Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '07

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
4781
 

Ağrı, kaderiniz değildir!

Ağrı, kaderiniz değildir!
 

İnsan hakları… Salt insan oluşumuzdan doğan haklar diye biliriz biz onları. Doğal hukuk olarak da dile getirilir bu haklar. Namına son derece bulanık göndermeler yapılsa da herkesin ağzında sakız gibi çiğnediği “Adalet”ten başka bir şey değildir doğal hukuk. İşte onu yani adaleti tanımak, bilmek ve bilinenleri paylaşmak gerek! Gerçek adaleti sindirmek ve tüm insanlığa mal etmek için.

Ne zaman tepe açısı Tanrısal esin, taban açıları akıl ve ahlaktan oluşan adalet üçgenini görebiliyorsak eğer, iyi ile kötüyü net olarak ayırabiliyoruz demektir. İşte o zaman:

“Açlık kader değildir! Yoksulluk kader değildir! Savaşlar da öyle, küresel ısınma da öyle!” diyebileceğiz. Ve o zaman, gerçek eşitliği ve adaleti doyasıya sindireceğiz.

Bugün, insanlık adına çektiğimiz acılar nasıl kaderimiz değil ise bedenimizi saran ağrılar da sineye çekilecek şeyler değildir. Yeter ki acılarımızın kaynağına inelim, onları paylaşalım ve paylaştıklarımız ile paylaşmadıklarımız arasındaki farkı kapatalım.

Ağrı çekmek kader değildir. Ağrısızlık insan hakkıdır. Artık ne türden olursa olsun ağrıyı kontrol ve tedavi etme olanaklarına sahibiz. Sırf bu amaçla resmi ve özel ağrı klinikleri faaliyettedir. Fakülte ağrı klinikleri “Algoloji Ana Bilim Dalı” adı altında özel eğitim ve ihtisaslar vermektedir. Yine bu amaçla farklı klinikler arasında işbirliği sağlanmakta ve ağrının giderilmesi için çeşitli metotlar geliştirilmektedir.

Bugün, tüm organlarımızın ağrılarına karşı lokal ya da genel tedavi prensipleri uygulamaktayız. Lokal olarak ağrı kesme yöntemi, doğrudan ağrılı bölge sinirlerine ya da çevre dokulara yapılan müdahalelerdir.

Eşiğiniz alçak mı?

Ağrı, tüm insanlarda ayni duyguları uyandırmaz. Kiminde çok şiddetli, kiminde orta, kiminde ise hafif şiddetlidir. Yine kişiye göre değişen yakıcı, yırtıcı, zonklayıcı türden farklı karakterleri söz konusudur. Bu, hepimizde farklı ve özgün olan ağrı eşiği ile ilintili bir durumdur. Ağrı eşiği düşük olanlar acıyı daha şiddetli hissederler. Ağrı eşiği yüksek olanlar ise acıya daha dayanaklıdırlar.

Ağrıyı algılama bağlamında eşik, beyin tarafından belirlenir. Beynimize ulaşan mesajlar derlenip toplanır ve sonuçta bir duygu olarak ifade edilir. Verilen bu yanıt sadece bedensel değil ayni zamanda sosyal içeriklidir. Yani içinde yaşadığımız koşullar olan çevre ve kültür tarafından da etkilenir hatta çoğu zaman da belirlenir.

Tüm bu nedenlerden dolayı ağrı ölçülemez, sayılamaz, matematik kesinliklerle ifade edilemez. Ama tamamen kişiye özel olduğunu söyleyebiliriz.

Ağrı alarmdır!

Kişiye özel şiddet ve karakteri ile ağrıyı bedenin bir alarmı olarak kabul edebiliriz. Ağrı, bir yerlerde işlerin iyi gitmediğine dair sahibini uyarır. Bizi önlem almaya davet eder. Ancak, bazı durumlarda her şey öylesine karmaşık olabilir ki hiç bir neden yok iken ağrı hissedilir. Hani ev ve araç alarmlarının nedensiz çalması gibi bir şeydir bu.

Alıştığınız ağrılar dışında o güne kadar tanışmadığınız bir ağrı ile karşı karşıyaysanız burada durun! Son derece uyanık ve dikkatli olun! Karakteri ve şiddeti yabancı olan bu ağrıyı derhal doktorunuzla paylaşın ve ciddiyetle üzerine gidin.

Uluslararası Ağrı Araştırma Kurumu ağrıyı şöyle tanımlıyor: “Ağrı, vücudun herhangi bir yerinden kaynaklanan, organik bir nedene bağlı olan veya olmayan, insanın geçmişteki tüm deneyimlerini kapsayan, hoş olmayan özel bir duyudur.” Bu tanım, hoş olmayandan söz etse de bilim ve felsefenin hoş olan birlikteliği adına duygularımızı okşuyor.

Yaşam tarzınızda spora verdiğiniz önem ile ağrılara karşı eşiğinizi de yükseltebilirsiniz. Spor yaparak özellikle bel, sırt ve omuz ağrılarınızı hafifletebilirsiniz.

En sık görülen ağrılar: Baş ağrıları, kas/eklem ağrıları ve bel ağrılarıdır. Bunları değişik organları tutan kanser ağrıları izler.

Baş ağrıları içinde en sık görüleni gerilim türü baş ağrısıdır. Bunu migren ve tansiyona bağlı olan ağrılar izler.

Kas ve eklem ağrıları çok değişik nedenler ile ortaya çıkabilirler. Eklem iltihabı ve romatizma kaynaklı olanlar etkin bir şekilde tedavi edilmelidirler.

Ağrı kesici ilaçlar

Ağrı kesmek amacıyla kullanılan ilaçlara analjezik ilaçlar adı verilir. Analjezik, eski Yunancadan gelme bir sözcüktür ve ağrısızlık anlamına gelir.

Analjezik ilaçlar, üç farklı mekanizma ile etki yapan ilaçlardır. Birinci grup, beyin üzerinden etki yaparak ağrıyı keser. Bu nedenle bu tür ilaçlara santral etkili ağrı kesiciler adı verilir. Morfin bu grubun esas ilacıdır. Diğerleri morfin benzeri ilaçlardır.

İkinci grup ağrı kesici ilaçlar, çevre sinirleri üzerine etki yaparak ağrıyı keser. Adından da anlaşılacağı gibi kas ve sinirler üzerine etkilidir. Aspirin bu grubun esas ilacıdır. Diğerlerinin etkileri de aspirin benzeridir. Bu grup ilaçların ayni zamanda ateş düşürücü etkileri de vardır.

Üçüncü grup ağrı kesiciler, lokal anestezik ilaçlardır. Bunlar adları üzerinde, lokal olarak uygulandıkları alanlarda etkili olan ilaçlardır. Diş hekiminizin kullandığı ağrı kesiciler bu gruptandır.

Ağrı tedavisini mutlaka doktorunuzun göstereceği hedefler doğrultusunda yapınız, kulaktan dolma ilaç ya da alternatif yöntemlere asla rağbet etmeyiniz.

Ağrı kesici tedaviler

*Ağrı kesici ilaçlar

*Girişimsel yöntemler

*Fizik tedavi

*Psikolojik telkin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 18439
Kayıt tarihi
: 12.11.06
 
 

18.12.1954 yılında Tunceli Nazimiye ilçesinde dünyaya geldim. İlk orta ve lise tahsilini Bergama'da ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster