Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Aldatmak

Maşallah, yazınıza gelen yorumlara bakıyorum da herkes ayakucundan saç teline kadar dürüstlük abidesi. İyi de aldatanlar kim ki size bu yazıyı yazdırmaya neden oldular? Aslında ve doğrusu herkes herkesi aldatıyor. Yalan söylemek başlı başına aldatmaktır. Ama, biliyorum aldatmak dendiğinde herkes eşler arasındaki cinsel ve ruhsal aldatmaları anlıyor. Tamam da hangi birimiz, yoldan geçen, TV'de gördüğümüz güzel bir kadına ya da yakışıklı bir erkeğe gönlümüzü geçirerek bakmıyoruz? Eşimiz yanımızdayken gördüğümüz güzel bir bayanla birlikte olmak hangi erkek istemez? Ya da hangi kadın dünya yakışıklışı bir erkekle birlikte olmak istemez? Hele bu birlikte olmak bir de gizliden gizliye yapılıyorsa... Var mı bundan daha heyecan verici bir yaşam dakikası? Zaten aldatmanın da çekici olan yanı bu heyecan ve değişiklik isteği duygusu değil mi? Şimdi yeniden ve doğru düşünün, karşınıza sizi etkileyen birisi çıksa ne yaparsınız? Doğruyu söyleyin, beni de aldatmayın!

02 Aralık 2007 10:10
Doğum Sancıları

Ölüm, şamar gibi çarpar insanın yüzüne. Bir bakarsınız en sevdiğiniz bebiğiniz bir alacakaranlıkta beşiğinde nefes almamaktadır. Ya da bir akşam "iyi geceler" dediğiniz o tonton anneniz, sabaha çıkmamış. Canınızdan çok sevdiğiniz babacağınız işe giderken yolda yığılıp kalmış. Acı haber siz evdeyken ulaşıyor. Ölüm, geride kalanlar için acı ve zordur. Hasta olanın, ölümünü görmesi kimbilir ne zordur. Gelin de şimdi bana ölümün güzel olduğunu anlatın. Öldükten sonra yaşam olduğunu anlatın. İnananlara elbette saygım var. Onların düşüncesini değiştirmek de asla istemiyorum. Ancak, bütün tek tanrılı dinlerin birçok öyküsünde olduğu gibi, ölümden sonraki yaşam öyküsünde de mitolojik etkileşimler vardır. Tek tanrılı dinlerin düşünce babası Musa peygamberin çöl bilgini olan kayınbabasıdır. Son yapılan araştırmalar ise Musa adlı bir peygamberin olmadığını ve Musa diye tanıdığımız kişinin aslında bir firavun olduğu savunulmaktadır. Acı güzellik mi doğurur? Daha yazacak çok şey var.

29 Kasım 2007 20:45
Doğum Sancıları

Yorumuma vermiş olduğunuz yanıttan anladığım kadarıyla inançlı bir insansınız. Elbette size büyük saygım vardır. Ancak, bazen küçük sandığımız görüşler, aslında felsefecilerin düşüncelerinde yıllarca yoğrulmuşlardır. Örneğin, ben "dünya saçmadır" derken, aslında varoluşçuluk felsefesinin ana konularından birini savunuyordum. Siz "Cennet"ten söz ederken aslında öbür dünyadan söz ediyorsunuz ve bu görüş de "Zıtlıklar" düşüncesinin alanına girmektedir. Bu düşünceyi savunan felsefeciler "Madem ki her herşeyin zıttı var beyaz-kara; soğuk-sıcak; aydınlık-karanlık; büyük-küçük... gibi o halde bu dünyanında öbür dünyası olmalıdır." Dinler tarihinde öbür dünyanın olduğunu savunmak, bu dünyada yaşarken kötülüklerden uzak durmamız içindir. Bu yorumum belki yazınızla doğrudan ilintili değilmiş gibi gözükebilir, ancak, yazınız ve yorumlarıma vermiş olduğunuz yanıtlarla bir bütünlük içindedir. Ne demişti Türkiye'nin ve dünyanın en büyük şairi: "Yaşamak güzel şey be kardeşim." Yaşamaya bakalım.

28 Kasım 2007 21:05
Doğum Sancıları

Yorum yapanların hepsi yazınızı gerçek doğum anlamış. Haksız değiller. "Uzun süredir sizin çektikleriniz ve acılarınızla beslenen her yediğinizden, içtiğinizden pay alan biri vardır içeride... Onun zamanıdır şimdi... Çıkıyordur ama nasıl çıkıyor... O ritmik, o güzelim sancılar. Sancı güzel olabilir mi eğer sonucunu hatırlayıp gülebilirseniz güzel olabilir". Eğer bu satırları yazmayıp da genel acı kavramını anlatsaydınız sanırım herkes sizi doğru anlayacaktı. Çünkü alıntı yaptığım satırlarınız dünyaya bir bebeğin gelişini anlatıyor. Ancak, yorumlara vermiş olduğunuz yanıtlar sizin ne anlatmaya çalıştığınızı ortaya koydu: Güzellikler acıların sonunda kazanılır. Güç elde edilen güzelliklerin değeri daha çoktur. Ayrıca, ölümün hiç bir güzel yanı yoktur. Ölüm, bitiştir. Yok oluştur. İnananlar ve bazı felsefecilere göre ölümden sonra yaşam vardır. Henüz kanıtlanmamıştır. Ancak, her doğumun güzel olduğunu söylemenizden sonra ölümün de güzel olduğunu savunmanız olası değildir.

28 Kasım 2007 20:48
Doğum Sancıları

Bence doğumu bekleyen bir annenin duygularını yansıtan hoş bir yazı. Size yazdığım bir yorumda "Yaşam saçmadır" demiştim de, bana kızmıştınız. Şimdi siz de "Her güzel şey acılarla gelir" diyorsunuz. Oldukça "arabesk" kokan bir görüş. Doğum öncesi çekilen acıların sonunda dünyaya yeni bir canlı getiriyorsunuz. Evet, burada çok haklısınız. Acılarla gelen güzel şey. Ya bir rahatsızlıktan dolayı acı çekiliyorsa ve sonunda ölüm varsa? Biliyorum kötü bir örnek ama her acı şey güzellikler getirmiyor. Ruh yapısının ve karakterin değişmesi ise doğanın annelik ve babalık duygusundan başka bir şey değildir. Yazınızı yeniden okudum. Görüşüm değişmedi. Sevgilerle kalın.

27 Kasım 2007 20:11
Doğum Sancıları

İnsanlar neden evlenir? Çocuk yapmak için mi? Hayır! İnsanlar sevdiği ya da sevmediği bir insanla cinsel gereksinimlerini karşılamak, cinsel doyuma ulaşmak için evlenir. Evliliğin en baş nedeni tüm canlılarda varolan cinsel dürtülerin doyurulmasıdır. Biliyorum, şimdi çok kişi bu yoruma katılmayacak ve bana kızacaklar. Ama, biraz düşünsünler bu kızanlar neden evlendiler? Bir erkekle ya da bir kadınla ömür boyu birlikte yaşamak için mi? Tabi ki hayır. Ya çocuk dünyaya getirmek? Şimdi kızmadan ve düşünerek yanıt bekliyorum: Cinsel ilişki bu kadar zevk vermeseydi kim çocuk doğurmayı kabul ederdi? Elbette cinsel ilişkideki olağanüstü zevk ürememiz için bizlere verilen bir armağandır. Ya bu ilişki de doğum kadar sancılı ve acılı olsaydı? Ama, sizlere katılıyorum, her canlının yavrusu dünya tatlısı, şeker mi şeker birer bebeciktir. Bir de onlara lâyık olan dünya düzenini kurabilsek. Onlara barış dolu, eşit yaşanan bir dünya verebilsek. "Hoş geldin bebek" diyebilsek sevinçle. İyi olmaz mı?

26 Kasım 2007 21:19
Çığlığım geldi

Gördünüz mü size çığlık attıracak bir çok neden var. Ya olmasaydı? Yaşam bu kadar renkli ve heyecanlı olur muydu? Yaşam başlı başına bir saçmalıktır. Çünkü dünyaya geliş nedenimiz belli değildir, gelişimiz bizim elimizde değildir. Ama, ya gelmeseydik? Şimdi şu dizüstü bilgisayarımda sizin yazınızı okuyabilecek miydim? İyi de hiç gelmeseydim ölüm korkusunu nasıl kavrayabilecektim? Çığlık, insanın ruhsal boşalmasını sağlar. "Atları da Vururlar" adlı bir filim vardı, bilmem izlediniz mi? Yapılanlara isyan etmek için bir tren geçitinin altında ve trenin geçtiği anda çığlık atmak insanlık için ne acı vericiydi. Ya Norveçli ressam Edvard Munch'un o unutulmaz "Çığlık" tablosu? Hepimizin içinden bazen isyan etmek geliyor. İsyanımızı bir çığlıkla geçiştiriyoruz aslında. Ve işin kötü yanı çıplığımızı da içimizden atıyoruz. Hiç kimse bizi duymuyor. Saydığınız bütün olumsuz insan davranışları aslında yaşamımızın renkleridir. Olmasaydı çığlık bile atamazdık. Herşey gönlünüzce olsun. Sevgiler.

25 Kasım 2007 18:42
Nasıl mı başladım namaza?

"Dini hiçbir çıkar için kullanmayın" derken, bundan sizin elbette bir rant elde edeceğinizi kastetmemiştim. Çatışmalardan ve zıtlıklardan büyük düşünceler doğar. Bana olan saygınız elbette yitmemelidir. Ben size hakaret falan etmiyorum, yalnızca düşüncelerimizi çarpıştırmaya çalışıyorum. Eğer yazı yazıyorsanız eleştirilere de katlanmak zorundasınız. Ama bu eleştirileri lütfen, rica ediyorum size yapılan bir hakaret olarak algılamayın. Benim kimseye verecek önerim yok, size de öneri vermiş değilim. Yalnızca okunması gereken bir iki kitabı size yazdım. Okursunuz okumazsınız sizin vereceğiniz karar. Ben sizi ne Atatürk düşmanı ne de namazdan rant elde eden birisi olarak görüyorum. Ben sizi kafası işleyen bir insan olarak görüyorum. Bu nedenle de yazınıza yorum yazıyorum. Belki sizden alacağım yanıtlarla yeni şeyler öğrenirim diyorum. Ama, siz bana kızıyorsunuz. Kızmayın, yazı yazın. Ben sizin her türlü önerinizi saygıyla beklerim. Saygılarımla.

24 Kasım 2007 18:26
Nasıl mı başladım namaza?

Namaz gibi İslamiyet'in diğer ibadetleri de önemlidir. Örneğin oruç tutmak, hacca gitmek, kelimeyi şehadet getirmek bireysel ibadet şekilleridir ve toplumu etkilemez. Ancak, bir de zekât verme vardır ki, İslâmiyet'in beş şartı arasında sayıldığı halde hiç kimse tarafından kabul görmez. Oysa zekat, tüm toplumu etkileyecek, değiştirecek bir ibadet yoludur. Ancak, ucunda servetten alınacak pay yattığından çoktan unutulup gitmiştir. Diğer ibadet şekillerinin servetle bir bağlantısı olmadığından yerine getirilmesi kolaydır. Hattâ özellikle namaz kılma topluma gösteriş olarak yapılırsa zaman zaman büyük siyasi rant olarak da kullanılabilir. Hacca giderken, oruç tutarken, namaz kılarken ortalıkda reklam yapanlar, zekatlarını verirken ortada yoklar. Sizin namaz kılmanıza sıra gelince: Allah kabul etsin. Ama, bunu neden bir "Blog yazısı" durumuna getirdiniz? Allah'la sizin aranızda olan bir ikili ruhsal iletişimi bizim bilmemize ne gerek vardı? Dini, hiçbir çıkar uğrana kullanmayın.

24 Kasım 2007 12:17
Nasıl mı başladım namaza?

Bence, Sigmund Freud'un bir buluşu olan "Psikanalizim", Hırıstiyan dünyasının "Günah çıkarma" seanslarından başka bir şey değildir. Neden bunu yazdım? Çünkü dinsel ibadetlerle, insan ruh yapısı arasında bir bağlantı vardır. İster toplu ibadet yapalım, ister tek başımıza bizi yaratan Allah'a dua edelim, aslında bu davranış ruhumuzun belli bir süre bedenimizden ayrılıp Allah katına çıkmasıdır. Bu sırada geçmişimizde bilerek ya da bilmeyerek yapmış olduğumuz günahlardan affedilme isteği Allah'a dua yolu ile iletilir. Hırıstiyan dünyası bunu papaza yapar, papaz da Tanrı'ya sunar. Freud ise, iç dünyamızın bir köşesinde sıkışmış kalmış olan ve ruhumuzu rahatsız eden duyguyu bulur ve ortaya çıkarır, bedenimizi rahatlatır. Bu duygu çoğunlukla dinen "günah" sayılan şeylerdir. İslamiyette de "namaz" Allah ile kulun kontak kurduğu, dertleştiği, bir şeylerin dilendiği, istendiği ibadet şeklidir. Bireysel olarak insan ruh yapısı bakımından olumludur, kişinin ruhsal yapısına yarar sağlar.

24 Kasım 2007 12:01
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3217
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster