Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
524
 

Adı yok

—Adı konmasın. —Olur, konmasın.

Kaçışın en güzel tarifi. Şayet adını koyarsan bir anlam yüklenir. Beklenti ve sorumluluklar gelir peşin sıra. Oysa adını koymazsan iki tarafta mutludur. Gerçekten öyle mi acaba?

0 mutlu. Nede olsa canı isterse görüşüyor. Canı isterse vakit ayırıyor. Paylaşıyor vs. Tabii canın istemesi de göreceli, ihtiyaç dâhilinde vuku buluyor. Morali mi bozuk; destek alıyor. Karşılıklı kültür alışverişi mi yapılacak, farklı pencerelerden mi bakılacak yaşama? Oturup, saatlerce konuşuyorlar. Keyifli bir öğle ya da akşam yemeği olur. Ya da bir kahve içimlik zaman yeter. Hatta biraz güzel söz ve ilgiyle hoş bir cinsel beraberlikle bile noktalanabilecek bir gün.

Ooooh yemede yanında yat.

Var mı böyle ilişkiler diyenlere; var bir sürü. Etrafa bir daha bakın diyorum. Kadın yaşadığı anları birbirine ekler, zaman çıkartmaya çalışır. Erkekse çoktan işlere ve günün telaşlarına gömülmüştür.

Konmasına, “olur” sözü aslında ortam gereği olup, kadın tüm varlığıyla ait olmayı beklemektir. Sevgiye ve ilgiye olan açlığını bastırmak için kendini maskeler. O kadar yorgundur ki, beklemekten de yorulmuştur. Önemsizce sarf edilen sözcüklere gerekli gereksiz anlam yükler. Karşı tarafın ilişki sorumluluğunu almamasını algılasa da anın verdiği hazla, sanır ki paylaşılanlar değerlidir ve bunlar toplandığında ilişkinin temelleri atılacaktır. Üstelik ne de olsa adamın anlattığı verilerden de özel bir birliktelikleri olduğuna inanacak kadar da duygusal bir yaratıktır.

Onun tarafından baktığımızla, aklını kullan diyeceğiz ama kurgu sağlamdır. Sana ihtiyacım var denmiştir, hatta seni seviyorum. Daha ne olsun ki? Kadın yüreğinin kapısı zaten aralıkken, içeri süzülmek hiç de zor olmamıştır. Üstüne de arada bir adamın varlığını hissettirecek bir iki sms atımı olayı bağlar.

Baharın da getirmiş olduğu yaza ait aşk kokusu etrafı sardığı kadar, kadını da sarmış. Bir gözü cep telefonunda yeni yaşanacak günü beklemekte.

Kim aç değil ki, herkes bir şeylere aç. Sevgiye, ilgiye, huzura, özene, paylaşıma, dokunmaya …… Saymaya kalsak liste epey kabarık olacaktır.

Adama gelince, dürüsttür aslında. Belki yoğun bir ilişkiden çıkmış, belki de yeni noktalanmış bir evlilik ya da baskıcı bir birliktelikten hemen sonra; tekrar aynı şeyleri yaşamak istememekte. Olası bütün nedenler. Biraz da gönlünün, canının istediği gibi yaşasa ne çıkar? Hem söylememiş mi adı konmasın diye? Karşı tarafta onay vermemiş mi? Ortada büyütülecek ne var? Anlardan keyif almakta ne sakınca var ki?

Sınırlarının ana göre değiştiği, dostla –sevgili arası, bir var - bir yok silsilesi içerisinde yoğrulmuş adı yok bir ilişki işte.

Arada elbet çıkıyor zamana sahip ilişkiler, birbiriyle kenetlenmişlik ama roller değişse de beklentiler farklılaşsa da adı yok ilişkiler hüküm sürüyor.

Vakit beklentileri aza indirme ya da yok sayma devri.

-Duyulan, görülen, yaşanan, yaşanmayan, gerçek ya da hayal tüm adı yok ilişkilere ithaf en-

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 2179
Kayıt tarihi
: 07.09.06
 
 

1975 doğumlu tipik bir terazi.. Kimine göre bu yıllara bir sürü şey sığdırmış biri; kimine göre..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster