Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
619
 

Ah biz Türk erkekleri !

Ah biz Türk erkekleri !
 

Kadınlar ve erkekler için ayrı Aşk'lar !


Bugün yine uzun uzun yürüdüğüm günlerden biriydi. Ne terapi ama! Artık düşünürken mırıldanmamaya ve gülümsememeye dikkat ediyorum. İnsanlar önlerine değil, bana bakıyorlar çünkü! Kara gözlüklerimin arkasına gözlerimi de saklıyorum aslında ya, neyse.

Her fırsatta bloglarımda da bahsettiğim gibi kitaplar ve edebiyat benim hayat iksirim. Yazmadan, okumadan ve hatta kitap koklamadan duramam. Yazar arkadaşlarımı destekler, ayda en az 10 yeni kitap alırım. Can dostum Eski Kitabevi Adnan'dan da herhalde 20-30 okunmuş kitap alırım. Kitap almanın ve okumanın iki farklı zevk olduğuna inanan biri olarak, yoğun iş hayatımdan dolayı ayda en fazla 2 kitap okuyabilirim. Yeni romanımı, yeni şiir kitabımı, MB blog yazılarımı ve de değerli MB yazar arkadaşlarımın eserlerini okumaya, yorumlamaya ayırdığım zamanı da düşünecek olursak edebiyatın hayatımda tuttuğu yer anlaşılır.

Neyse, konu dağılmasın. Bugünkü parkurum Göztepe'den Pendik'e sahil yolundan gidiş-dönüştü. Düşünmek, hayal kurmak, yeni planlar yapmak, insan manzaralarını izlemek ve bol deniz havası alarak kalori yakmak için harika bir parkurdu. İnsanlar güzel havanın da etkisiyle çimenlere yayılmışlardı. Çocuklar hopluyor, zıplıyor, örtüler serilmiş, yemekler hazırlanmıştı. "Yapma bubaaa." diyen bir çocuğun kulağı babasının iki parmağı arasında iyice uzamıştı. Diğer köşede başka bir baba da ailesinin yemek taksimini yapıyordu. Ailesinin tüm kadınları voleybol oynamaya kalkmış bir baba da uzandığı yerden kızına, "Çoh zıblama gıızz, östün baaşın hakim ol." diye çıkışıyordu!

Ah biz Türk erkekleri diye geçirdim içimden ve aklıma gelen iki olay gülümsetti yine beni. İnanın bana, şimdi vereceğim iki örneği bir başka ülkede görmedim. Aslında bu blog'u daha önce de yazabilirdim; ama belki de bugün sahil boyu yayılmış aile babaları önayak oldu.

Gittikçe Milli Kütüphane'ye benzemeye başlayan, artık koridorları bile kitap kümeleriyle dolan evimdeki binlerce kitabın içinde bir benzeri daha yok! Elif Şafak'ın ya da dış dünyada bilinen adıyla Elif Shafak'ın, "Aşk - Love" adlı kitabından bahsediyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bir Türk yazar olarak kitaplarını İngilizce yazıp sonra türkçeye çevrilmesini anlayamamakla birlikte bir kalemdaş olarak emeğine saygı duyuyorum ve tüm kitapları da kütüphanemde mevcut; ama hiçbirini okumadım! Allah ömür verirse de yetmişli yaşlarımdan önce vakit ayırabileceğimi sanmıyorum. Bilenleriniz olabilir, yeni kitabı Aşk'ın iki farklı kapaklı baskısı var! Bayanlar için pembe, erkekler için gri! Aslında önce pembe kapaklı basıldı; ama hiç Türk erkeği pembe kapaklı kitap okur mu! Delikanlıyı bozar o renk! Yapılan piyasa araştırması hemen gerekli önlemi aldırdı ve Türk erkekleri için maço renk gri kapaklı baskı yapıldı! Ama yine de elinde ne gri ne de pembe kapaklı Aşk olan bir erkek görmedim ! Benim evimdeki baskı ilk çıktığı günlerde aldığım pembe kapaklı olan ve bir rahatsızlık da duymuyorum. Keşke ne gri ne de pembe olmayan bir renk seçilseydi baştan.

Birkaç ay oluyor, çok sevdiğim bir arkadaşımla yemek yiyoruz. Yemek siparişimizi alan garson ne içeceğimizi sorunca her zamanki gibi, light kola dedim. Kiloma dikkat etmenin dışında, normal kolanın bana fazlasıyla şekerli gelen tadını sevmiyorum ve light olan, damak tadıma daha uygun geliyor. Başımı arkadaşıma çevirdiğimde gülümsediğini fark ettim.

"Hayrola neden gülüyorsun?"

"Sen light mısın oğlum?"

"O da ne demek şimdi!"

"Yahu sen reklamları izlemiyor musun? Normal kola lezzetinde ama kalorisiz yeni bir kola daha var. Reklam filminde maçovari erkekler kalın sesleriyle seslendiriyorlar hani."

"Haa, evet, izledim ama ben normal kolanın tadını sevmiyorum."

"O yeni diyet kola neden yaratıldı, biliyor musun?"

"Yoo, neden?"

"Firma, tüm dünyadaki light kola satışlarına bakınca, Türkiye'nin ez az light kola tüketilen ülke olduğunu tespit etmiş ve bunun nedenini araştırmış. Biliyorsun bizim ülkemizde light sıfatıyla anılan erkek dalga geçme konusu olur. Hiçbir erkek kendisine light denmesini istemez. Çocuklar Duymasın adlı dizideki 1 kalorilik light erkek Selami'yi hatırla. Yani, yapılan araştırmalar göstermiş ki Türk erkeği, isminden dolayı light kola içmiyor, elinde taşımıyor!! Bunun üzerine, işte şimdiki karizmatik isimli, reklam filminde bol erkek kullanılan ve seslendirmesi fazlasıyla erkeksi olan kola çıkmış ortaya. Tabii satışlar da patlamış."

"Hadi yaa!! Valla ben maço, paço değilim ve bu anlattıkların da sadece yemeğimi daha keyifle yememe yardımcı oldu. Ben light kola içmeye devam edeceğim."

Düşündüm de, şu piyasa araştırma şirketlerinin gücüne bakar mısınız! İki güncel olay ve hedefi tam 12'den vuruş! Bense, pembe Aşk'a da sahip olsam, light kola da içmeye devam etsem, Türk erkeğinin ihtiyaçlarını çok iyi tespit eden bu başarılı satış projelerini ayakta alkışlıyorum.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şincik, geçenlerde İstanbul' un ara ve de arka semtlerinde, sanayi sitesi kıvamında bir bölgede işim vardı. Orada bir seyyar köfte ekmek arabasının üzerine KOFTECHI yazıyordu. Yani mutena (!) bir semtin kaçak esnafı ile uluslararası bir yazarın pazarlama stratejileri arasında pek de bir fark yok görüyorsunuz. Ayrıca bilmem biliyor musunuz Elif Hanımın soyadı aslında Şafak değil. Şafak yazarın annesinin adı. Uluslararsı platformda noktalı harf krizi yaşayabileceğini demek ki önceden hesaplayamamış!!! Kader işte, böyle ayağına dolanıverir günün birinde, tercihlerin...

Şebnem Aybar 
 28.10.2009 15:23
Cevap :
"Bu bizim türkçemiz, korumamız gereken" adlı blog'umu da bir ara okursanız, sizin KOFTECHI'ye atıfları görürsünüz :) Elif Şafak'la ilgili yeni bir şey öğrenmiş oldum sayenizde.. Ben de yeni kitabımı, Atta Kamel Shaheen adıyla çıkarmayı düşünüyorum. Daha bir havalı olabilir :) Teşekkürler, sevgiler..  28.10.2009 18:36
 

Gerçek Mevlevîlerin E. Şafak'a ateş püskürdüklerini biliyor muydunuz?.. "750 yıl boyunca ve özellikle hiç kimse Şems'in cesedini Rumi'ye göstermedi, onu hep Şems bir gün geri gelecek umudu ile yaşattı; ama bu kadın, sözde tasavvufu anladığını söyleyen katı yürekli kadın, kitabının sonunda Şems'in cesedini Rumi'ye göstermekten imtina etmedi!!!" diyorlar ve daha neler neleer! Haber vereyim eşe -dosta sizin aracılığınızla, izninizle... Saygıyla...

Mehmet Sağlam 
 26.10.2009 20:35
Cevap :
Demeyin hocam !! Hangi kitap ki reklam bombardımanıyla bize sunuluyor, ben de bir o kadar uzaklaşıyorum. Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ni de okumadım. Beni bir şeyler durduruyor. Suni ve hatta ticari kokuların edebiyata bulaşmasına dayanamıyorum.. Teşekkürler paylaşımınıza.. Selamlar.  26.10.2009 20:59
 

Benim elimdeki kitabın kapağı da gri... Tek kalmıştı... Light kola olayını sallamış arkadaşınız. Eski gazozcuyum ya oradan biliyorum : ))

Ali Gülcü 
 26.10.2009 13:06
Cevap :
Anladım, siz gri Aşk sevenlerdensiniz :) Merak etmeyin kola konusunu araştırmadan yazmadım. Internet'de epey bilgi var bu konuda, yani anlattığım hikaye doğru.. Teşekkürler, selamlar..  26.10.2009 16:06
 

Aslında görerek yaşayarak yürümenin tadına doyum olmaz,yığınla birbiriyle alakasız konu yakalıyor insan.. Bol kazançlı, iyi yürüyüşler size.Kola ve boyalı tüm içecek'lerle ilgili mevzu'yu 7-8 yıl önce Rahmetli Recep Yazıcıoğlu ile yaptığım bir sohbetin ardından çözdüm.:).Kapağı ve ismi güzel kitabı okumadım,rastlarsam alıp okuduktan sonra belki bir şeyler derim.Selamlar usta..

cinford ali duran 
 26.10.2009 11:15
Cevap :
Teşekkürler arkadaşım.. Sevgiler.  26.10.2009 18:11
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8314
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1118
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster