, teşekkürler bu değerli ve doyurucu paylaşım için. Sevgiler ve saygılar.

09 Mart 2010 19:12
Bursa 8. Kitap Fuarı.

TUYAP'ın etkinliklerini takip etmeye çalışıyorum genellikle. Bu yıl yalnızca bir kez gidebildim. Geçen yıllarda hemen her gün fuarda oluyordum. Söyleşiler, etkinliler, yazarlarla küçük diyologlar hoş oluyor. İçtenlikle kutluyorum sizi kitabı olan bir yazar olduğunuz için. Kitaplarınızı ben de edinmek istiyorum. Nasıl ulaşacağım konusunda bilgilendirirseniz sevinirim. Selamlar, sevgiler...

08 Mart 2010 13:59
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 452
Kayıt tarihi
: 02.11.09
 
 

Edebiyat, sinema, tiyatro ve müzik başlıca ilgi alanlarım. Gezmeyi, okumayı, yazmayı, düşünmeyi v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster