Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Yaşadığınız yalnızlık sizi öldürecek

siz, ".. bir çift çorap bile götüremedi giden" diyorsunuz. ben, büyük usta Yahya Kemal'in dizelerini hatırlıyorum bölük pörçük;".. giden her biri memnun ki yerinden/çok seneler geçti dönen yok seferinden." sevgisizlik okyanusunda patlak vermiş son kasırgadan kurtulmak için bir kibrit çöpüne bile muhtaç olmuşçasına umutsuzca kulaç sallamakta olan bizlere bir hatırlatma olan yazınız için söylenecek tek şey var: haklısınız, hem de çok haklısınız......

06 Eylül 2008 16:59
Yeşil Gece

"R.N.Güntekin'in Yeşil Gece adlı romanını okumamış olan birinin kurtuluş savaşının mantığını, kuvvetler dengesi ve yönelimini anlayamaz" demişti ünlülerimizden biri. Tekrar okuduğum nadir romanlardandır. Halen güncelliğini koruduğu inancında olduğumdan nazım geçene tavsiye ederim. Fakat, bir ayrıntıyı dikkatlerden kaçırmak, yazara ve Şahin Bey'e/ lere yapılabilecek en büyük haksızlıktır diye düşünmekteyim. Savaş öncesi ve sırasında, Kuva-i Milliye'nin galebe çalmak üzere olduğu güne kadar düşmanla en aşağılık işbirliği içinde olan yöre eşrafı, "kurtuluş" tan sonra yine su başlarını tutmuş olmalırını içimiz burkularak okuyor olmamızdır bu ayrıntı. Ama ayrınrı dan da öte değil mi.... Teşekkür ediyorum....

19 Ağustos 2008 16:41
Birlikte Ama Yalnız İki Yabancı

Bu yazına yorumun başlığı Azgın Teke Sendromu idi.. Baktım gitmemiş. Bari değiştireyim dedim. Aslında sorunu kişiselleştirmeden ele almakta fayda var. Herkesin bardağı kendince dolu.. Anne, baba, kız veya sevgili... Kim haklı kim haksız. Bunun yargısı bize düşmez. Ama çoğu kez konu mankenlerine para vererek mizansen yaratan ve orada aykırı buldukları olayların belki katmerlisini yapan, kendilerini uzman olarak ortaya koyanların şarlatanlıklarına da aldanmamak lazım. Bu olay, sosyal sorunları belli anlamda çözmüş batı toplumlarında da var. Pek işlenmez ama. Çnkü kadın da erkek gibi belli anlamda ekonomik ve sosyal özgürlüğünün tadını biliyor, çünkü ona sahip. TV kanalları bir sosyal yarayı, allandıra ballandıra ve kafaları bulandırma pahasına harmanlayıp müptela izleyicinin önüne koyuyor. Koyuyor ki başka bişey düşünemez olsunlar. Hayatın gerçeklerinden kopsunlar. Kendilerine yabancılaşsınlar. Keşka herkesin baharı olsa diyorum.. Bir iki üç beş. Varmı bahar gibisi allahaşkına..

22 Mayıs 2007 18:52
İki bilinmeyenli denklem

Sayın yazarım, Ne kadar güzel anlamışsın meseleyi.. Ve ne güzel anlatmışsın.. Ama biliyorsun, bu ülkeyi sadece kendi çıkarına dili kulağı, eli ayağı olanlar yönetiyor. Müfredat onların elinde.. Canları sıkıldıkça çevir baştan diyorlar.. Benim çocuğum da unutmuştu, gündüzü geceyi, oyunu dinlenmeyi.. Eleştirilerinin tümüne katıldığım gibi çok daha fazlasını yapma gereğini duyuyorum. Ama sen artık bir yoldasın ve yapabileceğinin en iyisini , kendini koruyarak yapmalısın.. Başaracaksın..

15 Şubat 2007 15:47
2 Geçer

Aslında, Ali Batmaz isimli yazar senin yazını destekler biçimde sadece minik ama dirimsel önemi olan bir noktaya parmak bastı. Böyleyken, bir başka yazar, senin ona verdiğin "sert" sayılabilecek cevabı alkışladı... Sorun, iyi, zayıf, geçer vs. değil. Sorun, mer-i tedrisatın, çağın gereklerini karşılayacak içerikten yoksun, küflü kafaların kıskacında bir ucubeye dönmüş olmasıdır,devletin, halkın temel ihtiyaçları alanlarındaki, eğitim, sağlık gibi, kaliteyi sıfırlayıp bu alanı tamamen özel sektöre , takunyalı softalara ve misyoner okullarına ve sağlık tekkelerine terketmesi sorunudur. Evet, senin üzerine bastığın gibi, bir karmaşa, bir keşmekeşlik, bir anlaşılmazlıklar manzumesi var.. Doğru.. Fakat bütün bunlar, her yıl yapılan müfredat değişiklikleri rastlantısal değildir. Ne kadar çok karışık yaparsanız o kadar anlaşılmaz olur.. Ne kadar çok anlaşılmaz ise, sorgulanma riski o kadar düşüktür. Meselenin özü budur kanımca.. Saygılarımla..

12 Şubat 2007 08:02
Bir Kadeh Rakı

Evlilik yükü, onu taşımakta olan bireylerin zannettiğinden de ağırdır. Bazan iki kişi yetmez taşımaya. Hal böyle iken, taraflardan birinin bu tahmil tahliye işini karşı tarafa, onun rızasını da almadan, ihale etmesiyle işin içine sömürü de katılmakta ve evlilik öncesi beklentiler yerini çekilmez işkencelere bırakmaktadır. Kızlarının, acar hanımı tarafından kömürlüğe kapatılan baba ile, kendisiyle bir kadeh rakı içmeyen karısı pataklayan "koca" davranış bozuklukları bakımından bir birinden farklı değildir. Neticede, her ikisi de evliliği sadece kendileri için yararlı olduğu müddetçe istemekte, tersi durumlarda, bu ahtı ayaklar altına almak için ellerine geçen fırsatları tereddüt etmeden kullanmaktadırlar. Evlilik, bireylerin birbirlerinden bağımsız olarak, birbiri içinde yarattıkları yeni kişiliklerin birbirlerine tuttukları aynadaki görüntülerinin temellendirdiği sevgi üzerinde yapılandığında durum çok farklı olmaktadır. Bu yetenek a-priori olarak kimsede olmadığına göre eğitim şart

12 Şubat 2007 07:44
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 125
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 650
Kayıt tarihi
: 25.01.07
 
 

54 İstanbul doğumluyum. Hayatın her alanıyla ilgileniyorum. Çünkü düşünen ve yaşayan bir adamım. Esm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster