Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
109
 

Adalet ve demokrasi!

Adalet ve demokrasi!
 

Anayasa Mahkemesi doğru olanı yaptı ve Balyoz davasında yeniden yargılamanın yolunu açtı! Başından beri söylediğim gibi eleştirdirdiğimiz Askeri Mahkemelerin yerine, Özel statülü mahkemeler kurarak, farklı davranmayan yargı sistemi ve iktidar, subayların adil yargılanmasını engelleyerek, bir hukuk dramı yaşatmıştı. Soru hep şu oldu Türkiye’de; bizden misin, değil misin? Ben şahsım adına her zaman ADALETTEN yana oldum ve hayatımın sonuna kadar olmayı devam edeceğim.

Diğer taraftan, askerlik sistemi içinde yetişmiş biri olarak, bu sistemin içinde yozlaşma olmadığını iddia etmiyorum. Varsa, bu yaratılmış delillere dayandırılmış değil, varolan durumu ispatlayan şekilde gerçek olmalı! Beni en çok afallaştıran ise, iddianamelerin kümeleştirilip birleştirilerek, 2 dava arasında paylaştırılmış olmasıydı.  Ve hatta İlker Başbuğ bile, konu ile ilişkilendirilerek, terörist lideri ilan edilirken, davalar inandırılıcılığını iyiden iyiye kaybetmişti.   Burada daha önemli bir konu var; içeriden bir-bir tahliye edilen subayların suçsuzluğu, henüz, ispat edilmiş değildir. Gelinen nokta, yargılama sürecinin yeniden başlatılmasından başka bir şey değildir. Yani hali hazırda hukuk ayıbı devam etmektedir! Buradan, özellikle söz konusu davalar vasıtası ile vatan haini ilan edilen ve toplum gözünde ucuzlaştırılan komutanların, öncelikle ailelerini ve daha sonrasında savaşmaktan hiç vazgeçmeyen avukatlarını can- gönülden kutlarım. Türkiye asıl demokrasi sınavını açılan davaların sonuçlandırılması konusunda verecektir! Umarım bu yargılama süreci tıkanmadan işleyerek subaylarımız toplumun gözü ve vicdanı önünde aklanacaktırlar.

“Biz Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu mümkün kıldık” gibi iktidarın varılan noktada demokrasiyi sahiplenme çabası, abeste iştigalden başka bir şey olmamıştır. Bu kararların cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ve paralel devlet söyleminin iyice yavaşladığı bir ortamda alınması, manidardır. Yine de kampanya açısından herhangi bir etkisinin olmayacağı düşüncesindeyim.

Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasıyla da ilgili birkaç laf etmek istiyorum. Saygın bir kişi olduğunu tartışmadığım sayın Abdullah Gül gibi bir şahsiyetin yerine, görüş ve davranış açısından ondan hiç de farklı olmayan başka bir kaliteli şahsiyetin, görüşleri hangi çizgide olursa olsun, önerilmesi, aslında, muhalefetin iktidardan farklı bir anlayışının olmadığını gösteriyor. Kim kazanırsa kazansın, Türkiye son on küsür yılda sürdürdüğü çizgiyi, açıkçası, kimse değiştirmek cesaretinde değil. Bu da en çok laik kesimin canını yakıyor. Elit , laik kesim, politik söylemde  temsil edilmediğinin farkında ve alışılmadık bir şekilde, muhalefet de iktidara uyarak, bu temsilsizliğe çanak tutuyor ve seçim öncesi, anlaşılıyor ki, strateji değişikliğine gidiyor. AKP’nin tabanına yönelik bu davranışın sonuçları için Cumhurbaşkanlığı seçimi gerçek bir sınav olacak. Bana sorarsanız, bu tür yenilikçi arayışları iktidar sık-sık kullanırken, muhalefet niye kullanmasın? Burada önemli olan karşıt düşüncenin(muhaliflerin), inanç birliği yaparak, adayı desteklemesinde ve ilk defa muhaliflere, mümkünse, zafer kazandırmasında! Bunu Cumhurbaşkanı seçmek olarak düşünmemek, ara ve ön seçim olarak değerlendirmek lazım!  

Sonuç olarak AKP iktidarlığının zamanında cereyan eden doğru ya da yanlış bir demokrasi arayışı var. RTE sadece bir lider, aslında icraatını başarıyla geliştiren bir ekonomi yönetimi, başarısız bir İçişleri ve Dış ilişkileri bakanlığı var. Ve bu başarısız sonuçları üstlenmeye ve bertaraf etmeye çalışan bir başbakan var. Ve doğal olarak bunun imkansız olduğunu göremeyerek, kendi iktidarına her gün güç kaybettiren bir başbakan!

Seçim sonrası ülkemde doğru giden tek şey ekonomi çünkü oradaki standartları koyan arkadaşların deneyimi kesinlikle üst düzeyde!

Ve son olarak;

“Her halk kendi kalitesine uygun liderler seçer. Onlar seçmezse, başka seçenler bulunur ama onlar da sadece kendi çıkarlarını gözetecektir. Özcesi demokrasi, her toplum için en iyi yönetilme biçimidir, her zaman istenen sonuç vermese de!”.

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Halk konuyu sizin gibi derinlemesine incelemez...Muhalefetin adayı meşhur değil...Kim o diyecekler.Bence şansı az.Tayyip banko kazanır.

Kerim Korkut 
 24.06.2014 20:37
Cevap :
Yapacak çok şey yok! Bekleyip göreceğiz...  26.06.2014 11:20
 

erik abi, yillar once taksimde maxim gazinosu vardi. Bilirsin su ye ic seyret cinsinden. Tifil bir delikanli iken yabanci bir grup misafiri agirlamak gerekti sordular tam turk usulu eylence yemek? Ben dedim ben Hilton tepesi panorama'yi hic bir seye degismsm. Sesssiz sakin ama yemek!israr peki ben gitmem ama bulalim. Maxim butun ge ce davul gum gum dedi darbukada tak tak tak. Ertesi gun sordum nasil? Dedilerki kulagimizda hala gum gum gum!Yani abicim oyle demokrasi boyle demokrasi!

Newyorker 
 22.06.2014 1:34
Cevap :
Çok net anlatmışsınız; teşekkür ederim Nevyorklu ağabey! Selam ile  24.06.2014 22:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1645
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 292
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster