Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
12798
 

Adnan Menderes gönül adamı mıydı? Yoksa?

Adnan Menderes gönül adamı mıydı? Yoksa?
 

Ayhan Aydan...


Adnan Menderesin kaç yılında evlendiğini çaba gösterdiğim halde bulamadım. Fakat ilk çocuğu olan Yüksel Menderesin 1930 doğumlu olduğunu biliyoruz. Eğer herhangi bir problem yaşanmamışsa muhtemelen 1928 yılında Fatma Berrin Menderes ile evlendiğini kabullenebiliriz… Yani Adnan Bey evlendiğinde 1928-1899= 29 yaşlarındaydı diyebiliriz… Gerçek evlilik yılları da sanıyorum yaklaşık olarak doğrudur…

Adnan Menderesin bir çok ilişki yaşadığı rivayet ediliyor. Ben bunlardan dördünü anmak ve bu ilişkiler çerçevesinde bazı analizler yapmak istedim. İlk ilişkisi eşi ve yukarda kısaca bahsetmeye çalıştım. Eşiyle olan evliliği bir aşk evliliği mi yoksa görücü usulü bir evlilik mi ya da başka ilişkilerden kaynaklanan bir mantık evliliği mi eldeki bilgilerle bunu çok iyi anlamamız mümkün değil. Ciddi bir araştırma istiyor ve bu da benim ‘iş’im değil. Doğrusunu isterseniz bu bilgilere sahip olabilmeyi ve Adnan Beyi daha iyi tanımış olmayı isterdim. Çünkü o, bu ülkede 10 yıl başbakanlık yaptı, bir devrimin ideolojisindeki ilk ciddi kırılmayı başlattı. Normal olmayan bir ölümle de hayata veda etti…

Mukaddes Vaner’le olan ilişkisi: 1946-1958 yılları arasını kapsayan bu ilişki 12 yıl sürüyor. Mukaddes hanımın doğum tarihine net olarak ulaşamamakla birlikte Mukaddes hanımın çocuklarından yola çıkarak yaptığım bir hesapla, Mukaddes hanımın Adnan beyden 15 yaş kadar küçük olduğunu görüyoruz. Bu ilişki başladığında Adnan Bey Türkiye siyaset tarihinde, Atatürk sonrası CHP’nin hızlı bir muhalifi pozisyonundaydı. Muhalefetin ana nedenini, CHP’nin çıkarmak istediği toprak reformu kanunu oluşturuyordu. Adnan bey buna şiddetle karşı çıktı ve ardından da millet vekili olduğu CHP den ihraç edildi. DP’yi kurarak Türk siyaset tarihinde unutulması güç olan macerasını başlattı.

Kısaca Toparlarsak: Mukaddes hanımla ilişkisi başladığında henüz başbakan değildi. Mukaddes hanım kendinden 15 yaş kadar küçüktü. Adnan Beyin büyük mücadeleler yaşadığı bir siyasi hayatı vardı. Eldeki veriler aslında bir aşk için her şeyin olması gerektiği gibi durduğunu gösteriyor. Burada önemli olan noktalardan biri de şu: Adnan Beyin en küçük oğlu olan Aydın beyin 1946 doğumlu olması. Yani Adnan Bey bir sevgilisi varken baba olmuştu. Hamilelik döneminin 9 ay kadar sürdüğünü düşünürsek belki de Berrin Hanımla gönül bağının artık kopmuş olduğunu kabullenebiliriz. Adnan Beyin Mukaddes hanımla yaşadığı aşkta beni en çok etkileyen nokta mektuplar oldu. Adnan Beyin yazdığı 100 civarında mektup var ve bu mektuplar çok sıcak mektuplar. Gönülden bir aşkın ipuçlarını taşıyorlar… Devam edelim:

Ayhan Aydan’la olan ilişkisi: Adnan Bey’in, Mukaddes hanımla olan ilişkisinin 1958 yılına kadar sürdüğünü eldeki mektuplardan anlıyoruz. Fakat Adnan Bey 1949 yılında, Ayhan Aydan’la tanışıyor ve 1950 yılında da bu tanışıklık aşka dönüşüyor. Sekiz yıllık süreç içerisinde bilinen 3kadın var Adnan Beyin hayatında: Eşi, Mukaddes Hanım ve Aydan Hanım… Aydan hanımla gönül ilişkisi başladığında Adnan Bey 50 yaşında Aydan hanımsa 25 yaşındaydı. Adına aşk dediğimiz o yoğun duygu akışı bir noktadan beslenmek ister. İnsanlık tarihindeki gözlemler ise 50 yaşında bir adamla 25 yaşındaki bir kadının ilişkisinin aşkla beslenen bir ilişki olabilme olasılığını oldukça düşük oranlarda gösteriyor. Ama yine de bu oran %0 değil elbette… 50 yaşında bir adam nasıl olur da 25 yaşında bir kadını sevebilir? Bu ancak cinsel bir arzu olabilir mi? Fakat, Aydan Hanım cephesinde durumun bu olduğunu söyleyemeyiz. Yassıada mahkemelerinde dahi Adnan Beyi sevdiğini söyleyebilmiştir. Üstelik Adnan Bey ona karşı bir çok yanlış yaptığı halde…

Toparlarsak: Adnan Bey Aydan hanımla ilişkideyken evliydi. Mukaddes hanım ile de sevgiliydi. Sekiz yıl üçlü bir ilişki sürdü. Aydan hanım, Adnan Beyin yarı yaşında yani 25 yaş küçüktü. Bu ilişki başladığında Aydan Hanım da evliydi. Boşanmaları için Adnan Bey, Aydan hanımın eşine maddi katkıda bulundu. Aydan Hanımdan bir de çocuğu oldu fakat çocuk yaşamadı. Bu ölüm de aslında tam olarak aydınlanmamış bir sır olarak kaldı.

Buraya kadar bir çok olasılığın üst üste geldiğini düşünüp Adnan Beyin ilişkiye girdiği kadınlara karşı bir aşk yaşadığını kabullenmeye çalışalım fakat aşağıdaki satırlardan sonra bu kabulü sürdürmek biraz sıkıntılı olabilir.

Suzan Sözen ile olan ilişki: Suzan Sözen, İstanbul emniyet müdürünün eşiydi. Suzan hanımla olan ilişkisi Suzan Hanımın polis okulunda hoca olan eşinin Gümüşhane’ye çıkan tayinini durdurmak için çaba harcarken başbakana kadar ulaşmasıyla başlar. Suzan hanımın dillere destan güzelliğiyle, Gümüşhane’ye tayini çıkan eşini, İstanbul’a emniyet müdürü yaptırmayı başarır. Yıl 1958-59. İşte bu nokta Adnan Beyin bir aşk adamı olup olmadığı sorusunun yanıtının iyice netleştiği noktadır. Bir başbakan düşünün ki, bir emniyet görevlisinin karısıyla ilişki kuruyor ve o adamı da İstanbul gibi en büyük kente emniyet müdürü yapıyor. Ve en acısı da şu ki, o emniyet müdürü, başbakanın karısı ile olan ilişkisine göz yumuyor.

Toparlarsak: 1955’li yılların sonu itibarıyla Adnan Bey için, yaşadığı aşk hayatı aslında aşk sözcüğünü pek de kapsamıyor. Suzan Sözen dışında, Türkiye üçüncü güzeli, Sevim Çağlayan ile olan ilişkisi, 1954 seçimlerinden sonra, o dönemim sosyetik randevu evi işletmecisi Lüks Nermin’in Adnan Beye taşıdığı onlarca güzel kadınla Adnan Bey’in otel odaları şenleniyor…

Bütün bunların ışığı altında, Adnan Beyin bir gönül adamı mı yoksa bir uçkur adamı mı olduğuna kararı sizler veriniz…

Gelelim İsmet İnönü’ye… O yılların şartlarında, Adnan Menderes pervasız bir hayat yaşıyor olmasına rağmen, bir çok ilişkisi belgelerle ortaya çıkmasına rağmen, İsmet Paşa bunların basına ve halka sızmasını sürekli olarak engellemiştir. İsteyen istediği dersi çıkarsın… Tam da sex kasetleri sezonunun açıldığı şu günlerde… İsteyen istediği demokratlık dersini alsın.

Peki, neden böyle bir konuya değinme gereği hissettim. Aslında her şey çok fazla ortada durmasına rağmen Adnan Bey sık sık gündeme getiriliyor ve Türkiye’nin sözüm ona iyi yazarları tarafından, sanki bir aşk adamıymış, bir gönül adamıymış gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konuyor. Oysa benim gibi bir adam bile birkaç saatlik bir araştırma sonucunda sizlerin gözlerinin önüne Adnan Beyin otel öykülerini koyabiliyorsa… Aklı başında araştırmacılar neler çıkarır kim bilir…

Adnan Menderes asılarak öldürüldü. Bunu onaylamak mümkün değil. Adnan Menderese gösterilen o derin hoşgörünün bir gün darağacında solan 3 fidana da gösterilmesini diliyorum. Onlar henüz yirmili yaşların başlarındayken, onlar henüz bir kadına sevgili gözüyle dahi bakamamış, ellerini dahi tutamamışken öldürüldüler… Onlar, gerçek aşkı yüreklerine gömdüler. Hayatı, en saf ve en duru şekliyle hiç bir zaman dejenere olmadan yaşadılar. Bunu ancak kahramanlar yapabilirdi…

kartal0634, keskin kalem bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizi sadece yorumlarınızdan tanıyorum. Gerçekten etkileyici yazılara belki de tanıdık dostlara bilemiyorum, çoğu kez yazının da önüne geçebilen guzel yorumlar yapıyorsunuz. Hâl böyleyken bu yazınız çok ilginç geldi. İnsanların zaafları olabilir gönlü aklından evvel hareket ediyor olabilir neyse ne hayat ona sunulmuştur o da dilediğini yaşar. Neden iki farklı yaşama amacını bu yönüyle karşılaştırdınız anlamadım. Aşkı çokça yaşamak iadei itibar sağlamaya engel mi? Öte yandan hiç yaşamamış olmak itibarı yüceltir mi? :)) Uzattım kusura bakmayın. Sevgiler...

SAYHAN 
 18.09.2017 20:13
Cevap :
Merhaba Caroline; Uzun zaman önce yazdığım bir günceye rastlayıp okuman bana onur verdi. Daha önemlisi zincirleme bir reaksiyonu başlattı. Yorumunu okuduktan sonra doğal olarak o güncemi tekrar okuma ihtiyacı hissettim ve o güncemi ararken konuyla ilgili yazılmış başka bir günceyi de keşfettim. http://blog.milliyet.com.tr/berrin-menderes-ve-o-kadinlar---/Blog/?BlogNo=166233 Bendeki eksikliklerin bir kısmını tamamlıyor. Caroline, diğer güncelerime göz atma olanağın olduysa aşka bakış açımı görebilirsin. Eş anlamlı kelimeler arasında kıldan ince kılıçtan keskin farklar vardır bence. Örneğin yaşamı 'hayat' yapan katkı aşktır. Hayatın içinden aşkı alırsak popilasyonların yeryüzü gezegenine yaptığı yaşam yolculuğundan ibaret kalır. Adı yaşam olur. Menderes'in yaşadıklarının aşk olduğuna inansaydım eğer onu her dem desteklerdim. O siyasi ve özel hayatında aşka ihanet etmişti bence. Buradaki birkaç satırla anlatabilecek yeteneğe sahip değilim, birgün konunun devamını yazabilmeyi umuyorum.  19.09.2017 8:39
 

Ankara'ya gidecegim bir gün havalanında Kürşat Başar'ın Başucumda müzik adlı bir kitabı geçti elime. Aslında çok kez alıp aşk kitapları okumak istemediğim dönemleriydi sanırım da almamıştım. Uçak yolculukları kitap okumadığımda çekilemez olup diyerek aldım. Soluksuz okudum kitabı. Kitabın sonuna geldiğimde Adnan Menderes ile birlikte asılan bir siyasetçinin yasak aşkını konu ettiğini anladım. En eksik kalan yanı ise, kitabı anlatan ve kahramanının isminin olmamasıydı. Yazınızı baştan sona okuyunca daha henüz etkisinden kurtulamadığım bu kitabı aktarmak istedim. Belki bu kitaba ilişkin bir blog yazmalı.

Lavinia 
 24.02.2012 12:45
Cevap :
Yazmalısınız öyleyse:-) Ankara havası yazdırır...  09.03.2012 10:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 2918
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 1455
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

Tıka basa dolu bir adam değilim. Balığı gördüysem derine inerim. Uzun süre gölgede kalamam. Okuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster