Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
292
 

Abidik Gubidik Zubidik

Abidik Gubidik Zubidik
 

https://www.youtube.com/watch?v=UOzo0teBrw8&list=RDUOzo0teBrw8

 

     Efendim Cuma günü yazacaktım da fırsat bulamadım yazmaya.   Hafta sonu heyecanıma pazartesi spikerlik de eklenince keyfim katmerli oldu. Paltoyu zaten fırlatıp attım.  Bu sırada kim sormuştu hangi paltoydu diye?  Lime lime olandı. Düşünün nasıl sakladı beni :)  Hal böyle katmerli olunca Harun Kolçak dansları yetmiyor. Dokuz sekizlik ritimler anca paklıyor.

 İlk gün o korkuyla rektörü nasıl atlattım bilmiyorum ama iyi iş çıkardım ki, spikerlik devam ediyor. Pazartesi öğleye kadar sür sürüştür geç kamera karşına :) çok iyi iş valla. Üst 6 nolu dişin kenarının dip köşesinin kıyıcığındaki çürüğü göreceğim diye boynumu hasta ağzına bin bir şekille uzatmaktan -hadi bir yol bulup uzattım başı- gözün bile zor gördüğü çürüğü -cillop gibi temizleyip geride kalan kovuğa- eldeki inşa malzemelerini sırayı bozmadan -birbirine bulaştırmadan- onu da geçtim kovuğun yan duvarlarını malzemeyle sıvamadan (dolgu düşer maazallah)- ustalıkla yerleştirmekten daha kolay.  Bilsem bu blog işine daha erken girer sakıncalı yorumlarımı hemencecik yapardım. Neyse insanın sonu böyle olsun be ya! :)

 Malum programımız sağlıkla ilgili. Telefonla soru da alıyoruz. Bir heves iştahlı iştahlı alıyorum telefonları. Konuklarımız dalında başarılı profesörler, uzman hekimler. Şakır şakır cevaplıyorlar. Telefon soruları da benim hazırladıklarımdan daha iyi oluyor ne yalan söyleyeyim. Biz zati yaşanan dert yüreğe ayrı dokunuyor. Aynı öykülerde olduğu gibi tanık olduğunuz bir olayı kurgularsanız daha iyi etki yaratır okurda. Hastanın hazırladığı soruda ciğere saplanıyor bir ok gibi. Haftanın konuğu hocamız büyük bir ciddiyetle oku söküp çıkarmaya çalışırken, ekran başındaki sorunun dertli muhatabı da mutlaka yarı şükran yarı üzgün duygularla dinlerken, söz uzayıp giderken beni alıyor bir oflama puflama. İçimden canım. Dışım pürmelal valla. Onlar kendini konuya kaptırmış lafı öyle uzatınca lastik gibi; ben başımı alıp gidiyorum başka bir mevzuya.

  Akşama yemeğin yanına şöyle güzel bir zeytinyağlı yapmalı. Kereviz mi alsam, enginar mı? Tırnaklarımın da manikürü gelmiş. Önce kuaförüme gitsem oradan da markete.

 Aaaa! İyi de terziden bizim kızın pantolonunu alacaktım. Hay aksi! Veteriner telefona mesaj göndermiş, dostumuzun aşı günü unutmazsınız inşallah!   Hafta sonu kardeşler toplanıp eğlenecektik. Ama Semaya da söz verdim. Kaçtır bir bahaneyle ekiyorum kızı. Açık öğretim bürosundan kitapları da almaya gidemedim.

 Şu yazdığım öykünün sonunu da beğenmedim, ne yapsam acaba? ‘’Vakayı adiye‘’ denmiş. Demesi kolay azıcık yardım etse olmaz sanki. Ne olacak hayrına. Yazmaya heves etmişiz şurada. Kendi ilham alıyor ama.  Mübarek tavuk gibi haşladı bizi. Her yazısına azar azar suyumuzdan bir kepçe, etimizden bir parça didik didik koyuyor. Oh ne ala.

Bu sırada telefonda soru soran izleyici telefonu çoktan kapatmış, saygıdeğer konuğumuzu da bana garip garip bakarken bulurum. Yine de benden memnunlar ya! Ama bir ses vermiş Allah : ) Senin o, senin o sesin yok mu? Sen sun dinleyelim durumları hatırına.

 Neyse geçen pazartesi ikinci haftamızdı. Konuş konuş şişiren bir konuk ağırlıyoruz. Bir de araya uzmanlığının dışında ne lüzum eder laflar, espriler, baygın gülüşler sıkıştırıyor mu?  Ay ne yapacağımı şaşırdım ki, imdadıma bir telefon yetişti.

Yaşlı bir teyze hatta. Hani pek olmaz, kampüs için hazırlanan bir program sonuçta. Göz önünde bir kanal da değil. Konuysa teyzeyle hiç ilgili değil. Bu saatte birbirini gırtlaklamış insanların izinin sürüldüğü ya da birbirine göz süzen gelin ve damat adaylarının bir mahzene kapatılıp oynaşmalarına az buçuk izin verildiği programları izlemesi gerekirken benim programı izlemesi vallahi gurumu pek bir okşadı.

Buyur teyzem sor ne istersen diye sözü ona bırakmışken; teyze başladı bağır çağır haykırmaya;

‘’ Ben çoktandır gelcem de, ayacıklarım sancıdan bırakmıyor geleyim. Benim oğlan orda okuyor. Orda bir kız kandırmış oğlumu.. Onu var ya yolarım ben Alimallah. Düşsün oğlumun peşinden. Şimdi ki kızlara kaptırır mıyım ben oğlumu? Hepsi abidik gubidik zubidik . Gelicem ben yakında oraya. ‘’

Reji bağırıyor kestik diye.

Kesemiyor ne hikmetse .

Hocanın laubaliliği had safhada.  

Az önce de ota boka gülüyordu zaten şimdi onu tutabilene aşkolsun.

Benim suratımda bu kez gerçek bir pürmelal.

Döndüm hocaya baktım pis pis.

Çarpık gülüşünü topladı hemen.

Ciddileşti.

‘’Dürtme içimdeki narı üstümde beyaz önlük var.’’ Dedim.

Öyle kalakaldı münasebetsiz…

 

Şahin ÖZŞAHİN, Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bayılıyorum böyle neşeli mizahi yazılarına, hele bayanlar tarafından yazıldığında. Hoş bir süre önce biri bayanlar da böyle mizahi yazı yazar mı diye tenkitte bulunmuştu gereken cevabı (http://blog.milliyet.com.tr/mizahin-cinsiyet-ayirimi-olmadigi-gibi--guldurende-de-cinsiyet-aranmaz/Blog/?BlogNo=562715) bu yazımla verdim. Sağlık esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 08.10.2017 12:02
Cevap :
Aaaaaaa! Mizah yazmanın da öteki herşey gibi cinsiyeti olmaz. Ne güzel bir destekte bulunmuşsunuz. Yazınızı mutlaka okuyacağım. Sevgilerimle...  08.10.2017 20:49
 

Caroline hanım, öykünüzü keyifle sıkılmadan okudum, abidik kubidiği biliyordum da zubidiği bilemedim, dimağınıza sağlık, sevgi ile kalın, selamlar

Nizamettin BİBER 
 08.10.2017 8:06
Cevap :
Ben de teyzeden öğrendim :) Çok teşekkür ederim. Siz de aynı dileklerle hoşçakalın.  08.10.2017 20:50
 

İtiraf ediyorum, sizinde muhakkak son zamanlarda fark etmiş olmanız gerektiği gibi, vallaha da billaha da size hayranım:) Dikkatimi çeken ilk yazınız hangisiydi bilemiyorum ama şu "şimdilik Araftayım" dediğiniz yazı var ya işte o anda kendi içimden "tam benlik bir hal" olduğunuzu geçirdim. Hele şu "insan birini seviyorsa aslında kendisini seviyordur" (mealen) dediğiniz blog var ya işte o yazınızla evreka evreka diye çığlıklar attım. Uzun zamandır arayıp bulamadığım hikmeti bir anda avucumda bulmuş oldum. Bu günkü "sonunu beğenmediğiniz, vakayı adiye" dediğiniz abidik, gubidik, zubidik öykünüzü editörün önerdiğini görünce bende hemen "altta kalanın canı çıksın" zihniyetiyle önerilerime ekleyiverdim. Neden size hayranım sorusuna gelince çoğu edebiyatçı ve özellikle şair gibi kendinize hayran değilsiniz ve aksine o kadar samimi yazıyorsunuz ki kendinizle bile dalga geçmekten çekinmiyorsunuz. Sizi takip edeceğim, lütfen böyle samimi kalın ve bana ilham verin. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 08.10.2017 5:35
Cevap :
Aman efendim beni mahcup ediyorsunuz.Sagolsunlar editörlerimiz de önererek tıpkı siz gibi onur verdiler. Ben edebiyatçı ve şair değilim o sizin teveccühünüz. Olunca biraz ukala olunuyordur herhalde :)) Çünkü dikkat ediyorum da mütevazı, heyecanlanan yazarları pek de beğenmiyor insanlar. Ne güzel sizin farklı olmanız. Mutluluk duyarım takip edilmekten hele ilham olmaktan. Adıma direkt şiir tercihimdir :)) Sevgilerimle...  08.10.2017 21:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 64
Toplam yorum
: 210
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1005
Kayıt tarihi
: 26.05.14
 
 

Kendimi hiçbir zaman aynı kelimelerle anlatamam. Hakkımda söylediklerim daima değişir. Belki de k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster