Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
549
 

Acıpayam

Acıpayam
 

Hababam Sınfı'nda rol alan öğrencilerle


Acıpayam dedikleri iki dükkân bir fırın.

Peynir ekmek yiye yiye ne ağız kaldı, ne burun

(Eşref)

 

Eşrefin şiirlerinde yergi ve alay ön plana çıkar. Bir Osmanlı memuru. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde kaymakamlık yapmış. Bu şiiri de Acıpayam’da kaymakamlık yaptığı zaman yazdığı, yörede söylenir.

 

1967’nin Aralığı’nda Acıpayam Lisesi Edebiyat Grubu Öğretmenliği’ne atanınca bize Acıpayam yolu göründü. O yıllarda, Eşref’in dediği gibi iki dükkân bir fırın değildi; ama çok da gelişmemişti. 4–5 bin nüfuslu, küçük şirin mi şirin Avrupa beldelerini andıran, düzenli, temiz bir beldeydi. Ancak, oturacak ev bulmakta güçlük çekiliyordu. Şato görünümlü Tavaslının Apartmanı’ndan başka çok katlı yapının olmadığını söyleyebilirim. 2000’de gittiğimde Acıpayam’ı tanımakta güçlük çektim. Diyebilirim ki 1967’den bu yana en az iki üç kat büyümüş. Nüfusu, 15 binleri aşmış; ama her yerde olduğu gibi burada da yapılaşma plansız olmuş. Evler, birbirinin içine girmiş. Yapılaşmada, çevre dengesi göz önünde tutulmamış. Oysa Acıpayam, yayla havası, doğal yapısı, sebze ve meyvesiyle sağlıklı ve rahat yaşanacak bir yerdi. Bu güzelliklere bir de küçük sosyal etkinlikler katılınca yaşantımız daha da renkleniyordu.

 

Her yıl dinlenme tatili öncesinde ve yılsonunda lisede eğlence gecesi düzenlenirdi. Bu gecelerden birini de ben planlamıştım. Cevat Fehmi Başkut ’un Buzlar Çözülmeden’ i sahneleyecektim; fakat 27 Mayıs Devrimi’ne karşı olan bir müdür yardımcısı bunun yanlı bir tiyatro yapıtı olduğunu, ilçede hoş karşılanmayacağını ileri sürdü. Oysa Acıpayam halkı, ileri görüşlü, çağdaş düşünebilen bir halktır.(O yıllarda bazı tiyatro yapıtları tutucu kesimlerce ya da aynı anlayıştaki yöneticilerle sakıncalı bulunur, oynanması yasaklanırdı. Kimi kez de oynanmasına izin çıkmasına karşın çevredeki tutucularla oyuncular rahatsız edilir ya da oyun engellenirdi.)Ben de Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı adlı oyununu sahnelemeye karar verdim.

 

Hababam Sınıfı da bozuk eğitim yapısını dile getirir; ama çok kimse oyunun içeriğini ve asıl iletisini anlayamadığından oyuna salt bir komedi gözüyle baktığından herhangi bir sorunla karşılaşmadık. Üstelik 2 Şubat 1970 tarihli Acıpayam Postası’nda da oyunla ilgili şu övgü yer alıyordu. Öğretmen Hüseyin Başdoğan yönetimindeki 5 tabloluk Hababam Sınıfı adlı oyun gösterilirken seyircilerin kahkahaları salondan taşıyor ve halkın alkışları sürekli olarak devam ediyordu.

 

İlçe; Akalın, Kelekçi, Dedebağ, Yazır, Yatağan, Yeşilyuva, Yassıhöyük beldeleriyle 90–100 binlere ulaşır. Bu beldelerin kendilerine özgü özellikleri vardır. Yatağan’da bıçakçılık, halıcılık; Yeşil yuva’da ayakkabıcılık.  Yassıhöyük Belediye Başkanı Halil Özonuk’un önderliğinde kurulan Kiraz Tekstil, yöreye canlılık getirmiş.Bu yöre insanı, uyanık, çalışkan ve girişimcidir. Acıselsan, Acıpayam Selüloz Sanayi ve Ticaret A.Ş. 1973 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesinde bölge halkı tarafından 3710 ortakla kurulmuştur. Acıselsan, 1973 yılında kurulduğunda Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek CMC üretimini ülkemizde başlatmıştır. Şirketin makine parkı Alman malı olup, dünyaca ünlü Alman Wolf- Walsrode firmasından know-how satın alınmış, tesisimiz ise Alarko tarafından yapılmıştır. 1974 yılında bugünkü adıyla Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. ve Vakıflar Bankası A.Ş. Acıselsan’a ortak olmuştur. Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. 2010 yılından sonra sahip olduğu %76,8 oranındaki hisseyi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na devretmiştir.

Duygularını “Uman Nine’ye Mektuplar” adıyla bir kitapçığa dönüştüren Öğretmen Mehmet Yılmaz, Acıpayamlıdır. Bu mektupları Özay Gönlüm, yıllarca radyo ve televizyon kanallarından okuyarak türkülerine katık etmiştir.

 

Acıpayam; parkı, Evkara Çamlığı, Dalaman Çayı Vadisi, Eşler Yaylası’yla bir başkadır. Sıcak yaz günlerinde, Evkara Çamlığı’nda serinler, çeşmelerden akan soğuk sulardan içersiniz. Fısıldayan çamların, uçuşan kuşların, güneşli, parlak gökyüzünün gülümsemesini duyumsarsınız. Yel, dostça eser. Sizi, düşlerinizden uzaklaştırmak istemez. Yeşil çamlarını, billur suyunu, gökyüzünün maviliğini de seversiniz Evkara Çamlığı’nın.

 

 

 

Geçmişe dönüp tarihini de araştırıyorum Acıpayam’ın. Yöre Anadolu Selçukluları dönemlinde, Gölhisar olarak adlandırılıyor. Oğuz Türkmenlerince yerleşim yeri seçilmiş 1381’de Devlet Hatun’un çeyizi olarak Germiyanoğulları tarafından Osmanlılara verilmiş. Sürekli ayaklanmalara sahne olan yöre, Aşikaraağaç, sonraları da Garbikaraağaç olarak adlandırılmış. Önceleri, Isparta sancağına bağlı olan Acıpayam, 1888’de Denizli sancağına bağlanmış.

 

Acıpayamlılar’ ın kendilerine özgü yöresel ağızla konuşurlar. Genellikle, “i” ve “e” durum eklerini karıştırırlar. “Gelip ba, gidip baBeni bir kahve yap. Babam, bene atı bindirdi”.Acıpayam Lisesi Fizik Öğretmeni Ahmet Gök’le Acıpayam Park’ında oturuyoruz. Ahmet Bey, garsona sesleniyor:”Beni bir kahve yap.”Ahmet Bey, cezveye sığmazsın”,deyince durumu fark edip gülüyor.

 

Yurdumuzun birçok yöresi gibi buranın da zengin bir kültürel yapısı vardır. Sözgelimi, “Ayağı yere yakından kork. El adama arpa ekiverir, döner de sarpa ekiverir. Sonraki yamalık, yamalık olmak. Karıdır erkeği şişiren, yağdır yemeği pişiren. Kuru üzümden pekmez sıkılmaz. Ortak inekten, başına buzağı iyidir. Gecenin işi gündüze maskaradır. Tatlı dil, yerden mal kaldırır. Tarlada biter ayrık, koçta olur kuyruk…[1] Atasözleri bu yöreden derlenmiştir.

 

 

Acıpayam’dan, 1974 Eylülü’nde ayrılarak Ankara’ya geliyorum. Acıpayamlı yazar şair Tahir Kutsi Makal’ ın dizeleriyle avunuyorum.

 

Yalnızlık, beklemeler, buluşma ümitleri

Don vurmuş bir tutam çiçeğin hatırana da olsa

Bir fincan acı kahvenin hatırına…

Beklemeler artı sonsuz genişliğinde

Buluşmanın başka çaresi varsa söyle.

 

Ben de bir daha Acıpayam’la, Acıpayamlılar ’la buluşmak ümidiyle Acıpayam’dan ayrılıyorum.

 

 

 



[1] Bölge Ağızlarında Atasöleri ve Deyimler, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 1996.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzeldi gönül güzelliğine teşekkürler ederim selam ve dua ile..

Mehmet Aluç 
 21.04.2014 9:06
 

Bu hatıralar çok kıymetli. Çok da güzel anlatıyorsun. Eline sağlık.

Erdal Ceyhan 
 19.04.2014 23:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 342
Toplam yorum
: 1220
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2144
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster