Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '13

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
67618
 

Yeni Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı kimdir?

Yeni Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı kimdir?
 

Daha önce söylediğimiz M.E.B’ndaki değişiklik nihayet gerçekleşti ve M.E.B. Prof Dr.Ömer Dinçer bu görevden alınarak yerine Prof.Dr.Nabi Avcı atandı. Hayırlı olsun.(24.01.2013)

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’nin en büyük kitleye hitap eden, en organize ve sorunlu Bakanlığı olarak Türkiye’de belki de en çok Bakan harcayan Bakanlığıdır. Hükümetler kolay kolay M.E.B.na Bakan dayandıramazlar.

AKP Hükümeti de sonunda herkesin itiraz ettiği, yaptıkları kolay kolay kabullenilmeyen Prof.Dr.Ömer Dinçer’i  harcayarak yeni bir Bakan aramak yoluna gitmiştir.

Nabi Avcı, oldukça uzun bir süredir; AKP’nin içindedir ve Partinin ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın danışmanlarındandır; bir bakıma da akıl hocalarındandır. Erdoğan çoğu kez Nabi Avcı’ya “Hocam…” diye hitap eder ve onun tavsiyelerini de dinler. Bu bakımdan yeni bir Bakan arayışı sırasında Nabi Avcı’nın hesaba katılmaması mümkün değildi.

Sayın Nabi Avcı M:E:B.nı oldukça yakından ve içinden tanıyan bir insandır. Yaptığı çalışmalarında ve söylemlerinde  M.E.B.nın sorunlarına oldukça vakıf olduğunu göstermiştir.

Kimdir Nabi Avcı.?  (d. 8 Ekim 1953, Bilecik), Türk akademisyeni ve yazarıdır.

ODTÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. İletişim profesörüdür. Anadolu Üniversitesi’nde ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde iletişim felsefesi ve iletişim sosyolojisi üzerine dersler verdi. 1995 ve 1996 yıllarında Kanal7 Televizyonunda 360 derece isimli program yaptı.

Aynı dönemde Yeni Şafak gazetesinde yazarlık ve yöneticilik yaptı. [1].Milli Eğitim Bakanlığı’nda ve Başbakanlık’ta danışman olarak çalıştı. Başbakanlık Başdanışmanı ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanlığı görevlerini yürütürken 2011 yılında AKP’den milletvekili aday adaylığı için bu görevlerinden istifa etmiştir.

XXIV. dönem TBMM Eskişehir milletvekilidir. TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı, Türkiye-Kanada Parlamentolararası Dostluk Grubu başkanı, Türkiye-Brezilya Parlamentolararası Dostluk Grubu başkanvekili ve Türkiye-Almanya Parlamentolararası Dostluk Grubu üyesidir. 1953 Bilecik doğumlu. Başbakan Başmüşaviri ve medya danışmanı. Hemen tüm temaslarda yer alıyor.

Gelen bilgilere göre Erdoğan, Avcı’ya ‘Nabi Hocam’ diye hitap ediyor. Edebiyat ve sanat bilgisi oldukça iyi. İdeolojik olarak liberal, yaşam tarzı olarak muhafazakar. Politik duruşu, bir denge unsuru. Erdoğan ile tanışması, 1990’lara uzanıyor. 1994 yerel yönetim seçimlerinde Erdoğan’ın seçim kampanyasını yürüten ekipten.

ODTÜ mezunu. Son olarak Bilgi Üniversitesi’nde ders veriyordu. Hasan Celal Güzel, Turgut Özal ve Yıldırım Akbulut’un danışmanlıklarını da yaptı. Ahmet Davutoğlu’na yakın dururken Ömer Çelik ile aralarında bir sürtüşme olduğu ileri sürülüyor. Erdoğan üzerinde birkaç yıl önce daha etkin olduğu söyleniyor.(habergazete. Com)

Nabi Avcı M.E.B.’nda ne yapabilecektir?

İnsanların kafasında bir kuruma ilişkin bir model bulunabilir. Bu ideal modeli gerçekleştirmek için çaba da gösterebilirler fakat bunun gerçekleşmesi o günkü şartlara ve içinde bulunulan partinin politikalarına bağlı olur.

Sayın Nabi Avcı’da bir çok deneyimler geçirmiştir ve MEB’nı belli ki iyi tanımaktadır. Şimdi ondan bu kurumu adam etmesi istenecektir. Kolay mıdır?

Prof.Dr.Ömer Dinçer öylesine sorunlar yüklemiştir ki bu kurumun başına bunların altından kalkmak belki on yılları alacaktır; o da ancak iyi niyetle çalışılırsa… Yoksa, zaten zıvanadan çıkmış işler kolay kolay toparlanamaz.

Sorunları şöyle özetlemek gerekebilir:

1. Ömer Dinçer  4+4+4 ‘lük eğitme hiçbir ön hazırlık yapmadan geçmek teşebbüsünde bulunmuş. Büyük bir kahramanlık göstermiştir.  “8 yıllık zorunlu eğitimden” , “12 yıllık zorunlu eğitime geçmek. ”  Bu bütün eğitimcilerin hayaliydi. Çünkü dünya böyle bir eğitim yapısında ilerlemektedir. Fakat Milli eğitimin yapısı bu şoku ne yazık ki karşılayamadı; atlatamadı. Sınıflar bu yüzden (130) kişiye çıktı. Herkes ne yapacağını şaşırdı.

Hesapsız , kitapsız yapılan işler böyledir. Sonunda sizi nelerin beklediğini bilemezsiniz.

2. Milli eğitimde 130 000 öğretmene ihtiyaç var. Bu ihtiyaç duyulan öğretmenler; kadro yokluğu dolayısıyla alınamıyor. Diğer yandan, sokaklarda gezen 300 000 öğretmen var. Onlara da “Oyunu da al, nereye gidersen git…” deniliyor. Bu öğretmen adayları şaşkın. Bunun için gerçek bir planlamanın yapılması şart.  Bu gerçekleştirilmedi.

3. Milli eğitimde ayrı olan eşlerin bir araya getirilmesi için gerçek bir çaba gösterilmedi. Doğru dürüst bir formül geliştirilmedi. Oysa, bu işin çözümlenmesi o kadar zor muydu? Buna akıl sır ermiyor.

4. Hala genel liseler yerlerde sürünüyor. Genel liseler (Düz Liseler) in öğrencileri üniversiteye giremezse (yarısı giremiyor), ne yapacaklarını bilemiyorlar. Genel Lise (%70), Teknik ve Mesleki Liseler(%30) dengesi bir türlü bozulamıyor. Oysa insanlarımızın çoğunluğunun beceriye ihtiyacı var. Ve doğru dürüst bir meslek sahibi olmadan sokağa atılıyorlar.

5. Üniversiteler durmadan çoğalıyor. Oysa bu kurumların niteliği zavallı durumda. Paraya ve İnsan Kaynaklarına ihtiyaçları var. İkisi de temin edilemiyor. Araştırma Görevlilerinin aldığı ücretler komik derecede… Ve bundan da ötesi, Lise+Üniversite bağlantısı hala organik değil. Bu iki kurum birbirinden kopuk .

Vs. Vs…

Sayın Nabi Avcı, bu meselelerin altına yatacak. Bakalım ne olacak? MEB’nı olmak kolay değil; Milli Eğitim Bakanlığının bugün hitap ettiği 15-16 milyonluk bir nüfus var. Öğretmeni, öğrencisi, hademesi, müdürü hepsi gözlerini, ağızlarını açmışlar  Ankara’ya bakıyorlar. Bakalım bu kez Ankara ne yapacak?

Sayın Nabi Avcı’ya hayırlı olsun. Çıkmayan canda umut vardır, diyelim ve bekleyelim…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İsabetli bir konuya el atmışsınız. Son söz Erdoğan'ın tabii ki ama Ömer Dinçer'den daha kötü olmaz heralde. Biyografisine bakarak söylüyorum bunu. Bir başka önemli bir konuya da ben değineyim yeri gelmişken. Belki yeni milli eğitim bakanı veya yardımcıları okur da soruna çözüm üretir diye... Lise 2'lere Almanca kitabı dağıtılmamış. Kitabı dağıtılmayan öğrencilerden nasıl bir başarı beklediklerini merak ediyorum. Herhangi bir kaynak da önermiyorlar ki bulup alalım. Öğretmenin kendi çabaları ile çoğaltıp dağıttığı fotokopilerden öğrenmeye çalışıyor çocuklar ikinci yabancı dil olarak Almancayı. Tabii ki öğrenemiyorlar. Ve çoğu dersleri de boş geçiyor öğretmenin yoğun oluşundan. Öğrneğin müdür yardımcısı olan bir öğretmen görevlerinin yoğunluğu gereği derslere giremiyor ve sonra gençlerden başarı bekliyorlar. Bu en küçük sorunlardan biri. Hepsine değinsek ansiklopediler yetmez heralde. Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 26.01.2013 3:33
Cevap :
Hani "Fatih Projesi" yürürlükteydi. Bütün kitapları tablete yükleyecekler; kitapa filan ihtiyaç kalmayacaktı..? Söyledik ama anlatamadık. Hiç bir zaman evdeki hesap çarşıya uymaz. O iş kolay zannediliyor. O da iflas etti demek. Etmeseydi, sizin çocukların herbirinin elinde bu gün "Tablet" olurdu ve içinde de Almanca kitabı bulunurdu...!? Hani nerde? Anadolu'da öyle derler: Bunlar "hayal pilavı yiyor"... biraz daha gerçekçi olabilseler. Hayret! Saygılar.  26.01.2013 14:41
 

yeni Milli Eğitim Bakanı aile ortamından çıkıp okulda gözünü açan hiperaktiv diye aile içi duygusal fiziksel şiddet gören çocukların sorunlarını çözer umut ederim....ufaçık çocuklar aile içiinde , dört duvar arasında o kadar yıpratılmış bir şekilde okul hayatlarına başlıyorlar ki bu çocuklarda davranış bozuklukları dahi olabiliyor

mehmet turuncoglu 
 25.01.2013 22:05
Cevap :
Dikkat ederseniz; her arkadaşımız , M.E. sorunlarının bir yönünü gösteriyor. Bütün bu sorunlara vakıf olacak ve yol gösterecek kişi "Eğitim"ci olmalı diyoruz, ama onlar "İletişimci" anlıyorlar... İletişimci , iletişim kurana kadar, deve hendekten atlayacak. Okul öncesi eğitim, başlı başına bir sorun alanıdır ve çözüm beklemektedir. Çocuklarımız zavallı durumdadırlar; nihayet öğretmenler de ne yapacaklarını bilemiyorlar..Anadolu da öyle derler, "Gayret dayıya düştü..." Ha gayret.. Saygılar, esenlikler.   26.01.2013 14:48
 

Bakanın adı ne olursa olsun farketmez.Sonuçta RTE'nin dediği uygulamaya geçmektedir.

Bekir Kayik 
 25.01.2013 15:32
Cevap :
Tabii Parti'nin görüşleri ve onun üzerinde Partinin en yetkili kişisinin borusu öter. Bu belli, ama bir de "Milli eğitim" denen şey var. Neden "Milli", bunun üzerinde sanırım düşünmeliyiz. Saygılar.  25.01.2013 20:07
 

Merhaba Erdal bey, Milli eğitim dediğiniz gibi çok yıpratıcı bir alan. Bir yandan emperyalist efendilerin, diğer yandan gerici hükümetin isteklerini yerine getireceksin. Emirleri yerine getirecek, halk nezdinde kredin bitince de gideceksin. Sıra bu vatandaşta. O da kendinden istenenleri yapacak ve gidecek. Saygı ve selamlar...

izmirli97 
 25.01.2013 14:41
Cevap :
Milli Eğitim belki de en çok Bakan değiştiren Bakanlıktır. Niye? İnsanı çok çabuk yıpratır. Hele bir de alanın dışından geldin mi, sudan çıkmış balığa dönersin. Milli eğitimin sorunları çok... Hangi birisine yanayım? Ama durmadan hatırlatmak gerekir de... herkesin yediği yoğurt kendine göre. Dur bakalım seyredelim, temaşayı! Saygılar.  25.01.2013 16:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1854
Toplam yorum
: 5799
Toplam mesaj
: 160
Ort. okunma sayısı
: 501
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster